Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/4983 E. 2023/5271 K. 11.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4983
KARAR NO : 2023/5271
KARAR TARİHİ : 11.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2828 E., 2022/489 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/535 E., 2020/164 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından doğan maddi-manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı … ve ihbar olunan Şen Piliç A.Ş vekillerince tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ihbar olunanın istinaf başvurusunun reddine, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacılar vekili, iş kazası nedeniyle …’in hayatını kaybetmesi sonrasında eşi … için 1.000. TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 50.000. TL manevi tazminatın, kızı… için 1.000. TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 50.000. TL manevi tazminatın, oğlu … için 1.000. TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 50.000. TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

2. Davacılar vekili 03.06.2020 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davacı eş … için 119.729,30 TL, davacı … … için 12.222,56 TL, davacı … için 18.929,06 TL maddi tazminatın davalı işverenden kaza tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP :
Davalı … vekili cevap dilekçesi ile müteveffa …’in davalı nezdinde çalıştığını, meydana gelen trafik iş kazasında müvekkili işverenin kusuru bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ” Davanın kısmen kabulü ile;

A)Davacı eş … için 119.729,30 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile anılan davacıya ödenmesine,

B)Davacı … … için 12.222,56 TL maddi tazminatın, 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile anılan davacıya ödenmesine,

C)… için 18.929,06 TL maddi tazminatın, 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile anılan davacıya ödenmesine,

Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,” dair hüküm kurulmuştur.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili ve ihbar olunan …. vekili istinaf isteminde bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili sunmuş olduğu istinaf dilekçesi ile hükme esas alınan kusur raporunun Yargıtay denetimine elverişli olmadığını, davalının müteveffa sürücü de dahil olmak üzere, tüm sürücülerinin trafik kurallarına uyup uymadığını denetleyebilmek için, bulundurulması kanuni zorunluluk olan takograf cihazına ek olarak, uydu takip sistemi edindiğini, söz konusu sistemi tüm araçlarına taktırdığını, bu sistem sayesinde, davalının sürücülerin trafik kurallarına uyup uymadığını sağlıklı bir şekilde denetleme imkânına sahip olduğunu, söz konusu sistemin taktırılması ve sistemden elde edilen bilgilerin işlenerek denetlenmesinin, davalının 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini gösterdiğini, huzurdaki davaya konu olayın müteveffa sürücünün iş sağlığı ve güvenliği kuralları ile trafik kurallarına uymamasından kaynaklandığını, yaşanan kaza ile davalının kusuru arasındaki illiyet bağının kesildiğini, hesap bilirkişi raporunda dul kalan eş …’in yeniden evlenme ihtimalinin yalnızca davacının yaşı ve çocuk sayısı göz önüne alınmak suretiyle AYİM tablosu kullanılarak hesaplanmasının hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, davalının kusuru bulunmadığından manevi tazminat istemlerinin reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla da manevi tazminatın miktar itibariyle fahiş olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İhbar olunan …. vekili sunmuş olduğu istinaf dilekçesi ile dosyaya kazandırılan kusur raporu irdelendiğinde her ne kadar müteveffaya ait kusur oranı %30 olarak kabul edilmiş ve hesaplanan tazminattan bu oran üzerinden kusur indirimi yapılmış ise de, somut olayın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olanın müteveffa olması sebebiyle, kusur raporu ile devamında hesaplama raporu içeriğine yöneltmiş oldukları itirazları giderilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme manevi tazminatı takdir ve tayin ederken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile tarafların kusuru durumlarını dikkate aldığını, oysaki; gerek mülga B.K’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56 ıncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörüldüğünü, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olması gerektiğini, hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşıdığını, bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmediğini, o halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmesi gerektiğini, takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiğini, 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterildiğini, bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermesi gerektiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile

“1.1. Her ne kadar ihbar olunan Şen Piliç Gıda San.A.Ş. Tarafından istinaf yoluna başvurulmuş ise de, Şen Piliç Gıda San.A.Ş.nin davada taraf olmadığı, hükmün taraflarca istinaf edilebileceği, ihbar olunanın kararı istinaf hakkı bulunmadığı anlaşılmakla ihbar olunan Şen Piliç Gıda San.A.Ş.nin istinaf başvurusunun HMK 352/1-ç maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.

1.2. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazası sonucu vefaat eden sigortalı …’in eşi ve çocukları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup, normatif dayanak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ile Türk Borçlar Yasası’nın 49 ila 56 ncı maddeleridir.

1.3. İş sözleşmesinin işverene yüklediği temel edimlerden birisi işçiyi gözetme borcudur. Gözetme borcu işçinin çıkarlarının ve vücut bütünlüğünün korunması gibi borçların yanı sıra iyi niyet kurallarının gerektirdiği edimleri de içerir. İşveren tarafından iş güvenliği önlemlerinin alınması gözetme borcu kapsamına dahildir.

1.4. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 55 inci maddesinde, “destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez, zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 56 ncı maddesinde ise, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verileceği düzenlenmiştir.

1.5. Mahkemece alınan 15.11.2018 tarihli ilk ve 24.04.2019 tarihli ek heyet kusur raporlarında, davalının %70, davacılar murisinin %30 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi heyet raporunun ehil ve konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından tanzim edildiği, işbu bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin raporun kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gibi dosya kapsamına, delil durumuna ve somut olayın meydana geliş şekline de uygun olduğu, davalı ve davacı murisine izafe edilen kusur oranlarının tarafların somut olaydaki yükümlülükleri ile de örtüştüğü ve kusur oranlarının hakkaniyete uygun olarak tasnif edildiği, SGK müfettiş raporununda mahkeme heyet raporu ile uyumlu olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından 15.11.2018 tarihli ilk ve 24.04.2019 tarihli ek heyet raporlarının hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin kusur durumunun tespitine ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.

1.6. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıların zararlarının mevzuat hükümlerine uygun olarak tespit edildiği 18 yaşından küçük 2 çocuğu bulunması nedeni ile davacı eşin yeniden evlenme olasılık tablosuna göre evlenme ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki davalı istinafı da yerinde değildir.

1.7. Manevi zarar adı ile talep edilecek ve mahkemece hükmedilecek manevi tazminat tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Bu ilkeler ışığında, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli, maluliyet oranı ve olay tarihi dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin takdir edilen manevi tazminat miktarına ilişkin kararı isabetlidir.

1.8. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, ilk derece mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitleri ile karar gerekçesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine dair oy birliğiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir ” gerekçesine dayalı olarak;

2. “I-İhbar olunan …’nin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-ç maddesi gereğince reddine,

II-Davalının istinaf başvurunun HMK’nın 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine, ” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde yer alan itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13, 16 ve 20 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddeleri

3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 110, 362, 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Davalı vekilinin davacı çocuklar lehine hükmedilen maddi, davacıların tümü lehine hükmedilen manevi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden;

Temyizen incelenen kararda, davacı eş ve davacı çocuklar için ayrı ayrı 50.000 TL manevi tazminat isteminde bulunulduğu, Mahkemece davacı eş için 50.000 TL, davacı çocuklar için ayrı ayrı 40.000 TL manevi tazminata hükmedildiği, davacılar vekilinin ıslah dilekçesi ile davacı çocuk… için 12.222,56 TL, davacı çocuk … için 18.929,06 TL maddi tazminat isteminde bulunduğu, Mahkemece talep gibi maddi tazminata hükmediği anlaşılmakla bu yönüyle her bir davacı yönünden kurulan tazminat hükmünün Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00-TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

2. Davalı vekilinin davacı eş lehine hükmedilen maddi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden,

2.1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin davacı çocuklar lehine hükmedilen maddi, davacıların tümü lehine hükmedilen manevi tazminata ilişkin temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2.Davalı vekilinin davacı eş lehinde hükmedilen maddi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.