YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6110
KARAR NO : 2022/7712
KARAR TARİHİ : 24.05.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2021/1947-2021/1493
İlk Derece
Mahkemesi : Aydın 2. İş Mahkemesi
No : 2020/287-2021/451
Dava, aksi Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine ve biriken aylıkların yasal faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, davacının yaşlılık aylığı bağlanması talebiyle davalı Kuruma başvurduğunu, Kurumca yaş şartının sağlanamadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiğini ileri sürerek, tahsis talebini reddeden Kurum işleminin iptali ile 04.05.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylıklarının ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle, Kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile; davacının 04.05.2020 tarihli talebine istinaden, 01.06.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının ve bu tarihten itibaren oluşacak fark aylıklarının her ay için tahakkuk tarihlerinden itibaren yasal faiz ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Dava dışı işveren tarafından davacı adına ilk işe giriş bildirgesinin 01.05.1985 tarihinde verilmesine karşın, Kurum tarafından 17002.09 sicil sayılı işyerinin 1985/2 dönem bordrosunda ismi olmadığından sigortalılık başlangıç tarihine ilişkin talebin kabul edilmediği, davacının bu dava ile, sigortalılık başlangıcının 01.05.1985 yılı olduğunun tespiti ile 04.05.2020 tahsis talebine göre yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini talep ettiği, mahkemece 11.09.2020 tarihli duruşmada yaşlılık aylığı bağlanması talebine yönelik davanın tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmesine karar verilmesi üzerine, yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti isteminin iş bu dosyada görüldüğü anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu kanuna göre sigortalı sayılacakları, 6. maddesinde, çalıştırılanların, işe alınmalarıyla kendiliğinden “sigortalı” olacakları, sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin sigortalının işe alındığı tarihten başlayacağı belirtilmiş, 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 4/1-(a) maddesinde, bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacakları, 7. maddesinde, sigorta hak ve yükümlülüklerinin 4/1-(a) maddesi kapsamında sigortalı sayılanlar için çalışmaya başladıkları tarihten itibaren başlayacağı, 92. maddesinde, kısa ve uzun vadeli sigorta kapsamındaki kişilerin sigortalı ve genel sağlık sigortalısı olmasının zorunlu bulunduğu açıklanmıştır.
Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un “Yaşlılık aylığından yararlanma şartları” başlığını taşıyan 60/G maddesinde, bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce Malûllük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresinin, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edileceği, ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malûllük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primlerinin, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edileceği belirtilmiş, “Sigortalılık süresi” başlıklı 108. maddesinde, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında gözetilecek sigortalılık süresinin başlangıcının, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarih olduğu, tahsis işlerinde dikkate alınan sigortalılık sürelerinin, bu sürenin başlangıç tarihi ile sigortalının tahsis yapılması için yazılı istekte bulunduğu tarih, tahsis için istekte bulunmuş olmayan sigortalılar için de ölüm tarihi arasında geçen süre olduğu bildirilmiş, Geçici 54. maddesinde, 01.04.1981 tarihinden önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 60/G maddesi hükmünün uygulanmayacağı açıklanmış, Geçici 81. maddesinde de yaşlılık sigortasından aylık tahsislerinde kademeli geçiş öngörülmüştür.
Ayrıca, 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 38. maddesinde, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcının; sigortalının, mülga 5417 sayılı Kanuna, mülga 6900 sayılı Kanuna, 506 sayılı Kanuna, 1479 sayılı Kanuna, 2925 sayılı Kanuna, bu Kanunla mülga 2926 sayılı Kanuna ve 5434 sayılı Kanuna, 506 sayılı Kanunun Geçici 20. maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edileceği, bu Kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresinin, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edileceği, bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edileceği, aylık bağlama işlemlerinde dikkate alınan sigortalılık sürelerinin, sigortalılığın başlangıç tarihi ile sigortalının aylık bağlanması için yazılı istekte bulunduğu, aylık bağlanması için istekte bulunmayan sigortalılar için ise ölüm tarihi arasında geçen süre olduğu belirtilmiş, Geçici 6/1. maddesinde, 506 sayılı Kanuna göre 01.04.1981 tarihinden önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında, bu Kanunun 38. maddesinin 2. fıkrasındaki sigortalılık süresinin 18 yaşın doldurulduğu tarihten başlayacağına ilişkin hükmün uygulanmayacağı bildirilmiş, Geçici 7/1. maddesinde, bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 506 sayılı, 1479 sayılı, 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 2926 sayılı, 5434 sayılı kanunlar ile 506 sayılı Kanunun Geçici 20. maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık sürelerinin tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirileceği açıklanmıştır.
Kanun koyucu tarafından kabul edilerek yürürlüğe giren yasal düzenlemeler bu şekilde olmakla birlikte davalı Kurum 22.07.2011 tarihinde “Kanuna Göre 4/1-(a) ve 4/1-(b) Kapsamındaki Sigortalıların Tahsis İşlemleri” konulu 2011/58 sayılı Genelge’yi yayımlayarak tahsisler yönünden uygulamasını belirlemiştir. Genelge’nin Tahsis Mevzuatına İlişkin Hükümler – Temel Tahsis Kavramları adlı 1. Kısmında yer alan “18 yaşın altında geçen hizmetler” başlıklı 1.1.3. maddesinde, “Kanuna göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında, 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık sürelerinin, 18 yaşını doldurdukları tarihte başladığı kabul edilecektir. Bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilecektir.
Kanunun geçici 6’ncı maddesinin birinci fıkrasında, 506 sayılı Kanuna göre 1/4/1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında, Kanunun 38’inci maddesinin ikinci fıkrasındaki sigortalılık süresinin 18 yaşın doldurulduğu tarihten başlayacağına ilişkin hükmünün uygulanmayacağı öngörülmüştür.
Buna göre, 4/1-(a) sigortalılarının, sigortalılık süresinin başlangıcı; 1/4/1981 tarihinden önce ise yaşa bakılmaksızın sigortalılık süresinin başlangıç tarihi, 1/4/1981(dahil) tarihinden sonra ise 18 yaşın doldurulduğu tarih, olarak dikkate alınacaktır. Ancak, 18 yaş öncesinde geçen çalışma süreleri prim ödeme gün sayısına ilave edilecektir. Bu durum, Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olan 4/1-(a) sigortalıları için yalnızca yaşlılık aylığı bağlanmasında geçerli olup, malullük ve ölüm aylıklarında uygulanmayacaktır.
Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun Kanunla mülga 60’ıncı maddesinin (G) fıkrası, “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.” hükmüne amir olup, söz konusu fıkra, 1/4/1981 tarihinde 2422 sayılı Kanunla 506 sayılı Kanuna eklenmiştir. Yine aynı Kanunla 506 sayılı Kanuna eklenen geçici 54 üncü maddede, 1/4/1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 60’ıncı maddenin (G) fıkrası hükmünün uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 4447 sayılı Kanunla 506 sayılı Kanuna eklenen geçici 81 inci maddeye göre yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları kademelendirilmiş ve 1/4/1981 tarihine göre 18 yaş ile ilgili sınırlamanın sadece 506 sayılı Kanunun 60’ıncı maddesini kapsadığı, bu nedenle geçici 81 inci maddeye göre aylığa hak kazanma koşullarının belirlenmesinde 18 yaş uygulamasına bakılmayacağı talimatlandırılmış olmasına rağmen uygulamada ünitelerce farklı işlemlerin yapıldığı anlaşılmıştır.
Sigortalıların 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesine göre aylığa hak kazanma koşullarının belirlenmesinde 18 yaş uygulamasına bakılmaksızın, ilk işe giriş tarihine göre yaş, prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresi koşulları tespit edilecektir. Söz konusu koşullardan sigortalılık süresi koşulunun tahsis talep tarihinde yerine gelip gelmediği incelenirken ise, 18 yaş uygulamasına bakılacaktır.
Örnek: 10/1/1969 doğum tarihli kadın sigortalı 17 yaşında iken 20/3/1986 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başlamıştır. Sigortalının 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin (B) bendine göre aylığa hak kazanma koşulları 18 yaş uygulamasına bakılmaksızın 20/3/1986 tarihli girişine göre 20 yıl, 42 yaş, 5075 gün olarak tespit edilmiştir. Sigortalı tahsis talebinde bulunduğu zaman bu şartlardan 20 yıllık sigortalılık süresi şartının yerine gelip gelmediğinin tespitinde sigortalının 18 yaşını doldurduğu 10/1/1987 tarihi sigortalılık başlangıç tarihi olarak dikkate alınacak ve 20 yıllık sigortalılık süre şartı bu tarihe göre belirlenecektir. Dolayısıyla, sigortalılık süresi 10/1/2007 tarihinde dolacaktır.” açıklamaları yer almakta ise de Genelge’de örnekle açıklanan Kurum görüşünün yasal mevzuata aykırılık oluşturduğu belirgin olmakla, bu kapsamda Geçici 81. maddenin (B) bendi uygulamasında 23.05.2002 tarihi itibarıyla sigortalılık süresi hesaplanırken 18 yaşın altındaki fiilen çalışmaya başlanılan gün yerine 18 yaşın doldurulduğu tarihin esas alınması ve buna göre tabi olunacak alt bendin belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 17.12.2015 gün ve 2015/10267 Esas – 2015/22568 Karar sayılı, 17.12.2015 gün ve 2015/7603 Esas – 2015/22570 Karar sayılı, 07.04.2016 gün ve 2015/13749 Esas – 2016/5212 Karar sayılı ilamlarında da aynı yaklaşım benimsenmiştir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında inceleme konusu davayla ilgili olarak toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, tefrik edilen dosyada görülen sigortalılık başlangıç tarihine yönelik davanın kesinleşmediği, kaldı ki istinaf incelemesi sırasında davacının istem tarihinde 13 yaşında çırak konumunda olduğu görüşüyle talebin kabul edilmeyerek davanın reddedilmesi gerektiği belirtilerek karar verildiği (Dairemizin 2021/1953 Esas ve 2021/1494Karar sayılı kararı), bu durumda sonraki bildirimlerinin başladığı 01.06.1990 tarihi gözetildiğinda tahsis talep tarihi itibariyle aylık koşullarının oluşmadığı, 01.05.1972 doğumlu davacının; 59841 sicil sayılı …’a ait Ziraat Aleti İmali yapılan işyerinde 01.05.1985 tarihinde 1 gün eylemli olarak çalıştığı, sigortalılık başlangıcının ise 18 yaşını doldurduğu 01.05.1990 tarihinin esas alınması gerekse bile, tahsis talep tarihi olan 04.05.2020 itibariyle 52 yaş şartı yerine gelmediğinden tahsis talebinin bu durumda da reddedilmesi gerektiği belirgindir.
Sonuç itibarıyla, 6100 sayılı Kanun’un 355. maddesinde yer alan, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede, istinaf kanun yoluna başvuran davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların yukarıda sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olduğu, ancak bu hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak; HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca belirlenen aykırılık düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM : A-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; Aydın 2. İş Mahkemesi’nin 10.06.2021 tarih, 2020/287 Esas ve 2021/451 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,
1-Davanın reddine,
2-Alınması gereken 59,30 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile 4,90 TL noksan harcın davacıdan tahsiline,
3- Davacı tarafça yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4- Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5- 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
B-) 1- Davalı tarafından karşılanan istinaf kanun yolu yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
2- 6100 sayılı Kanun’un 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımlarının karar kesinleştiğinde kendilerine geri verilmesine,
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Somut olayda, 01.05.1972 doğumlu davacının, dava dışı Budak Ziraat Aletleri unvanlı işyerinde 01.05.1985 tarihinde işe başladığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 01.05.1985 olduğunun tespiti ile tahsis talebini reddeden Kurum işleminin iptaliyle yaşlılık aylığı bağlanması istemiyle eldeki davanın açıldığı, mahkemece ön inceleme duruşmasında sigortalılık başlangıcı istemli davanın işbu dosyadan tefrikine karar verilerek ayrı bir esasa kaydedildiği, yargılamaya yaşlılık aylığının bağlanmasına yönelik istem yönünden devam edildiği ve mahkemece davanın kabulü ile; davacının 04.05.2020 tarihli talebine istinaden 01.06.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının ve bu tarihten itibaren oluşacak fark aylıklarının her ay için tahakkuk tarihlerinden itibaren yasal faiz ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiş ise de, tefrik edilen sigortalılık başlangıç tespiti istemli açılan davanın henüz sonuçlanmamış olduğu anlaşılmakla, söz konusu davanın sonucunun eldeki davayı da etkileyeceği belirgin olmakla, mahkemece, sigortalılık başlangıç tespiti istemli açılan davanın beklenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24/05/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.