YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4947
KARAR NO : 2023/2742
KARAR TARİHİ : 20.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/953 E., 2022/416 K.
FER’Î MÜDAHİL : … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 20.12.2017
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tarsus İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/230 E., 2021/7 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.03.1999 tarihinde … Çok Programlı Anadolu Lisesi Müdürlüğü okulunda ücretli öğretmen olarak işe başladığını, müvekkilinin sigorta primleri davalı kurum tarafından yatırılmadığını, müvekkilinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına 20.10.2017 tarihli dilekçe ile başvurduğunu ve verilen cevapta müvekkilinin sigortalılık başlangıç tarihinin 31.03.2000 tarihi olduğunu, ancak Tarsus İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından verilen ıslak imzalı evrak da ise müvekkilinin 01.03.1999 – 30.10.1999 tarihleri arasında Yenice Şehit Hüseyin Aytürk Çok Programlı Anadolu Lisesinde ücretli öğretmenlik yaptığı belirtildiği, bu durumun müvekkilinin maddi kayba uğramasına sebep olduğu gibi emeklilik işlemlerinin de gecikmesine sebep olduğunu belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin davalı kurumda 01.03.1999-30.10.1999 tarihleri arasında çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 01.03.1999 tarihi tespiti ve tescili ile bu süreler içerisinde davalı kurum tarafından sigorta primlerinin yatırılmasına karar verilmesini, ücreti vekaletin ve yargılama giderinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili dilekçesinde özetle; Zamanaşımı itirazı olduğunu, hak düşürücü süre ve esasa ilişkin itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kamu kurum ve kuruluşlarına ilişkin iş yeri kayıtlarında sigorta primlerinin kesildiği gözükmekte ise, primlerinin kuruma yatırılmaması veya bildirimlerinin kuruma verilmemesi hususunda sürenin tespitinde hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceğini, mahkeme kararının hatalı olduğunu savunmuş mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Davacının çalışmasının kuruma bildirildiğine dair bir bilgi veya belge tespit edilemediği, bordrolarda prim kesintisi yapılmadığı, SGK’ca denetim yapılmadığı, hak düşürücü süre geçtiği gerekçesine dayanan ilk derece kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kamu kurum ve kuruluşlarına ilişkin iş yeri kayıtlarında sigorta primlerinin kesildiği gözükmekte ise, primlerinin kuruma yatırılmaması veya bildirimlerinin kuruma verilmemesi hususunda sürenin tespitinde hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceğini, mahkeme kararının hatalı olduğunu gerekçesi ve resen tespit edilecek gerekçelerle kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Sigortalı hizmetin tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirmekte olup, bu niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekmektedir. Bu davaların kanuni dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası olup bu bentte “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalıların hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak hizmet tespiti isteyebilecekleri” açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın mevcudiyetini etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hak bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu Kanun’un kabul edilip, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, hâlen geçerliliğini korumaktadır.
2.Bu kapsamda işe giriş bildirgesi düzenlenmediği veya düzenlenmesine karşın kanuni hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, bu süre içerisinde Kuruma verilen dönem bordroları ile bildirimin yapılmadığı, sigorta primlerinin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde sigorta müfettişince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre gerçekleşmeden yargı yoluna başvurması zorunludur.
3.İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması hâlinde artık Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrasında yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan, Kurum tarafından yapılan bir tespitin olması hâlinde de aynı kabul şekline ulaşılmaktadır.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Somut olaya gelince, davacının 01.03.1999-30.10.1999 tarihleri arası arası hizmet tespiti talebi bakımından, davalı işyerlerinden işe giriş bildirgesinin düzenlenmemesi ve Kuruma herhangi bir şekilde hizmet bildirimi ile ücretinden prim kesintisi de yapılmaması, yönetmelikte belirtilen belgelerin bulunmaması karşısında hizmet tespiti isteminin dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı açıktır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.3.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…