Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/3804 E. 2023/8707 K. 26.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3804
KARAR NO : 2023/8707
KARAR TARİHİ : 26.09.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/210 E., 2022/5 K.
KARAR : Kısmen kabül

Taraflar arasında Bağ-Kur sigortalısı iken 4956 Kanun ile eklenen geçici 2 nci maddesi gereğince 13 üncü basamakta iken satın aldığı 24 üncü basamağa yükseltilmesi nedeniyle alması gereken yaşlılık aylığı miktarının tespitine, maaş farklarının ödenmesi, aksi takdirde satın alması nedeniyle Kuruma yaptığı ödemelerin davalı Kurumdan istirdadı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair, karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından, temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesi ile 040603093 Bağ-Kur numaralı müvekkilinin 22.10.2003 tarihinde 1479 sayılı Kanun 4856 sayılı Kanun 4956 sayılı Kanunla eklenen geçici 2 nci madde çerçevesinde 13 üncü basamaktan 24 üncü basamağa yükselme talebinde bulunduğunu, kendisine Kurumca bildirilen ve kabul edildiği bildirilen şekliyle de taksitler halinde toplam 40.974,45 TL parayı Kuruma ödediğini, müvekkilinin en son basamağının 24 olarak tescil edildiğini, emeklilik başvurusunu yaptığı 02.08.2007 tarihine kadar da primlerini 24 üncü basamak üzerinden yatırdığını, 02.08.2007 tarihinde emeklilik başvurusunda bulunduğunu, ancak müvekkiline bağlanan aylığın 13 üncü basamağa bağlanan aylık kadar olduğunu, öncelikle Kurumun hukuka aykırı işleminin iptalini, emeklilik maaşının kazanılmış hakkı olan 24 üncü basamağa tekabül eden tutar üzerinden ödenmesini, şimdiye kadar eksik ödenen maaş farklarının da faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili, cevap dilekçesi ile davacının aylığı bakımından, hesaplamada herhangi bir hata yapılmadığını, Kurumca yapılan işlemlerin yasa ve usule uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, bozma öncesi verilen karar ile bilirkişi raporunda özetle; davacının 22.10.2003 dilekçesi ile 13 üncü basamağını 24 üncü basamağa basamak yükseltme talebinde bulunmuş olduğunu, Bağ-Kur … İl Müdürlüğünün tahakkuk ettirdiği basamak yükseltme prim borçlarını süresinde ödeyen davacıya 22.10.2003 tarihli talebine istinaden 01.08.2004 tarihinde 13 üncü basamaktan 24 üncü basamağa yükseltildiğini, 02.08.2007 tarihinde yaşlılık aylığı talebine karşılık 01.09.2007 tarihiden geçerli yaşlılık aylığı bağlandığını, davacı yaşlılık aylığının hatalı hesaplandığını, bunun sonucunda eksik ödendiğini ileri sürmüş olduğunu, 4447 sayılı Kanun ile değişik 1479 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesiyle, aylık hesabında ilk defa “ağırlıklı ortalama” kavramının getirilmiş olduğunu, aynı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’un eklenen Geçici 11 inci maddesine göre 4447 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 01.01.2000 tarihinden önce sigortalı olup da bu yasa döneminde halen sigortalılıkları devam edenlerin aylık hesabının ne şekilde yapılacağının düzenlenmiş olduğunu, yasaca öngörülen şekilde hesaplandığında davacının 01.09.2007 tarihi itibariyle aylığının Ek ödeme hariç 1.242,34 TL olduğunu bildirdiği anlaşılmış olmakla, bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere; 4447 sayılı Kanun ile değişik 1479 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesiyle, aylık hesabında ilk defa “ağırlıklı ortalama” kavramının getirilmiş olduğu, aynı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 11 inci maddesine göre 4447 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 01.01.2000 tarihinden önce sigortalı olup da, bu yasa döneminde halen sigortalılıkları devam edenlerin aylık hesabının ne şekilde yapılacağının düzenlenmiş olduğu, yasaca öngörülen şekilde hesaplandığında davacının 01.09.2007 tarihi itibariyle aylığının Ek ödeme hariç 1.242,34 TL olduğu anlaşılarak, davacının davasının kabulüne, davacının 01.09.2007 tarihi itibariyle aylığının ek ödeme hariç 1.242.34 TL olduğunun tespitine, dair karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin bozma öncesi verdiği kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı Kurum vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin, bozma kararında Mahkemece, öncelikle, davalı Kurumdan basamak satın alan davacı hakkında Hukuk Genel Kurulu’nun 05.10.2011 günlü ve 2011/21-497 Esas, 2011/583 K. sayılı ilamının basamak satın alanlara uygulanması gereğine işaret eden 04.05.2012 tarihli genel yazısı kapsamında işlem yapılıp yapılmadığı ile davacı hakkında intibak ile fark aylıklarının faizlerinin ödenip ödenmediğinin belirlenmesi gereklerine uyulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, 01.07.2015 tarihli kararda “Davanın kabulü ile müteveffa …’in aylık başlangıç tarihi olan 01.09.2007 tarihi itibariyle Yaşlılık aylığı miktarının 1.149,24TL olduğunun tespitine, eksik ödenen maaş farklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine” karar verildiği, davalı Kurum vekilinin temyiz talebi üzerine, anılan kararın bozulduğu anlaşılmakta olduğundan, bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi sonucu, aylık miktarı yönünden davalı Kurum lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Olayda, usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığına göre artık anılan döneme yönelik talep yönünden kabul kararı verilmesi olanaklı değildir. Bu ilke, Kamu düzeni ile ilgili olup Yargıtay’ca kendiliğinden dikkate alınması gerekirken bu miktarı aşarak yazılı şekilde karar verilmesinin bozma nedeni olduğu belirtilerek, karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında intibak ve fark aylıkların ödenip ödenmediğinin belirlenmesi ile tarafların usuli kazanılmış haklarının gözetilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu kapsam da Kurum ile yazışma yapılmış, Şişli Sosyal Güvenlik Merkezinin 28.10.2021 tarihli 34145249 sayılı yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. Kurum tarafından yazı cevabında davacı …’e 01.09.2007 tarihinden itibaren 24 üncü basamaktan yaşlılık aylığı bağlandığı, bu davacının vefat tarihine kadar devam eden yargılamadan dolayı herhangi bir basamak intibakı güncelleme işleminin yapılmadığı, hak sahibi …’in talebi üzerine 14.09.2012 tarihinde basamak intibakı yapılarak bu davacının hak sahibi olduğu döneme ilişkin 4.458,34 TL fark aylık ödemesi yapıldığı ifade edilmiştir.

Kurum ile yapılan yazışma neticesinde fark aylık yönünden belirtilen bozma gereğine ilişkin işlem yerine getirilmiştir. Davacı …’in vefatı öncesine ilişkin dönem yönünden intibak yapılmadığı ifade edildiğinden bu dönem yönünden uyuşmazlığın halen devam ettiği kabul edilmiştir. Davacının istemine ilişkin bilirkişi incelemesi neticesinde davacının 22.10.2003 tarihli dilekçesine istinaden basamak yükseltme işlemine ilişkin Kurumun kabulü gözetilerek yapılan hesaplamada 01.09.2007 tarihi itibari ile tespit olunan aylık miktarı 1.149,24 TL olduğundan ve Kurumun bu hususa ilişkin intibak işlemini yerine getirmediği anlaşıldığından davacının yaşlılık aylığı miktarının tahsis tarihi itibari ile 1.149,24 TL olarak kabul edilmiştir. Hak sahibine ödenen 4.458,34 TL’lik intibaktan kaynaklı fark dışında uyuşmazlığın devam ettiği anlaşıldığından 01.09.2007 tarihinden itibaren olması gereken aylık miktarı esas alınarak yapılacak güncellemeler neticesinde ortaya çıkacak farkın ödenen miktardan mahsubu ile ödenmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

Davalı Kurumun intibak işlemini yapmadığı sabit olup kısmen intibak ile davanın uyuşmazlık ortaya çıktıktan sonra konusuz bırakıldığı mevcut halde dava açılmasına sebebiyet veren kurum lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiş ve davanın kısmen kabulüne kısmen karar verilmesine yer olmadığına Müteveffa …’in aylık başlangıç tarihi olan 01.09.2007 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı miktarının 1.149,24 TL olduğunun tespitine, belirlenen aylık miktarları esas alınarak ortaya çıkacak aylık farklarının Kurum tarafından her bir aylık farkı yönünden ödenmeleri gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, Kurum tarafından fark aylığa istinaden ödenen 4.458,34 TL yönünden talep konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğu, Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı Kurumca davacıya bağlanan aylığın eksik hesaplandığı iddiası ile yaşlılık aylığının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili gerekip gerekmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, ile mülga 506 sayılı Kanun’un geçici 82 nci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)

2.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)

3.Ayrıntıları Hukuk Genel Kurulunun 10.12.2019 günlü ve 2015/10-3241 Esas, 2019/1325 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; mahkemece bozmaya uyulması sonucu artık bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Bu Kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

4.Mahkemece tarafların beyanlarının alınıp bozmaya uyulmasına da karar verildikten sonra yapılacak iş; bozma gereklerinin yerine getirilmesi olmalıdır. Zira Mahkemece bozmaya uyulması yönünde oluşturulan karar, bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine neden olur.

5.Hukuk Genel Kurulu’nun 18.10.1989 gün 541-534, 21.2.1990 gün 10-117; 7.10.1990 gün 439-562; 19.2.1992 gün 635-82; 23.2.1994 gün 936-94; 03.03.2010 gün ve 2010/12-81-118; 27.09.2006 gün ve 2006/19-635 E. 2006/573 K; 15.10.2008 gün ve 2008/19-624 E. 2008/632 K ile 17.02.2010 gün ve 2010/9-71 E. 2010/87 K. sayılı kararları da bu doğrultudadır.

6.Eldeki davada ise hükmüne uyulan bozma ilamının gereğinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, davacılar murisine intibakın yapılması gerektiği yaklaşımı ile 01.09.2007 tarihinden davacılar murisinin vefat ettiği 21.04.2011 tarihine kadar alması gereken aylık miktarının her bir ay bakımından ayrı ayrı davalı Kurumdan sorularak intibaklı aylığın (murisin vefat ettiği tarihe kadar hak ettiği fark aylıkların) davacılara sonraki tarihli bir işlemle ödenip ödenmediğinin sorulması, davacıların yargılama aşamasında Kurumca belirlenen intibaklı aylık miktarlarına itirazlarının olmaması halinde bu tutarların esas alınarak inceleme yapılması, itirazlarının bulunması halinde ise, davacılar murisi bakımından 1999 basamağının 21 inci basamak olduğunun kabulü ile 01.09.2007 – 21.04.2011 tarihleri arasında kalan dönem bakımından, davacılar murisinin basamak satın alması nedeniyle alması gereken aylık miktarının tespiti için infaza elverişli ve Kurumdan ayrılma yönlerini belirtir, denetime elverişli bir hesap raporu aldırılması, aldırılacak raporda, tahsis talep tarihi itibariyle sigortalıya bağlanacak yaşlılık aylığı miktarının, basamak satın almayan ve sigortalının basamak satın alma sonucu intibak ettirilerek elde ettiği basamaklarda fiilen bulunan (basamaklarda bekleme süreleri de aynı olan) sigortalılara bağlanacak aylık tutarını geçemeyeceğine dair ilkenin gözetilmesi ve davalı Kurum lehine oluşan usulü kazanılmış hak gözetilerek bir karar verilmesi gereğinin gözetilmemesi isabetsiz olup bozma nedenidir.

7.Kabule göre de davalı Kurumca gönderilen 28.10.2021 tarihli cevabi yazı içeriğinden, davacılar murisinin alması gereken aylıklar bakımından herhangi bir intibakın yapılmadığının, davacı hak sahipleri bakımından ise aldıkları ölüm aylıkları bakımından intibaklarının yapılarak farklarının ödendiğinin belirtilmesine rağmen, davacıların muris adına davaya devam ettikleri gözetilerek murisin vefat ettiği tarihe kadar hak etmiş olduğu aylıkların irdelenmesi yerine, hak sahiplerinin aylıkları ile ilgili karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.