Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/4261 E. 2022/16319 K. 20.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4261
KARAR NO : 2022/16319
KARAR TARİHİ : 20.12.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
No :

Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı tarafından temyiz edilmesi temyiz edilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek temyiz isteminin süresinde olduğu, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20/12/2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına gelen olmadı. Davacı adına Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I-İSTEM
Davacı 170.162,70 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, bölge adliye mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle davaya konu kazaya işçinin kendi dikkatsizliği sebep olduğunu, işverenin kusuru olmadığını, rapor tanzim edilirken keşif dahi yapılmadığını, sadece davacı taraf beyanlarının dikkate alındığını, olayın oluş biçiminin kuşkuya mahal bırakmayacak bir şekilde tespit edilemediğini, bilirkişilerin davaya konu olayı aslında anlamadıklarının açık bir şekilde ortada olduğunu, kazanın işçinin sözkonusu malzemeyi yanlış, tecrübesine, bilgisine eğitimine aykırı şekilde dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak kaldırmasından sonra malzemenin devrilmesi sonucu meydana geldiğini, yani durup dururken işçinin üzerine palet devrildiği yanılgısı ile hüküm kurulmuş olmasının açıkça olayın oluş şekline aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirkette paletlerin devrilme ihtimalini ortadan kaldırmak için tüm istiflemenin tek sıra olarak yapıldığını, çift sıra istifleme yapılamayacağı ile ilgili uyarı levhaları bulunduğunu, bunun iş sağlığı güvenliği departmanının denetimi altında olduğunu, tedarik edilen masuraların firmalardan stretchli ve çemberle sabitlenerek geldiğini, tek sıra masura paletinin devrilmesinin söz konusu olmadığını, işçiye gerekli tüm eğitimlerin verildiğini, davalı tarafından iş yerinde işin yürütülmesi, çalışanların emniyet ve tedbiri için gerek İş Kanunu gerekse de İş Sağlığı ve İşçi Güvenliği Tüzüğünün gerektirdiği her türlü önlem ve güvenlik tedbiri alındığını, şirketin kendi alanında sektörün en büyük firmalarından birisi olduğunu, aynı zamanda ………….. ……. Sertifikası sahibi olduğunu, söz konusu bu sertifikaların davanın önceki aşamalarında dosyaya ibraz edildiğini, diğer yandan davalı işyerinde çalışanlara her yıl verilen zorunlu iş sağlığı güvenliği eğitimlerinin yanında mevcut belgelendirmelere ek olarak işyerinde çalışan sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak amaçlı diğer ………….., İş yerinde gerek işin yürütümü gerekse de işyeri ve işçi sağlığı ve güvenliği açısından maksimum seviye de denetim sonucu verilen ulusal ve uluslararası nitelikli sertifikaları muvcut olduğunu, iş yerindeki bu kalite standartlarının hiçbir şekilde dikkate alınmamasının doğru olmadığını, bu sertifikalara rağmen yerel mahkeme tarafından işverenin risk değerlendirmesi ve risk analizi yapmadığı yönünde kanaat oluşturması ve istinaf mahkemesince de işbu kararda isabetsizlik olmadığı yönündeki kararının kabul edilemeyeceğini, ek kusur raporu itirazlarlarının değerlendirmediğini, iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli tüm eğitim ve talimatların verildiğini, davacının eyleminin illiyet bağını kestiğini, kaza tarihinden faiz verilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminatın fazla olduğunu ileri sürmüştür.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosya kapsamından yargılmaya konu 17/03/2013 tarihli iş kazası nedeniyle Kurum tarafından yapılan tahkikat sonucunda düzenlenen inceleme raporunda davacının %30, davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğu yönünde tespit yapıldığı, mahkemece alınıp itibar edilen 05/04/2021 tarihli kök ve 24/07/2021 tarihli ek bilirkişi kusur raporlarında ise davacının %10, davalının %90 kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında sigortalının kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Somut olayda, Kurum inceleme raporunda belirlenen kusur oranları ile mahkemece alınan kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş Kurum inceleme raporu ile mevcut kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi noktasında iş güvenliği uzmanlarından oluşan yeni bir heyetten bilirkişi kusur raporu almak, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde hükme esas alınan bilirkişi hesap raporundaki bilinen(iskontosuz)/bilinmeyen(iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değişmemesi gerektiğini ve davacının kanun yoluna başvurmamış olması nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi‘nin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 20/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.