Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/6294 E. 2022/10665 K. 15.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6294
KARAR NO : 2022/10665
KARAR TARİHİ : 15.09.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2020/1256-2022/468

İlk Derece
Mahkemesi : … 17. İş Mahkemesi

Dava, ölüm aylığının kesilmesi ve kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; boşandığı eşiyle kesinlikle bir arada olmadığını belirterek, dava konusu Kurum işleminin iptaliyle Kuruma borçlu olmadığının tespitini, davacı tarafından ödenen tutarın iadesini, yetim aylığının yeniden bağlanmasını talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile davacı ve boşandığı eşinin boşanma tarihi sonrasında hiç bir suretle fiilen birlikte yaşamadığı, dava dosyasında mevcut çelişkilerin giderilmemesine rağmen tanık …’nun beyanının Mahkemece hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının … ilinde bulunan adresinde çocukları ile birlikte yaşadığı hususunun tutanak ile kayıt altına alındığı, 31.12.2013 tarihi sonrasında davacı ile boşandığı eş …’un fiilen birlikte yaşamadığının dosya kapsamından açıkça ortaya konulduğu belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlarda yer almamakla birlikte ilk kez 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlığını taşıyan 56. maddesinin ikinci (son) fıkrasında düzenlenen davanın yasal dayanağı niteliğindeki norm 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş, fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki, inceleme konusu hükmün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle yapılan başvurunun, Anayasa Mahkemesi’nin 15.12.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 28.04.2011 gün ve 2009/86 Esas – 2011/70 Karar sayılı kararı ile reddedildiği, dolayısıyla iptal edilmeyen fıkranın yürürlükte olduğu belirgindir.
Anılan maddeye dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa’nın 20., 5510 sayılı Kanunun 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanununun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıklar ile kurum raporunda belirtilen komşularının tespit edilerek ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, adres hareketleri ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, özellikle Kurum Rapor’u öncesi döneme ilişkin seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanılan eş 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta ise adına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden geniş kapsamlı Emniyet Müdürlüğü araştırması yapılmalı, uyuşmazlık konusu dönemde boşanan eşlerin kayıtlı oldukları adresleri yönünden anılan yerde görev yapmış /yapmakta olan, mahalle/köy muhtar ve azalarından kanaat edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 17.07.2008 tarihinde boşanan davacıya, hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının 27.11.2015 tarihli denetmen raporuna istinaden boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davalı Kurumca kesilerek yersiz ödendiği ileri sürülen 01.03.2012-31.03.2016 tarihleri arası aylıklar yönünden borç tahakkuku işlemi tesis edildiği, Kurum işlemine esas alınan 27.11.2015 tarihli denetim tutanağı ile davacının boşandığı eşinin adresinin 16/02/2012 tarihinden beri denetim yapılan Merkez-… ili adresinde kayıtlı olduğu, …’ a ait medula kayıtları incelendiğinde 2012 ve 2013 yılında farklı tarihlerde … Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ nde tedavi gördüğü, her iki şahsın 16.02.2012-31.12.2013 tarihleri arasında birlikte yaşadıklarının değerlendirildiği hususunun belirtildiği, Kurum tarafından Etimesgut-… adresinde yapılan denetim sonucu düzenlenen 13.03.2017 tarihli rapor ile 01.01.2014-2016/04 döneminde şahısların beraber yaşadıklarına ilişkin net bir tespitin yapılmadığı, 2013/05 sayılı Genelge gereği zaten eski eşin vefatı veya yeni eş ile evliliğin gerçekleşmiş olması şartlarının bulunmaması nedeniyle … SGK raporuna göre işlem yapılması gerektiği hususlarının belirtildiği, yargılama esnasında getirtilen adres hareketlerine ilişkin belgeden ihtilaf konusu dönem olan 01.03.2012-31.03.2016 tarihleri arasında davacı ve boşandığı eşinin ayrı il adreslerinde kayıtlı olduğu; davacının 23.08.2011 tarihli beyana göre Mamak-… adresinde, 05.03.2014 tarihli beyana göre Etimesgut-… adresinde, 15.12.2015 tarihli beyana göre Darıca-Kocaeli adresinde bulunduğu, davacı ve eşine ait medula kayıtlarının getirtildiği, ihtilaf konusu dönemde davacı ve boşandığı eşinin farklı olan seçmen kaydı adreslerinde oy kullanmadığı, davacının Etimesgut-… adresinde 05.12.2014 tarihli doğalgaz abonelik kaydının bulunduğu, … adresinde yapılan zabıta araştırması neticesi çevreden ve komşulardan sorulduğunda davacının tanınmadığının 11.06.2019 tarihinde tutanağa bağlandığı, Kocaeli-Darıca adresinde yapılan zabıta araştırması neticesi binanın en üst katında davacının kızının ikamet ettiği, davacının zaman zaman kızının yanına gelip gittiği, …’un apartman sakinlerince tanınmadığı hususunun 28.06.2016 tarihinde tutanağa bağlandığı, duruşmalarda davacı ve kamu tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; Mahkemece eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece yapılması gereken iş, ihtilaf konusu dönem içerisinde, her bir dönem yönü açıkça belirtilmek suretiyle, ayrı ayrı olarak davacı ve boşandığı eşinin İçişleri Bakanlığı MERNİSE kayıtlı adreslerinde zabıta marifetiyle araştırma yapılmalı, adrese komşu olan şahıslar ile bu dönemin muhtar ve azaları, apartman yöneticileri, apartman görevlileri tespit edilmek suretiyle yeteri kadarının beyanına başvurulmalı, her bir dönem yönünden ayrı ayrı olarak ilgili apartman yönetimine apartman aidatlarının kim tarafından ödendiği hususu sorulmalı, söz konusu döneme ilişkin birlikte yaşama olgusunun her türlü şüpheden uzak bir biçimde çözülmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Üye …’ın farklı bozma gerekçesine karşı sonuç itibariyle oybirliğiyle 15/09/2022 gününde karar verildi.

(M)

KARŞI BOZMA GEREKÇESİ

Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın 17.07.2008 tarihinde eşinden boşanmıştır. Davalı kadına boşanma kararı verildikten sonra ölen babadan 01.08.2008 tarihinde bağlanan yetim aylığı 2016 yılında yapılan denetim sonrası 2012-2018 yılları fiili birliktelik nedeni ile 5510 sayılı Kanunun 56. maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.
Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı kanunun 5754 sayılı kanunun 68. Maddesi ile değişik geçici 1. Maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı kanunun 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır.
Kaldı ki davacının 2008-2012 arası ayrı yaşadığı, bu tarihten sonra ise fiili birlikteliğin somut olgulara dayanmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçelerle bozulması gerekirken, fiili birlikteliğin araştırılması yönünde bozulması görüşüne katılınmamıştır.