Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/3913 E. 2023/1310 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3913
KARAR NO : 2023/1310
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/116 E., 2020/158 K.
DAVACI-BİRLEŞEN
DAVA DAVALISI : … vekili Avukat …
DAVALI-BİRLEŞEN
DAVA DAVACISI : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 17.07.2007
HÜKÜM/KARAR : Asıl davanın kabulü, Birleşen davanın reddi

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptaline ilişkin asıl dava ile, itirazın iptaline ilişkin birleşen davadan dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne ,birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı/birleşen dava davacısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı/birleşen davada davalı … vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, ileri derecede epilepsi hastası olduğunu, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 31 inci maddesi gereği sakatlık indiriminden faydalanmak suretiyle 506 sayılı Kanun’un 60/C-b maddesi uyarınca yaşlılık aylığı almaya hak kazandığından, kendisine 2/1802308 tahsis numarası ile yaşlılık aylığı bağlandığını, yaşlılık aylığına hak kazanmasına dayanak raporun sürekli olduğunu, bu raporun dayanak alınarak … Defterdarlığı Vasıtasız Vergiler Gelir Müdürlüğünün kararı ile sakatlık indiriminden faydalanmasına karar verildiği, hak kazanma tarihinde 506 sayılı Kanun’un 60/C-b maddesi uyarınca sakatlık indiriminden faydalanan kişinin kontrol muayenesine tabi tutulmasının öngörülmediğini ve bu yönde bir hükme yer verilmediğini, ayrıca, çalışma gücü kayıp oranının da olay tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelikler gereği yaşlılık aylığı kazanmasına yeterli olduğunu, bu nedenle, yaşlılık aylığı almaya hak kazandığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan Yasa ve Yönetmeliliklere göre bu hakkı tescil edilen müvekkilinin müktesep hakkının doğduğunu, davalı Kurumun tüm bu gerçeklere rağmen müvekkilinin Kurumdan almakta olduğu yaşlılık aylığını 07/2007 tarihi itibariyle kestiğini, söz konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu beyanla müvekkilinin;davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine,davalı Kurumun, müvekkilinin almakta olduğu yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin işleminin iptaline,yaşlılık aylığının ilk hak kazandığı tarihten itibaren yeniden bağlanarak, 07/2007 dönemi dahil ödenmeyen yaşlılık aylıklarının yasal faizleri ile birlikte ödenmesine ve davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2.Davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili Kurumdan 2/1802308 tahsis numarasıyla aylık almakta iken çalışma gücü kaybının %20 olduğunun tespiti üzerine, aylığı kesilen davalı adına 01.05.1996 – 21.07.2007 tarihleri arasında fuzulen yapılan ödemelerin adına borç kaydedildiğini, söz konusu dönem içerisinde borçluya ödenen 30704,80.-TL.nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili talebiyle … 9.İcra Müdürlüğünün 2007/7841 sayılı dosyası ile borçlu aleyhine icra takibine girişildiğini, borçlu tarafından borca itiraz edildiğini beyanla davalı tarafından … 9.İcra Müdürlüğünün 2007/7841 sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Vergi indirimine esas Sağlık Kurulu raporlarını sahtecilik yoluyla temin ederek müvekkili Kurumdan 506 sayılı Kanun’un 60/C-b maddesine göre kendilerine yaşlılık aylığı bağlattıran çok sayıda şahsın bulunduğuna ilişkin Kanal D Arena programında ileri sürülen iddialar ile …/Kemalpaşa C.Savcılığına yapılan ihbarlar üzerine, SSK Baş Müfettişi … tarafından düzenlenen 13.10.2006 tarihli, 1 sayılı raporu gereğince, sahte olabileceği şüphesiyle Alsancak Devlet Hastanesince 1996 – 2005 döneminde verilen sakatlık raporlarının gereği yansıtıp yansıtmadığının ortaya konulabilmesi için 01.08.2006 tarih, 625840 sayılı genel yazıya istinaden, kontrol muayenelerinin yaptırılması ve kontrol muayeneleri sonucunda gerçeğe aykırı olduğu tespit edilen sakatlık raporlarını alan şahısların yaşlılık aylığının iptali ve o güne kadar yapılan tüm aylıklarının kanuni faizi ile tahsilinin istenildiğini, davacının şahsi dosyasının incelenmesinde; 9900369 s.s. numarası ile ilk defa 13.09.1979 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığı, 13.09.1979 – 30.09.1995 tarihleri arasında 4105 gün M.Y.Ö. sigortaları primi ödediği, 01.04.1996 tarihinde kendisine %55 çalışma gücü kaybı ile vergi indiriminden istifade ederek 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 prim ödeme gün sayısı şartını yerine getirdiğinden, 506 sayılı Yasanın 60/C-b maddesine göre 01.05.1996 tarihinden geçerli olmak üzere, 2/1802308 tahsis numarasıyla yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak, Kurum Baş Müfettişi … tarafından düzenlenen ve yukarıda sözü edilen soruşturma raporunda; vergi indiriminden yararlanarak aylık bağlanan emeklinin yeniden kontrol muayenesine tabi tutularak, temin edilecek yeni rapor ile tespit edilecek çalışma gücü kaybı oranının, ilk rapordaki oran ile farklı olup olmadığının ilgili Kurullarca incelenmesinin istenmesi üzerine, temin edilen yeni Sağlık Kurulu raporu ile aylık bağlanması esnasında alınan sağlık raporunun T.C.Maliye Bakanlığı Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu, çalışma gücü kayıp oranının %20 olduğunun tespit edildiğini, oysa, 506 sayılı Kanun’un 60/C-b maddesinde; vergi indiriminden faydalanarak aylık bağlanabilmesi için çalışma gücü kayıp oranının en az %40 olması gerekir hükmüne yer verildiğinden, davacının aylıklarının başlangıç tarihi itibariyle iptal edilerek, 01.05.1996 – 21.07.2007 süresinde kendisine fuzulen ödenen 30704,70.-TL.nin adına borç kaydedilerek, tahsili için Kurum Başkanlığınca 02.07.2007 tarihli, 487948 sayılı yazıyla SSK … İl Müdürlüğüne talimat verildiğini, (henüz tahsili için icra takibi açılışı işlemlerinin tamamlanmadığını) davacının, dava dilekçesinde raporunun süreklilik arz ettiğinin belirtilerek kontrol kaydı yapılamayacağı ve müktesep hakkının doğduğu iddiasının yersiz ve mesnetsiz olduğunu, zira, 506 sayılı Kanun’un 25, 57, 60 (b) ve 101 inci maddeleri gibi muhtelif maddelerinde, kontrol kaydı yaptırılabileceğine dair amir hükümlerin mevcut olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı/birleşen davada davalı … vekili cevap dilekçesinde;2/1802308 tahsis numarasıyla vergi indiriminden faydalanmak suretiyle aylık almakta iken, davacı Kurumun yasaya aykırı olarak kontrol muayenesine tabi tutması ve kontrol muayenesi tarihinde yürürlükte buluna Yönetmelik ile yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihte yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerinin farklı olması ve bu nedenle müvekkilinin yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihte yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre kazanılmış hakkı dikkate alınmaksızın yaşlılık aylığının kesilmesi ve ödenen aylıkların faizi ile geri istenmesinden ibaret davalı Kurum işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin kesilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanması için … 8. İş Mahkemesinin 2007/707 E.sayılı dosyasında dava açılmış olup, davanın halen derdest olduğunu, … 8. İş Mahkemesinin 2007/707 E.sayılı dava dosyası ile bu dava dosyasının tarafları ve konusunun aynı olup, konunun davacı Kurumun yasaya aykırı kontrol muayenesine tabi işleminden doğduğunu beyanla dava dosyasının … 8. İş Mahkemesinin 2007/707 E.sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yapılacak yargılama sonucu, haksız ve dayanaksız davanın reddine, %40’dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2015 tarihli 2007/707 Esas, 2015/125 Karar sayılı kararıyla, Asıl dava yönünden davanın kabulü ile; 01.05.1996 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesine ve başlangıç tarihi itibariyle iptaline dair davalı kurum işleminin iptali ile, 506 sayılı Kanun’un 60/C-b maddesi uyarınca yaşlılık aylığının 01.05.1996 tarihinden itibaren yeniden bağlanarak, 21.7.2007 tarihinden bu yana ödenmeyen yaşlılık aylıklarının yasal faizleri ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitini, birleşen dava yönünden davanın reddine, karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davalısı -birleşen dava davacısı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairenin 06.02.2018 tarihli 2015/14969 Esas, 2018/624 Karar sayılı ilamı ile;
” Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, Alsancak Devlet Hastanesinin 25.01.1996 tarihli Kurul raporu ile Merkez Sağlık Kurulunun 19.03.1996 tarih ve 5782/11542 sayılı kararı ile yapılan incelemede epilepsi tanısı ile %55 oranındaki sakatlığı nedeniyle, vergi indiriminden yararlanma hakkı tanınmış olan sigortalıya 22.04.1996 tarihli tahsis talebine istinaden, 01.05.1996 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanunun 60/C-b maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak, 2006 yılında yapılan bir haber programının ihbar kabul edilerek, yeniden yapılan inceleme sonrasında sigortalı hakkında 1996 yılında dayanak alınan raporun gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla Kurumca kontrol muayenesine tabi tutulan sigortalı için düzenlenen 19.01.2007 tarihli raporla Vücut Fonksiyon Kaybı oranının %20 olduğunun görülmesi üzerine, Kurumca, 02.07.2007 tarihli işlemi ile aylığın durdurulması ve devamında aylığın başlangıçtan iptali ve 01.05.1996-21.07.2007 tarihleri arasındaki yersiz ödendiği iddia edilen aylığın tahsilinin talep edildiği, davalı kurum tarafından ayrıca takip başlatılarak sigortalının itirazı üzerine itirazın iptali için dava açıldığı, mahkemece, yargılama sırasında aldırılan Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporu ile Adli Tıp Genel Kurulu raporunda, davacı sigortalı hakkında 18.03.1998 tarihli Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkındaki Yönetmelik hükümleri ile %40 oranında özürlü olduğu belirlenmiş ve 2008 yılında yürürlüğe giren Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde irdeleme yapılmış ve mahkemece sigortalı hakkında aylığın bağlandığı 1996 yılında meri olan 506 sayılı Yasa kapsamında kontrol kaydının mevcut olmadığı nedeniyle kazanılmış hak olduğundan bahisle, davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

506 sayılı Kanunun aylık bağlandığı tarihte yürürlükte olan şekli ile, 60/C-b maddesi, “sakatlığı nedeniyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olan sigortalıların yaşları ne olursa olsun en az 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığından yararlanacaklarını” öngörmekte olup, bu koşulların başında ise öncelikle ve özellikle “sakatlığı nedeniyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olmak” hususunun saptanması önem arzetmektedir. Anılan hususun saptanması işi ise, 199 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 3239 sayılı Kanunla değişik 31/2 maddesine göre, sakatlık indiriminden yararlanmak için yetkili hastanelerin sağlık kurullarından alınan raporla Maliye Bakanlığı bünyesindeki “Merkez Sağlık Kurulu” tarafından değerlendirilerek iş gücü kaybı oranları ve buna göre sakatlık dereceleri belirlenmekte ve bu belirlemeye dayalı olarak da ilgili şahsın vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanıp kazanmadığına, yine, idarece karar verilmektedir.

Bu durumda, sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazandığına dair verilen bu idari kararın sigortalının tahsis talebiyle birlikte Kuruma ulaşmasıyla, diğer koşulların da varlığı halinde sigortalıya anılan Yasanın 60/C-b maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlanması da, yasal bir gereklilik olmaktadır.

506 sayılı Kanunun bahsi geçen 60/C-b maddesinde, 4958 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle yapılan değişiklik ile, “sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanılması dolayısıyla yaşlılık aylığına hak kazanarak yaşlılık aylığı almakta olanlar Kurumca kontrol muayenesine tabi tutulurlar” hükmü getirilmiş bulunmakla, bu gibilerin sakatlık indiriminden yararlanma koşullarını muhafaza edip etmediklerinin Kurum tarafından denetlenmesine ve değerlendirilmesine olanak tanınmıştır. Böylece, kendilerine daha önce, anılan 60/C-b maddesine dayalı olarak yaşlılık aylığı bağlanmış olanlar için, sonradan değişen durum nedeniyle bu aşamada, yasa koyucu tarafından anılan yasa maddesinde yapılan değişiklikle, konunun 506 sayılı Kanun çerçevesinde çözümlenmesi amaçlanmış olmakla, ön mesele olarak karşımıza çıkan Maliye Bakanlığınca sakatlık indiriminden yararlanmaya ilişkin ilk kararın idari yoldan kaldırtılmasına (iptaline) da gerek kalmaksızın; bu çevrede sigortalı ile Kurum arasında çıkan benzeri ihtilafların idari yargı yerinde değil, iş mahkemeleri bünyesinde görülerek çözüme kavuşturulması olanaklı hale gelmiş bulunmakla; davalı kurum tarafından kuruma tanınan yasal yetki çerçevesinde, 2007 yılında yapılan kontrol muayenesine göre işlem yapılmış olmasında yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmayıp, mahkemenin, davaya bakmış olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece yapılacak iş; öncelikle sakatlık sebebiyle vergi indiriminden yararlandırma kararına dayanak alınan 25.01.1996 ve 19.03.1996 tarihli Devlet Hastanesi raporunda yer alan sigortalının arazları da dikkate alınarak %55’lik iş gücü kaybını gerektiren bulguların başlangıçta var olup olmadığı (diğer bir deyişle anılan raporun gerçek dışı düzenlenmiş olup olmadığı) konusunun üzerinde durularak, yöntemince araştırılıp irdelenmek suretiyle açıklığa kavuşturulması, raporun gerçek dışı olduğu sonucuna varılması halinde asıl davanın reddine karar verilmesi; ikinci olarak, bu ilk raporda yer alan bulguların o tarih itibariyle mevcudiyeti halinde, bu bulguların sonradan tedavi ile iyileşme gösterip gösteremeyeceği, iyileşme gösterebilecek niteliğe sahip ise, o takdirde, sonradan alınan raporlarda yer alan bulgular ve işgöremezlik dereceleri de irdelenmek suretiyle sakatlık nedeniyle bağlanan aylığın kesildiği tarih (2007) itibariyle tıbbi durumun belirlenerek, sigortalıdaki mevcut arazların kesilme tarihine kadar devam edip etmediği veya azalıp azalmadığı hususunda da irdeleme yapılarak, saptanacak bulguların davalının sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlandırıldığı ilk tarih itibariyle ve kazanılmış hakların korunması ilkesinden hareketle o tarihte yürürlükte bulunan, diğer bir anlatımla 18.03.1981 tarih ve 8/2620 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla belirlenen ”sakatlık indiriminden yararlanacak hizmet erbabının sakatlık derecesinin tesbit şekli ile uygulaması hakkındaki yönetmelik” hükümlerine göre değerlendirmeye alınarak anılan yönetmeliğin değişik 3. maddesine göre çalışma oranı kaybı ve sakatlık derecesinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gereği vardır. Bu yönde önce Yüksek Sağlık Kurulundan, buna sigortalının itirazı olması halinde Adli Kurumu İhtisas Dairesinden ve iki rapor arasında sigortalı lehine çelişki olup sigortalının itirazı olması halinde Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınarak, davacı-karşı davalı sigortalı hakkında aldırılan 18.03.1998 tarihli rapora göre %40 oranı ile özür durumu belirlemesinin de davcı-karşı davalı lehine olduğu hususu göz önünde tutularak, durum açıklığa kavuşturulduktan sonra yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. ” gerekçeleriyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 07.09.2020 tarihli, 2018/116 Esas 2020/158 Karar sayılı kararıyla; Tarafların iddia ve savunmalarına,davacının SGK kayıtlarına usul ve yasaya uygun bozma ilamında belirtilen gerekçelere, SS Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu Raporları ile tüm dosya kapsamına nazaran davacı hakkında ilk raporda yer alan bulgular tedavi ile iyileşebilir, 1996 – 2007 yılları arası davacının sağlık durumunu gösteren sağlık kurulu raporu olmadığından ve tespiti yapılamadığından 2007 itibariyle engellilik oranının %20 olduğuna oy birliği ile karar verildiği, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 20.02.2019 tarihli, 2008/2944 E. – 15/M2378 K.sayılı kararına karşın, karşı davacı-davalı vekilinin 26.3.2019 günlü yazısında; yaşlılık aylığına dayanak rapor Alsancak Devlet Hastanesinin 01.04.1996 tarihli Sağlık Kurulu raporu olup, bu rapordaki değerlendirmeye ve 30 Aralık 2013 tarihli Adli Tıp İhtisas Kurulu raporuna göre davacının hasta olduğu ve S.S.Yüksek Sağlık Kurulunun 20.02.2019 tarihli raporuna göre de hastalığın iyileşilebilir olduğunun belirtilmesi karşısında, davacının hasta olduğu, yaşlılık aylığına dayanak raporun gerçek olduğu ortaya çıktığından, davanın kabulüne karar verilmesinin istendiği, ayrıca, karşılık davacı ve davalı vekilince, SGK Tahsisler Dairesi Başkanlığına gönderilen (30.04.2019) 02.05.2019 tarihli dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurulu raporu ve S.S. Yüksek Sağlık Kurulu raporu birlikte değerlendirildiğinde; Kurum işleminin baştan itibaren haksız olduğunun ortaya çıktığı, Mahkememizce “S.S. Yüksek Sağlık Kurulu raporunun SGK’yı bağlaması gözetilerek davacı vekiline rapor uyarınca Kuruma başvuruda bulunmak üzere 2 haftalık süre verilip, davacının yaşlılık aylığının kesilmesine yönelik işlemin iptaliyle, yaşlılık aylığının ilk hak kazanma tarihinden itibaren yeniden bağlanmasına ve ödenmeyen yaşlılık aylıklarının faizi ile birlikte ödenmesine, … 9.İcra Müdürlüğünün 2007/7841 E.sayılı dosyasından borçlu olmadığı belirtilerek, dosyanın işlemden kaldırılması için gerekli işlemlerin yapılmasına, yapılan tahsilatların faizi ile birlikte iadesinin istendiği, bu talep üzerine davalı-davacı Kurumun Konak Sosyal Güvenlik Merkezince verilen 10.07.2019 günlü, E.10035617 sayılı yanıtta; Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 20.02.2019 karar tarihli, 15/M2378 karar sayılı kararında belirtilen %20 özür oranı üzerinden emeklilik şartları değerlendirildiğinde, %40 altında bir oran tespit edildiğinden, mülga 506 sayılı Kanunun 60/C maddesine göre değerlendirilemediği, ancak 29.03.2018 tarihi itibariyle mülga 506 sayılı Kanunun 81/C-bd maddesine göre emeklilik şartlarını sağladığı, bu tarihten itibaren herhangi bir tahsis talebinde bulunmadığından, tarafına aylık bağlanmadığı, dilekçe vermesi halinde dilekçe tarihini takip eden ay başından itibaren kendisine ilgili Kanun maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlanabileceğinin belirtildiği, karşı davacı-davalı …’e 22.7.2019 tarihli tahsis talep başvurusuna istinaden, 506 sayılı Kanun’un geçici 81/C-bd maddesi uyarınca 01.08.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmakta olup 18.03.1998 tarihli, 23290 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren “Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin Geçici 1/a maddesinde; 18.03.1981 tarihli ve 8/2620 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli ile Uygulanması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre alınan ve Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kurulunca nihai olarak karara bağlanan raporlarda yer alan çalışma gücü kayıp oranları geçerlidir. Ancak, süreli verilen raporlar ile ilgili olarak hastaneye yeniden sevk işlemi uyarınca veya herhangi bir sebeple yeni bir rapor alınması halinde, çalışma gücü kayıp oranları bu Yönetmelik hükümlerine göre yeniden hesaplanır” denilmekle, 16.7.2006 tarihli, 26230 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğin” “Kazanılmış Haklar” başlıklı Geçici 1.maddesinin (ç) bendinde, “6.2.1998 tarihli ve 1998/10746 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri doğrultusunda verilmiş olan özürlü Sağlık Kurulu raporlarındaki çalışma kaybı oranları geçerli olup, bu oranlara dayanılarak sağlanmış sosyal destek ve yardım hizmetlerinin sürdürülebilmesi için yeniden özürlü sağlık kurulu raporu düzenlenmez” hükmüne yer verilip, karşılık davacı ve davalıya, Alsancak Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunca verilen 25.01.1996 tarihli, 702 sayılı rapor süreli olmayıp, sürekli olduğundan ve T.C. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3.İhtisas Kurulunun 01.10.2018 tarihli, 17481 sayılı kararı ile de raporların gerçek dışı düzenlenmedikleri, ancak hastalığın seyrine, muayene bulguların, tedavi ile günlük aktivitelerini engelleme durumuna göre değişkenlik gösterebilen bu hastalığın farklı oranlarda değerlendirilebildiği dikkate alındığında, ilk 25.01.1996 tarihinden başlayan hastalığının 25.09.2014 tarihli Genel Kurul raporunda belirtildiği üzere devam ettiği açıkça ortaya çıktığından, söz konusu Yönetmelik hükümlerine göre geçerli sayılmasının gerektiği, bu itibarla karşılık davacı ve davalının 01.05.1996 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesine ve başlangıç tarihi itibariyle iptaline dair karşılık davalı ve davacı Kurum işleminin iptali ile, 506 sayılı Kanun’un 60/C-b maddesi uyarınca yaşlılık aylığının 01.05.1996 tarihinden itibaren yeniden bağlanarak, 21.07.2007 tarihinden bu yana ödenmeyen yaşlılık aylıklarının yasal faizleri ile birlikte ödenmesi gerektiği yönünde mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmakla mahkememiz dava dosyası yönünden davanın kabulüne, birleşen dava dosyası yönünden davanın reddine ,” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davalısı -birleşen dava davacısı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Asıl dava davalısı -birleşen dava davacısı Kurum vekili temyiz dilekçesinde;

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada, Kurum işleminin iptali ile kesilen yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması ve yasal faizleri ile davalı kurumdan tahsili, karşı davada ise, sigortalı hakkında yapılan yersiz ödemeler nedeniyle Kurumca yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 60/C-b maddesi ile 4958 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl dava davalısı -birleşen dava davacısı Kurum vekilinin görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.