Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/4553 E. 2023/4905 K. 05.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4553
KARAR NO : 2023/4905
KARAR TARİHİ : 05.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3879 E., 2022/259 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Batı 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/164 E., 2021/399 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 13.07.2013 tarihinde iş kazası geçirerek sürekli iş göremezliğe uğradığını, iş kazasının davalının kusuruyla meydana geldiğini ileri sürerek, asıl dava ile

fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100.00 TL maddi ve birleşen dava ile 100.000.00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 198.042,78 TL olarak arttırmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde ;iş kazasının meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı işyerinde çalışırken iskeleden düştüğü, %19,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, davalı Akel Alüminyum San. Tic. A.Ş.’nin %70 oranında kusurlu olduğu, kazalı …’ın %30 oranında kusurlu olduğu hususunun kusur raporu, tanık ifadeleri, olayın oluş şekli ve tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu, aktuerya uzmanının karşılanmamış gerçek zararı 198.042,78 TL belirlediği ,manevi tazminatın ise; tarafların sosyal ve içtimai durumları, kusur oranları, davacının sürekli iş göremezlik derecesi, davacının yaşı nazara alınarak takdir edildiği gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, 198.042,78 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 16.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 35.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınmadan mahkemece maluliyet araştırması yapılarak ve ATK 2. Üst Kurulunun belirlediği % 19,2 maluliyete itibar edilerek hesaplanmış maddi tazminatın hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, % 8,2 maluliyet oranına göre maddi tazminatın hesaplanarak belirlenen maddi tazminata hak kazandığını, davacının pasif dönem zararının bulunmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK tarafından 16.06.2015 tarihinde davacının sürekli işgöremezlik oranının %8,2 olarak tespit edildiği, davacının itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulundan aldırılan raporla sürekli işgöremezlik oranında değişiklik bulunmadığının belirtildiği, davacı tarafından 07.11.2017 tarihli celsede Yüksek Sağlık Kurulu raporuna karşı beyanında maluliyet yönünden itirazı olmadığının beyan edildiği, 08.05.2018 tarihli hesap bilirkişisi raporu ile davacının maddi tazminat miktarının 55.995,58 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin hesap raporuna karşı 08.06.2018 tarihli beyanında, yapılan kusur indirimi dışında bir itirazlarının bulunmadığını beyan ettiği, yine davacı vekilinin 25.01.2018 tarihli dilekçesi ile davacının % 8,2 sürekli işgöremezlik oranı dikkate alınarak maddi tazminat hesabı yapılması için dosyanın bilirkişiye verilmesini talep ettiği, bütün bu belirtilen beyanlar, davalı yönünden usuli kazanılmış hak oluşturduğundan mahkemece aldırılan 08.05.2018 tarihli hesap bilirkişisi raporunda belirlenen 55.995,58 TL maddi tazminatın hüküm altına alınması gerektiği, davalı vekilinin en son aldırılan hesap raporuna karşı beyanında “kabul anlamına gelmemek üzere eğer mahkemece itibar edilecekse” 25.05.2021 tarihli hesap raporunun % 8,2 sürekli işgöremezliğe ilişkin seçeneğine itibar edilmesi gerektiğini belirttiği, davalının açıkça/kayıtsız şartsız bir kabulü olmadığından kendisi yönünden usuli kazanılmış hak oluşturan ilk hesap raporuna göre karar verilmesi gerektiğinin değerlendirildiği, pasif dönem zarar hesabı yapılması ve maddi tazminatın toplam miktar yönünden dikkate alınmasında bir aykırılık görülmediği, davacının maluliyet oranı , yaşı, kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olayın oluş şekli ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde mahkemece takdir edilen manevi tazminatın yüksek olduğu sonucuna varıldığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 55.995,58 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 16.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 11.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davacının sürekli iş göremezlik oranının %19,2 olarak kabul edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde maluliyet durumunun tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi talepleri bulunduğunu, davacı lehine belirlenen manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
C.A. Davacı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 inci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ıncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

3.Dosya içeriğine göre davacı lehine manevi tazminatın 11.000 TL olarak hüküm altına alındığı, bu tazminat hükmünün Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacının bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

C.B Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun’un 4 üncü maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata ilişkin temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2. Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıdaki yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi