Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/6063 E. 2023/141 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6063
KARAR NO : 2023/141
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/363 E., 2022/798 K.
DAVA TARİHİ : 10.03.2021
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/97 E., 2021/549 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabülüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili, davacının davalı Kurumdan vefat eden eşi …’dan dolayı 01.11.2010 tarihinden bu yana ölüm (dul) aylığı almakta olduğunu, müvekkilinin eşinden maaş almaya devam ederken 2018 yılında annesinin vefatının ardından, davalı Kuruma başvurarak 25.05.1994 tarihinde vefat eden babası … ‘den dolayı yetim aylığı talebinde bulunduğunu ve 08.02.2018 tarihi itibarıyla müvekkiline 4/1-b kapsamında yetim aylığı bağlandığını, müvekkilinin vefat eden babasından ve vefat eden eşinden dolayı aylık almakta iken, davalı Kurumun uygulama değişiklikleri-hak sahibi kız çocuğunun maaş iptali adı altında 17.295,11-TL borç bildirim belgesi düzenleyerek müvekkiline tebliğ ettiğini, borcun doğduğu tarihin 17.09.2019 olarak tespit edildiğini, müvekkilinin itiraz süresi beklenmeden babasından dolayı aldığı yetim aylığının kesildiğini ve 08.02.2018-17.09.2019 tarihleri arasında vefat eden babasından dolayı almış olduğu yetim aylıklarının, haksız bir şekilde vefat eden eşinden dolayı almakta olduğu dul aylıklarından kesilerek tahsil edilmeye başlandığını, Kurumun işlemine karşı 03.01.2020 tarihinde itirazda bulunduklarını, buna karşılık Kurumun 12.02.2020 tarihli cevabı yazısı ile taleplerinin reddedildiğini, 5510 sayılı Yasa’nın 54. maddesi gereğince müvekkilinin aynı zamanda hem babasından hem de eşinden dolayı ölüm aylığı alabileceğini, müvekkilinin yaptığı başvurunun, Kurum tarafından yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın 08.02.2018 tarihinden itibaren yetim aylığı yatırıldıktan sonra yine Kurumun keyfi işlemi sebebiyle müvekkiline borç çıkarıldığını, Kurumun eksik işlemlerinden kaynaklanan kusurun müvekkiline yüklenmesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını beyanla; davalı Kurumdan müvekkiline tebliğ edilen borç bildirim belgesinde yazılı bulunan borcun ve borç sebebiyle müvekkilinin dul aylıklarından yapılan kesintinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı SGK vekili tarafından; davanın haksız ve mesnetten yoksun olduğunu, davacının, vefat eden eşinden dolayı 01.11.2010 tarihinden itibaren ölüm aylığı aldığını, 25.05.1994 tarihinde vefat eden babasından dolayı ise 08.02.2018 tarihinde 4/1(b) kapsamında aylık talebinde bulunduğunu ve aylığının bağlandığını, 5510 sayılı Kanunun 54. maddesi ve 2018/38 sayılı Kurum Genelgesi doğrultusunda; aynı statüde olanların hem eşinden, hem de anne ve babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da anne/babasından maaş bağlanabileceğini, davacıya babasından ya da eşinden dolayı maaş alabileceğine ilişkin olarak tercih yapması hususunda yazı gönderildiğini, sonrasında 05.09.2019 tarihli işlem ile davacının babasından dolayı aldığı maaşın iptal edildiğini ve davacıya yersiz ödenen aylıklardan oluşan borç çıkarıldığını, 5510 sayılı Kanunun “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54. maddesi hükmü gereğince, kurum işlemlerinin yasal mevzuata ve hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece davacı, eşinin vefat tarihi olan 05.10.2010 tarihinde, vefat eden sigortalı babasından dolayı hak sahibi sıfatıyla ölüm aylığı almaya hak kazanmıştır. Buna göre, davacının hakkında hak sahipliği sıfatını kazandığı 05.10.2010 tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanunun hükümleri uygulanmalıdır. 5510 sayılı Kanunun 54. maddesinin 1. fıkrasının (a) fıkrasının 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik (5) no.lu bendi gereğince, Bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda; a) Uzun vadeli sigorta kollarından; …Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı, …bağlanır. Buna göre, davacıya hak sahibi sıfatıyla hem vefat eden eşinden hem de vefat eden babasından dolayı ölüm aylığı bağlanması olanaklı değildir. Bu durumda, tercih hakkı, davacı hak sahibine ait ise de davacı tarafından bu konuya ilişkin bildirimde bulunulmadığından, davalı Kurum tarafından davacının lehine değerlendirme yapılarak yetim ve dul aylıklarından düşük olduğu saptanan yetim aylığı kesilmiştir. Sonuç olarak, davacının vefat eden babasından dolayı aldığı yetim aylığının iptalinde yasaya aykırılık söz konusu değildir.

Davacının vefat eden babasından dolayı aldığı yetim aylığı başlangıçtan itibaren iptal edilmekle, davacıya ödenen aylıklar yersiz hale geldiğinden, aylıkların davalıdan tahsili mümkündür. Somut olayda, emredici yasa hükmü gereğince davacıya bundan önce eşinden dolayı dul aylığı bağlanmış iken, babasından dolayı aylık bağlanmaması gerekirdi. Şu halde, yersiz ödemeler Kurumun hatasından kaynaklanmış olup, borcun belirlenmesinde 5510 sayılı Kanunun 96. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uygulanmalıdır. Bu husus, davalı Kurumun da kabulündedir. Buradan hareketle, tespitin 05.09.2019 tarihinde yapıldığı, buna karşılık davacıya iptal edilen yetim aylığının 01.03.2018 tarihinden itibaren bağlandığı göz önüne alındığında, yersiz ödemeler için yasa hükmünde öngörülen 5 yıllık azami süre aşılmamıştır. Ayrıca yasa hükmünde, ödemeler toplamının ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte geri alınacağı belirtilmiştir. Buna göre, borç tahakkuk tarihi itibarıyla davacıya henüz yersiz ödeme borcu tebliğ edilmediğinden, yersiz ödeme borcuna faiz işletilmemiş olması da yasa hükmüne uygun olmuştur. Belirtilen sebeplerle, yersiz ödeme borcunun tahakkukunda da yasaya aykırılık söz konusu değildir. Şu halde, davacı hakkında tahakkuk ettirilen yersiz ödeme borcunun iptalini gerektirecek bir sebep bulunmamaktadır.

Davacı hakkında yersiz ödenen yetim aylıkları sebebiyle tahakkuk ettirilen borcun, Kanunun 88. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklardan olmayıp, Kanunun 93/1. fıkrası kapsamında olmadığı açıktır. Ayrıca davacının borcun tahsiline yönelik olarak dul aylığına haciz konulmasına yönelik muvafakati de söz konusu değildir. Şu halde, söz konusu borcun tahsili amacıyla davacının dul aylıklarından kesinti yapılması yasaya aykırıdır, gerekçesiyle;

Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine,
Davacının hak sahibi sıfatıyla vefat eden Bağ-Kur sigortalısı babası …’den dolayı aldığı ölüm (yetim) aylığının kesilmesi sebebiyle ödenen aylıklardan oluşan 17.295,11-TL yersiz ödeme borcunun iptali talebinin reddine,

Davacının hak sahibi sıfatıyla vefat eden Bağ-Kur sigortalısı babası …’den dolayı aldığı ölüm (yetim) aylığının kesilmesi sebebiyle ödenen aylıklardan oluşan 17.295,11-TL yersiz ödeme borcunun tahsili amacıyla vefat eden sigortalı eşi … ‘den dolayı aldığı ölüm (dul) aylıklarından yapılan kesintilerin başlangıç tarihinden itibaren iptaline, karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
1.Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; ilk derece mahkemesinin kısmen ret kararının hatalı olduğunu, kurum işlemlerinin mevzuata aykırı olduğunu, mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde karar verildiğini beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. başvurmuştur.

2.Davalı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davalı vekili;ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kurum işlemlerinin mevzuata uygun bulunduğunu beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Dosyadaki kayıt ve belgeler incelendiğinde; davacıya hak sahibi sıfatıyla 11.10.2010 tarihli tahsis talebine dayalı olarak 05.10.2010 tarihinde vefat eden 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan eşinden dolayı 01.11.2020 tarihinden başlayarak dul (ölüm) aylığı bağlandığı, davacıya yine hak sahibi sıfatıyla 08.02.2018 tarihli tahsis talebine dayalı olarak 01.03.2018 tarihinden başlayarak yetim (ölüm) aylığı bağlandığı, davacının aynı zamanda hem vefat eden eşinden hem de vefat eden babasından dolayı yetim ve dul aylıkları aldığının tespiti üzerine, davalı Kurum tarafından 05.09.2019 tarihi itibarıyla babasından dolayı aldığı aylığın başlangıçtan itibaren kesildiği ve davacıya ödenen 17.490,44 TL aylıklar ve 874,41 TL ek ödemeler toplamı 18.364,85 TL’nin yersiz olduğundan bahisle borç tahakkuk ettirildiği, söz konusu tutardan bankadan iade edilen 1.069,74 TL tutar düşüldükten sonra kalan 17.295,11 TL borç tutarının ödenmesine yönelik 13.12.2019 varide tarihli ve 19.660.789 sayılı borç bildirim belgesi düzenlenerek davacıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

Davacı, eşinin vefat tarihi olan 05.10.2010 tarihinde, vefat eden sigortalı babasından dolayı hak sahibi sıfatıyla ölüm aylığı almaya hak kazanmıştır. Buna göre, davacının hakkında hak sahipliği sıfatını kazandığı 05.10.2010 tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanunun hükümleri uygulanmalıdır.

5510 sayılı Kanunun 54. maddesinin 1. fıkrasının (a) fıkrasının 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik (5) no.lu bendi gereğince, davacıya hak sahibi sıfatıyla hem vefat eden eşinden, hem de vefat eden babasından dolayı ölüm aylığı bağlanması mümkün değildir. Bu durumda, tercih hakkı, davacı hak sahibine ait ise de davacı tarafından bu konuya ilişkin bildirimde bulunulmadığından, davalı Kurum tarafından davacının lehine değerlendirme yapılarak yetim ve dul aylıklarından düşük olduğu saptanan yetim aylığı kesilmiştir. Bu nedenle, davacının vefat eden babasından dolayı aldığı yetim aylığının iptaline ilişkin işlemi yasal mevzuata uygundur.

5510 sayılı Kanunun ” yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96.maddesi, 93/1 fıkrası, 88. Maddesi birlikte değerlendirildiğinde; davacı hakkında yersiz ödenen yetim aylıkları sebebiyle tahakkuk ettirilen borcun, Kanunun 88. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklardan olmayıp, Kanunun 93/1. fıkrası kapsamında olmadığı açıktır. Ayrıca davacının borcun tahsiline yönelik olarak dul aylığına haciz konulmasına yönelik muvafakati de söz konusu değildir. Bu nedenle, söz konusu borcun tahsili amacıyla davacının dul aylıklarından kesinti yapılması yasaya aykırıdır. İlk derece mahkemesinin bu yöndeki değerlendirmesinde de herhangi bir hata görülmediği gerekçesiyle;

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle Denizli 4. İş Mahkemesi 2021/97 Esas 2021/549 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; hak sahibi sıfatıyla Kurumdan alınan ölüm aylığının iptali üzerine, aylıkların yersiz ödendiğinden bahisle tahakkuk ettirilen borcun ve borcun tahsili amacıyla yine hak sahibi sıfatıyla Kurumdan alınan ölüm aylığından yapılan kesintilerin iptali istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96. maddesinde, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü getirilmiştir.

3.Değerlendirme
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Kanunun 96. maddenin b fıkrası olup bu kapsamda eşin aylığından mahsuben tahsil mümkündür. Mahkemece, bu çerçevede yapılacak değerlendirmeye göre bir karar verilmesi gerekir.

VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.