YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6240
KARAR NO : 2023/9046
KARAR TARİHİ : 02.10.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2065 E., 2022/331 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/387 E., 2020/107 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 19.07.2011 tarihinde davalıya ait asansör montaj işinde çalışırken asansör boşluğuna düşerek yaralanması sonucu meslekte kazanma gücünü önemli oranda yitirdiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiş; 05.12.2019 tarihli dilekçesi ile sürekli iş göremezlikten kaynaklı zarara ilişkin talebini 254.008,01 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının asansör montajı sırasında emniyet kemerini takmadığını, tedbirsizliği sonucu asansör boşluğuna düştüğünü, davalı işverenliğin kusurunun bulunmadığını bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 19.07.2011 tarihinde davacının yapımı devam eden binanın asansör montajı sırasında düşerek yaralanması sonucu meydana gelen kazaya ilişkin SGK’nın düzenlediği inceleme raporunda kazanın iş kazası olduğunun tespit edildiği, davalı işverenin %70, davacı sigortalının %30 oranında kusurlu bulunduğu, dava konusu kazaya ilişkin yürütülen ceza kovuşturmasında davacının şikayetçi olmaması sebebi ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ,mahkemece aldırılan iş güvenliği uzmanından oluşan iki makine mühendisi ve bir inşaat mühendisi heyet raporuna göre davalının %70, davacının %30 kusuru bulunduğu, SGK tahkikat raporu ile örtüşen ve uzman bilirkişilerden alınan raporda tespit edilen kusur oranlarına, aralarında çelişki bulunmadığı gözetilerek itibar edildiği, davacı yanın maluliyet derecesinin Kurum Sağlık Kurulunun 17.11.2017 tarihli yazısı uyarınca %85 olarak belirlendiği, hesaplamaların bu maluliyet oranı üzerinden yapıldığı, davacının maluliyet oranına ilişkin kurum raporlarının taraflara tebliğ edildiği ve taraflara bu raporlara karşı beyan ve itirazda bulunmaları için iki haftalık kesin süre verilmiş olup, yalnızca kusur oranlarına itiraz edildiği dikkate alınarak, dosya kapsamında hesap raporu alınmasından sonraki aşamada, davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranlarına yönelik itirazlara itibar edilmediği, 20.12.2019 havale tarihli aktüerya bilirkişi raporundaki, davacının %85 oranında malul olduğu, bakiye ömrünün PMF tablosuna göre belirlendiği, pasif dönem başlangıcının yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile 60 yaşında olacağı, davacının ücretinin asgari ücret olduğu, kaza tarihinden rapor tarihine kadar net kazançların işlenmesi sebebi ile iskonto yapılmadığı ancak rapor tarihinden sonraki dönemin %10 iskontolu hesaplandığı, pasif dönem zarar hesabının ise asgari ücrete göre belirlendiği ve asgari geçim indiriminin dikkate alınmadığı, davacıya bağlanan gelirlerden peşin sermaye değerinin kusur oranında tenzil edildiği, davacıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği dikkate alınarak geçici iş göremezlik kaybının bulunmadığı, sürekli iş göremezlik nedeni ile ödenmesi gereken tazminatın ise net 254.008,01 TL olduğu yönündeki tespitlere itibar edildiği, davacının geçici iş göremezlik alacağının bulunmadığı hesap bilirkişi raporu ile sabit olduğundan , davacının ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan zararın ise ispatlanamadığından reddine karar verildiği, davacının sosyal ekonomik durumu, olayın meydana geliş biçimi, davacının meslekte kazanma gücü kaybı ve hak ve nesafet kuralları ile kusur dağılımları göz önünde bulundurularak manevi tazminat miktarının takdir edildiği gerekçeleri ile ,davanın kısmen kabulüne, 254.008,01 TL sürekli iş görmezlik tazminatının kaza tarihi olan 19.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı yana ödenmesine, 21.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı yana ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının geçici iş göremezlik ödeneği ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zarar talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, SGK tarafından düzenlenen sürekli iş göremezlik kaybı oranına ve inceleme raporuna karşı beyanda bulunmak üzere taraf vekillerine 2 haftalık kesin süre verildiğini, ancak kesin sürenin hukuki sonuçlarının belirtilmediğini, gerekçeli kararda sürekli iş göremezlik kaybı oranına itiraz edilmeden sadece kusur oranına itiraz edildiğinden bahisle hesap raporu sonrası davalı vekilinin sürekli iş göremezlik kaybı oranına ilişkin itirazlarına itibar edilmediğinin belirtildiğini, ancak sürekli iş göremezlik kaybı oranına ilişkin raporun tebliğ edilmediğini, Aydın Devlet Hastanesi tarafından 2014 yılında sürekli iş göremezlik kaybı oranının %10 olduğunun belirtildiğini, SGK sağlık raporunda ise oranın %85 olarak belirlendiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davalı açısından kaçınılmazlık olgusunun şartları oluştuğundan davanın reddi gerektiğini, davalı hakkında haksız şekilde %70 oranında kusur tespiti yapıldığını, aktüerya bilirkişisinin kök ve ek raporları arasında hesaplamaya ilişkin çelişkinin bilirkişi heyetinden alınacak rapor ile giderilmesi gerektiğini, hükmedilen maddi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye neden olduğunu, manevi tazminatın kaldırılması veya miktarının azaltılması gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 19.07.2011 olan iş kazası tarihi itibariyle yürürlükte olan 4857 sayılı Kanun’un 77, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 nci ve diğer maddelerine uygun olarak düzenlenen ve kazanın meydana geldiği iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden alınan kusura ilişkin rapora göre davaya konu iş kazasının meydana gelmesine etken davacı işçinin %30, davalı işverenin %70 olarak tespit edilen kusur oranlarının; Kurum Sağlık Kurulu kararına göre belirlenen %85 oranındaki meslekte kazanma gücü kaybı oranı ve PMF 1931 yaşam tablosu uyarınca aktüerya bilirkişi raporunda yapılan tazminat hesabının; iş kazasının meydana geldiği tarih, ülkenin ekonomik ve sosyal koşulları, hakkaniyet ilkesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının %30 oranındaki müterafik kusuru ve %85 oranındaki meslekte kazanma gücü kaybı, manevi tazminatın amacı, kapsamı ve caydırıcılık uyandıracak miktarda olması gerekliliği doğrultusunda ve özellikle davacının talep ettiği miktara göre belirlenen manevi tazminatı miktarının isabetli olduğu, davalının davaya konu iş kazası nedeniyle davacı/ kazalı işçinin uğradığı meslekte kazanma güç kaybına ilişkin Kuruma başvurusunun bulunmadığı/ dava açmadığı dikkate alınarak davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, belirlenen maluliyet oranının fahiş miktarda yüksek olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, maluliyete ilişkin raporlar arasında çelişki bulunduğunu, %10 ve %85 maluliyet oranı tespitlerine ilişkin raporların tarafına tebliğ edilmediğini, şirkete izafe edilen %70 kusur oranının yüksek olduğunu, emniyet kemeri ve diğer koruyucu donanımların temin edildiğine ilişkin zimmet tutanağının ve davacı tarafın birden fazla kez eğitim aldığına ilişkin sertifikaların mevcut olduğunu, aktüerya hesap bilirkişi kök raporunda düşülmeyen ilk peşin sermaye değerinin ek raporda bilirkişi tarafından bu yönde talep olmaksızın kendiliğinden mahsup edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun’un 4 üncü maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.