YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4840
KARAR NO : 2023/911
KARAR TARİHİ : 07.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1707 E., 2022/596 K.
vekili Avukat …
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 14.12.2018
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 17. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/458 E., 2019/311 K.
Taraflar arasındaki 5510 sayılı Kanun’un geçici 68 inci maddesinde yer alan teşvikten yersiz faydalandırılması nedeniyle teşvikin iptali ve kurumca resen tahakkuk ettirilen borcun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile davalı kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, şirketin 2016 yılı Kasım ayında bir kaç işçinin çıkış bildirgelerini verilmesi sırasında isim karışıklığıyla … için sehven işten çıkış bildirgesi verdiğini, esasen bu kişinin çalışmaya devam ettiğini, aralık ayı hizmet listesinde de kuruma bildirildiğini ve 31.12.2016 tarihi itibariyle hizmet alım süresi sona erdiğinden çıkış bildirgesinin verildiğini, … hakkında 17.11.2016 tarihi itibariyle çıkış bildirgesi verildiği fark edilip, kuruma verilen 03.02.2017 tarihli dilekçeyle bildirgenin 17.11.2016 olarak yanlışlıkla verildiği, çıkış tarihinin 31.12.2016 olarak düzeltilmesinin talep edildiğini, aynı işçiyle ilgili kuruma 21.09.2018 tarihli ek aylık prim hizmet belgesi verildiğini, düzeltme talebi üzerine kurum denetim elamanlarınca düzenlenen rapor ile …’ın sigortasız çalıştırıldığından bahisle şirket hakkında 2016 yılı asgari prim desteğinden yasaklama ve destek miktarlarının borç olarak tahakkuk ettirilmesine karar verildiğini, itirazın kurumca reddedildiğini, kurum işleminin yerinde olmadığını, bu nedenle kurumca davacı şirketin 5510 sayılı Kanun’un geçici 68 inci maddesi kapsamında 2016 yılı için prim desteğinden yararlandırılmaması ve destek tutarının iadesine ilişkin istemin iptaliyle, prim desteğinin iptali nedeniyle tahakkuk ettirilen 125.947,26 TL geçikme zamları için davacı şirketin borçlu olmadığının tespitine, bu talebin kabul görmemesi halinde 2016/4 sayılı genelge 6 ncı maddesi uyarınca 2016/1-12 dönemlerinde ihale makamlarınca yapılan prim destek kesinti tutarı 76.053,87 TL ve geçikme zamları yönünden davalı kuruma borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; ek aylık prim ve hizmet belgesinin kurumca düzenlenen 21.05.2018 tarihli rapordan sonra eylül 2018’de verildiğini, yasal sürede davacı tarafça iddia edilen eksik ya da yanlış bildirime ilişkin hususun düzeltilmediğini, kurum işlemlerinin yerinde ve yasal mevzuata uygun olup, davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen geçici 68 inci madde hükümleri gözetildiğinde, davacı şirket şirket çalışanlarından …’ın işten ayrılış bildirgesinin, 31.12.2016 tarihinde verilmesi gerekirken sehven 17.11.2016 tarihinde verildiği, kuruma bildirilmiş ise de dava dışı bu çalışan adına kuruma eksik bildirilen çalışma süresi için 26 gün içn 1.427,40 TL ek aylık prim hizmet belgesi düzenlenerek kuruma verilmesi gerekirken verilmeyip, aksine 4 gün ve 219,60 TL sigorta primine esas kazanç tutarının iptaline ilişkin iptal aylık prim hizmet belgesi düzenlenerek kuruma verildiği, SGK denetmen raporlarına istinaden yaklaşık 2 yıl sonra 21.09.2018 tarihinde 30 gün ve 1.647,00 TL SPEK tutarlı ek aylık prim hizmet belgesi düzenlenip kuruma verildiği, Sosyal Sigorta İşletmenliği Yönetmeliği 102 nci maddesi gereği aylık prim hizmet belgelerinin ayın 1 ile 30 arasındaki çalışmalar karşılığı ücret alan sigortalılar için en geç belgenin ilişkin olduğu ayı izleyen 23’ünde kuruma verilmesi gerektiği, 103 üncü madde 2 fıkrasında da yapılacak işlemlerin anlatıldığı, dosya kapsamına göre davacı şirketin ek aylık prim ve hizmet belgesini süresinde kuruma vermediği, SGK denetmen raporuna istinaden verdiği, bu haliyle dava dışı …’ın 2016/11 inci ayında işyerinde kayıt dışı çalıştırıldığının açık olduğu, buna göre 5510 sayılı Kanun’a eklenen geçici 68/3 üncü madde gereği davacı şirkette ait 1240816.006 sicil sayılı işyerinin 2016 yılından prim desteğinden yararlandırılmamasına ilişkin kurum işleminin yerinde ve yasal mevzuata uygun olduğu, ayrıca davacı vekilinin genelge hükümlerine göre diğer talebi açısından 5510 sayılı Kanun geçici 68/8 maddesi gözetildiğinde söz konusu miktarlar davacı şirketin hakedişlerinden kesilip, hazineye gelir olarak kaydedilmekle, davalı kurumun prim alacağından mahsubunun da söz konusu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, konu ile ilgili yasal mevzuat ve alınan bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin 5510 sayılı Kanun’un geçici 68 inci maddesindeki destekten yararlandırılmasının mümkün bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı şirket vekili ile beraber davalı … vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne dair karar verilmesini istemiştir.
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, kendisi hakkında talebe konu menfi tespit istemi nedeniyle vekalet ücretinin nisbi olması gerektiğini fakat maktu vekalet ücreti tayin edildiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Somut olayda; davacı işveren nezdinde çalışan sigortalı …’ın 31.12.2016 tarihli işten ayrılış bildirgesinin 02.01.2017 tarihinde internet ortamında kuruma verildiği, davacı şirketin 03.02.2017 tarihli dilekçesiyle, işten ayrılış bildirgesinin 31.12.2016 tarihi itibariyle verilmesi gerekirken sehven 17.11.2016 tarihinde verildiği belirtilerek, 31.12.2016 tarihli işten ayrılış bildirgesi sunulduğu, bu sigortalıya ait eksik bildirilen hizmet sürelerine ilişkin ek aylık prim ve hizmet belgelerinin SGK denetmeni tarafından tespit yapılması üzerine 21.09.2018 tarihinde verildiği ve böylece 2016 yılı için destekten yararlanma koşulları ortadan kalktığı, davanın Kurum işleminin iptaline yönelik olarak açıldığı ve davalı lehine maktu vekalet ücretine dair kararın yerinde olduğu anlaşılmakla mahkemenin redde dair maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyizinde davalı Kurumun kendisi hakkında yaptığı işlemin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin 5510 sayılı Kanun’un geçici 68 inci maddesinde yer alan teşvikten faydalandırılması gerekip gerekmediğine ve Kurumca yapılan işlemin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un geçici 68 inci maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…