YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6616
KARAR NO : 2022/15511
KARAR TARİHİ : 06.12.2022
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilamda belirtildiği şekilde davalı … …. Ltd. Şti. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı … … İnş. …. ve Tic. A.Ş. tarafından temyiz, davacı tarafından ise katılma yoluyla temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz edenin sıfatına temyizin kapsam ve nedenlerine göre; davacının tüm, davalı … … İnş. …. ve Tic. A.Ş.’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
Dosya kapsamından; yargılamaya konu 10/07/2012 tarihli iş kazasının meydana gelişinde davacının %15, davalı … şirketinin %50, davalı … şirketinin %35 oranında kusurlu oldukları, davalı … şirketinin ise bir kusurunum bulunmadığı, anılan iş kazası neticesinde davacıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının %49,20 olduğu, ilk derece mahkemesinin temyiz incelemesine konu son kararında bozmadan önce alınan 16.09.2015 uyap kayıt tarihli bilirkişi hesap raporuna itibar ettiği, ilk derece mahkemesinin 11.03.2016 tarih, 2013/574 Esas, 2016/181 Karar sayılı ilk kararının davacı tarafından temyiz edilmediği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.(HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, ilk derece mahkemesinin 11.03.2016 tarih, 2013/574 Esas, 2016/181 Karar sayılı kararının davacı tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle o hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunun davacı aleyhine usuli kazanılmış hak oluşturduğu ne var ki anılan bu hesap raporunda davacının %10 oranında kusurlu kabul edildiği dikkate alındığında davacının bozmadan sonra alınan kusur raporunda tespit edilen %15 oranındaki kusurunun hükme esas alınan 16/09/2015 uyap kayıt tarihli bilirkişi hesap raporuna uygulanarak maddi zararın tespit edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, 16.09.2015 uyap kayıt tarihli bilirkişi hesap raporunun davacının kusur oranı dışındaki tüm donelerini aynen kullanmak, davacının kusur oranının ise %15 olduğunu dikkate almak suretiyle davacının maddi zararını yeniden hesaplattıktan sonra diğer usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
O hâlde, davalı … … İnş. …. ve Tic. A.Ş.’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatıran davalı … şirketine iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan … ve Üyeler …, … ve …’nın oyları ve oy çokluğuyla, 06/12/2022 tarihinde karar verildi.
(M)
KARŞI OY GEREKÇESİ
1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık “ilk kararı davacının kanun yoluna getirmemesi nedeniyle bozmadan sonra önceki raporun bilinen ve bilinmeyen dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini değiştirmesinin davalı yararına lehine usulü kazanılmış hak olup olmayacağı, buna göre yeniden değerlemenin son karar tarihine yakın tazminat esas değerlere taşınıp taşınmayacağı” noktasında toplanmaktadır.
2.Dairemizin 2021/6262 Esas, 2022/6811 Karar sayılı ilamında yazılı karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere özellikle maddi tazminatın karar tarihine yakın verilerle hesaplanması gerektiğinden ve bu durum usulü kazanılmış hakkın istisnası olması nedeni ile çoğunluğun usulü kazanılmış hak teşkil ettiği” görüşüne katılınmamıştır. Zira;
3.Maddi tazminat hesapları yapılırken, en son bilinen ücret unsurlarının hesaplamada gözetilmesi gerektiğinden, hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin uygulanması gerekir. Daha önce bir veya birkaç hesap raporu verilmiş olsa bile, dava bitinceye kadar yürürlüğe giren asgari ücretlerden dolayı yeniden değişen değerler nedeni ile ek rapor alınması zorunludur.
4.Maluliyet oranı gibi zararın hesaplanmasına ilişkin diğer bir unsur da ücrettir. Asgari ücretin artması halinde, karar tarihine yakın ücrette değişeceğinden, bu ücrete göre zararın hesaplanması gerekmektedir. Zira asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olduğundan, davanın her aşamasında uygulanması zorunludur. Bozmadan sonra dahi asgari ücretlerde artış olmuşsa, yeniden tazminat hesabı yapılması gerekir. Yargıç, bir istek olmasa dahi, yargılamanın her aşamasında asgari ücret artışlarını doğrudan dikkate almakla yükümlüdür. Davacı, bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretlerin uygulanması kamu düzeni gereği ve zorunlu olduğundan, davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmaz.
5.Somut uyuşmazlıkta davacı tarafın itiraz etmediği hesap, karar tarihine en yakın bilinen ücret üzerinden hesaplanmıştır. Bozmadan sonra karar tarihine yakın veriler alındığında, hesabın unsurları değişeceğinden, tazminat miktarı da elbette değişecektir. Davacı taraf bozmadan önceki ilk kararda bilinen ücret üzerinden hesaplanan tazminata itiraz etmemiştir. Ancak bu bilinen ücret bozmadan sonra değişecektir. Bir tarafın ilerde değişecek diye kararı temyiz etmesi hayatın olağan akışına uygun olmayacaktır. Zira karar onanmış olsa idi hesaplama bilinen ücrete göre hesaplandığından sorun olmayacaktır. Ancak bozmadan sonra değişen durum nedeni ile daha önce doğmayan hesaba esas unsur olan ücrete itiraz etmeme usulü kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Kaldı ki gerçek belli iken varsayıma gidilmez ilkesinin gözetilmesi gerekir. Kararın onanması gerektiğini düşündüğümden, Sayın çoğunluğun bu yöndeki bozma nedenine katılınmamıştır.