Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/5350 E. 2023/4458 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5350
KARAR NO : 2023/4458
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/321 E., 2021/703 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/359 E., 2020/666 K.

Taraflar arasındaki Bağ-Kur sigortalılık tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvrunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Tefrik sonrası oluşturulan işbu davada davacı vekili; müvekkilinin limited şirket ortağı olan babasının 18.06.2000 vefat tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkisiz mahkemede açılan işbu davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini, Kurumun … bağkur numaralı sigortalısı olan davacıların murisi …’ın vergi mükellefiyetine istinaden 27.12.1984 tarihinde mülga 1479 sayılı Kanun uyarınca sigortalılığı başlatılmış olup işbu sigortalılık 18.06.2000 tarihinde ölüm nedeniyle sonlandırıldığını, davacıların murislerinin ölümünden sonra kendilerine intikal eden şirket hisseleri nedeniyle ve ölüm tarihi olan 18.06.2000 tarihinden şirket hisselerinin devri tarihine kadar olan sürede esnaf bağkur sigortalısı olduklarının tespitine yönelik taleplerinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, zira gerek 4956 sayılı Kanun yönünden ve gerekse 5510 sayılı Kanun yönünden öngörülen sürelerde davacılar tarafından kuruma başvurularak kayıt ve tescil yaptırılmadığından dolayı talep edilen dönem itibariyle davacıların 4/b kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olması mümkün olmadığını belirterek yasaya aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi tarafından; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; babası … vefat ettiğinde 17 yaşında olduğu, bu yaşta çocukların babalarının ölümü sonrasında davalı kuruma başvurması, Bağ-Kur sigortalısı kaydı talep etmesinin beklenemeyeceği, kaldı ki bu hususta murisin şirket ortaklarının ve/veya davalı kurumun resen bildirim yükümlülüğü olduğu, bu nedenle diğer kişi ve kurumların üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesinin davacıya mağdur ettiği, mahkeme dosyasına sunulan 27.11.2017 tarihli bilirkişi raporundaki aleyhe olan hususları kabul etmemekle beraber, iş bu raporda da davalı kurumun üzerine düşen görevi yerine getirmediğinin tespit edilmiş olduğu , her ne kadar talep edenlerin başvurusunun olmaması ile kurumun ihmalinin farkı olmadığı değerlendirmesi yapılmışsa da, iş bu değerlendirmenin hakkaniyet ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile birlikte yasal düzenlemelerde kurumun görevini yerine getirmemesi neticesinde yapılacak işlemler düzenlenmişse bile, çocuk yaşta kişilerin başvuru yapmamış olması ile kurumun görev alanı içerisindeki bir işlemi gerçekleştirmemiş olmasının aynı mahiyette düşünülemeyeceği, kurumun işini ihmal etmesi nedeni ile kanundan doğan haklarını kullanamamış olan kişilerin kesinlikle mağdur edilemeyeceği, kaldı ki yapılan düzenlemeler ve mevzuatların vatandaşın hakkını korumak, daha refah bir hayat yaşamaları içinken, davalı durumun görevini ihmali nedeni ile davacının murisini kaybederek mağdur edilmesinin hukuk mantalitesine de aykırı olduğu, mahkemece dosyada kötü niyetli davalı kurumun talepleri doğrultusunda yeterli inceleme yapmadan karar verdiği gerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesine konu ettiği 1479 sayılı Kanun’un Geçici 18 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un Geçici 8 inci maddeleri kapsamında kararın yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili özetle; isinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Bağ-Kur sigortalılık tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun’un Geçici 18 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 8 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.