YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6443
KARAR NO : 2022/10819
KARAR TARİHİ : 19.09.2022
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2020/64-2022/44
Dava, davalı adına bildirilen bir kısım hizmetlerin fiili ve gerçek çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi ile iptali sonucu, yersiz yapıldığı belirtilen sağlık yardımları nedeniyle uğranılan Kurum zararının tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma sonrası ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece uyulan bozma ilamımızda, “….Kurumca 21.05.2007-09.03.2009, 10.03.2009-03.12.2009 ve 04.12.2009-17.05.2010 17 tarihleri arasındaki dava dışı işverenlikler nezdindeki çalışmalarının fiili olmadığı gerekçesi ile iptali sonrası, tedavi giderlerinin borç kaydedilerek davalı aleyhine icra takibi yapıldığı ve takibe itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalı, çalışmanın geçtiği iddia edilen iş yerine dair düzenlenmiş Kurum müfettiş raporu ve dayanak belgeler varsa dosya içerisine getirtilmeli, yine çalışmanın geçtiği iddia edilen işyerinden bildirimi bulunup iptal edilmeyen bordrolu tanıkların yeteri kadarının beyanlarına başvurulmalı, ilgili işyerinin hangi tarihten itibaren faal olduğu ile çalışma ruhsatı alıp almadığı araştırılmalı, işyeri işvereninin vergi kayıtları irdelenerek çalışan sayısı tespit edilmeye çalışılmalı, komşu işyeri bodro tanıkları ve işverenleri tespit edilerek beyanlarına başvurulmak suretiyle uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığı altında, müfettiş raporuna dayalı olarak sahte bildirim olduğundan bahisle geçersiz sayılan bildirimli çalışmaların gerçek olup olmadığı, fiili ve eylemli bulunup bulunmadığı anılan ilkeler kapsamında re’sen araştırılarak yöntemince irdelenmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak eylemli çalışma olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği tüm açıklığıyla belirlenmeli, yapılacak araştırma ve inceleme sonucu iptale konu çalışmaların sahte olduğu, fiili olmadığı sonucuna ulaşılırsa konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2019 günlü ve 2015/10-2743 Esas, 2019/275 Karar sayılı ilam içeriği gözetilerek dava konusu tedavi giderlerinin (sağlık harcaması) Kurumca rücu edilmesi mümkün olduğu dikkate alınarak varılacak sonuca göre karar verilmelidir.” hususları belirtilmiş olup, Mahkemece bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeksizin ve mevcut çelişkiler giderilmeksizin eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kurum müfettişlerince düzenlenen 17.05.2010/AS-35 sayılı raporunda, davalı adına Hasan Yılgın’a ait 1067881 sicil numaralı işyerinden 21/05/2007-09/03/2009 tarihleri arasında bildirilen dönem ile …’a ait 1156150 sicil numaralı işyerinden bildirilen 10/03/2009-03/12/2009 ve …’ye ait 1166211 sicil numaralı işyerinden 04/12/2009-17/05/2010 tarihleri arasında bildirilen hizmetlerin fiili olmadığı tespiti ile bu hizmetlerin iptaline karar verildiği, anılan rapor konusunun esasen “Hasan Yılgın” unvanlı işyerindeki çalışmaların fiili olup olmadığının tespitine ilişkin olduğu, bu kapsamda anılan işyerine ait Vergi Dairesi Müdürlüğü ve kurum kayıtlarının incelendiği, yine bahse konu rapor kapsamında alınan davalı ile dava dışı işveren …’ın ifadeleri nazarında, davacının hizmet döküm cetvelinde sigortalı bildirimlerinin yapıldığı “…” ile “…” unvanlı işyerindeki çalışmalarının da fiili ve gerçek olmadığı kanaatine varıldığı, Hasan Yılgın adına işlem gören “Mali Müşavir” işyerinin 07.06.2002 tarihinde 506 sayılı yasa kapsamına alındığını, 31.03.2009 tarihinde kanun kapsamından çıkmış olduğunu, … adına işlem gören “Büro” işyerinin 10.03.2009 tarihinde yasa kapsamına alındığı, … adına işlem gören “İnşaat” işyerinin 23.10.2009 tarihinde yasa kapsamına alınmış olduğu, bozma sonrası dinlenen tanıklardan …, …, …, … ve …’ın “Hasan Yılgın” unvanlı işyerinden bildirilen çalışmalarının iptal edildiği, bir kısmının ifadelerinde davalıyı tanımadıklarını, bir kısmının ise davalının Hasan Yılgın unvanlı işyerinde part time çalışmalarının olduğunu belirttikleri anlaşılmakla, bu bağlamda tanık anlatımları arasında çelişkilerin meydana geldiği, diğer yandan Kurum denetim raporunda bahsi geçen … ile … unvalı işverenlikler yönünden, davalının çalışmalarının fiili olup olmadığına yönelik Mahkemece ayrıca bir araştırma yapılmaksızın, bir önceki bozma ilamı tam olarak yerine getirilmeden, sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Davalıya yersiz sağlık gideri çıkarılan 21.05.2007-06.05.2010 dönemlerinde çalışmalarının geçtiği Hasan Yılgın’a ait 1067881 sicil numaralı, …’a ait 1156150 sicil numaralı ve …’ye ait 1166211 sicil numaralı işyerlerinden bildirimleri sahte olmayan başkaca aynı işyeri çalışanı varsa bilgilerine başvurulmalı, tespit edilemezse komşu işyeri sahipleri veya çalışanları dinlenmeli; davalının hangi işi, hangi işverenlik nezdinde ve ne kadar süreyle yaptığı, bu işyerlerinde fiilen çalışması olup olmadığı konusunda ayrıntılı beyanları alınmalı, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 19/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.