YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/666
KARAR NO : 2023/424
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1115 E., 2021/2313 K.
DAVACILAR :… Mirasçıları:
1-… 2- …
vekilleri …
DAVALILAR : … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 22.02.2016
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/155 E., 2020/212 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, kazalı sigortalının davalı iş yerinde işverenin talimatı ile forkliftin uzatma ayaklarının üzerine çıktığını, forklifti kullanan işverenin forkliftin ayaklarınını yukarı kaldırdığını, işverenin kazalıdan asansörden tutmasını istediğini, işveren … ‘un forkliftin ayaklarını tekrar indirmesi sonucunda davacının sağ elinin asansörün üst kısmına sıkıştığını, iş kazasında davalının ağır kusurlu olduğunu, davacının daimi iş kaybına uğradığını, geleceğe ait planlarının alt üst olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı 1.000,00 TL iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 100,00 TL yapılacak tedaviler için tedavi gideri, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı asil yargılama devam ederken 07.01.2018 tarihinde vefat ettiğinden mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının oturulması yasak olmasına karşın forkliftin ön tarafına oturduğunu, uyarılmasına rağmen duymadığını ve bu esnada kazanın davacının şahsi kusuru ile gerçekleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaza olayının 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi ve 6631 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi gereğince iş kazası olduğu, kazalı … açısından: kazalının yük taşımak için tasarlanmış olan forklifti çatalına çıkarak tedbirsiz ve dikkatsiz davranması ve kendi can güvenliğini tehlikeye atması nedeniyle kazalı … meydana gelen kaza olayında kusurlu bulunduğu, davalı … Metal Döküm Sanayi Ticaret Ltd. Şti. açısından, sadece yük kaldırmak ve taşımak için tasarlanmış olan forklift çatalı üzerinde kazalının taşınması, forkliftin operatör belgesi olmayan işyeri sahibi tarafından kullanılması, kazalı işçiye işe başlamadan önce karşılaşacağı tehlike ve riskler ile bu tehlike ve risklerden korunma ilkeleri hakkında yeterli düzeyde ve sürede iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmemesi ve kazalıya güvenli çalışma alışkanlığı kazandırılmaması işveren ya da görevlendireceği kişi ya da kişilerce işyerinde alınan ya da alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığım denetim ve gözetiminin yapılmadığı ve kazanın oluşmaması için tehlikeli durum ve davranışların tespitine yönelik geniş bir denetim ve kontrol mekanizmasının oluşturulmaması nedenleriyle davalı … Metal Düküm Sanayi Ticaret Ltd. Şti. meydana gelen kaza olayında kusurlu bulunduğu, iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri alınsaydı kaza olayının meydana gelmeyeceği dolayısıyla meydana gelen iş kazası önlenebilir nitelikte bir iş kazası olup bu durumda kaçınılmazlıktan söz edilemeyeceğinden, davalı … Metal Döküm Sanayi Ticaret Ltd. Şti.’nin meydana gelen kaza olayında %80 (yüzdeseksen) oranında, kazalı …’nın meydana gelen kaza olayında %20 (yüzdeyirmi) oranında kusurlu bulunduğu kanaatine varılmış olup, kaza tarihi. Davacının doğum tarihi, kaza tarihindeki yaşı, bakiye ömrü, vefat tarihi, iş göremezlik derecesi, kaza tarihindeki ücreti, kusur dağılımı ve hesaplamada dikkate alınacak dönem göz önünde bulundurularak, …’nın iş göremezlik derecesi oranında zarara uğramış olduğundan, toplam zarardan,( %8,1 iş göremezlik derecesi, …’nın %20 kusur oranı dikkate alındığında (…’nın kusur oranına isabet eden tazminat miktarının hesaplanan tazminattan idirilerek)), geçici iş göremezlik ödeneği mahsup edilerek davacı mirasçılara miras payları oranında ödenmek üzere hesaplanan gibi 504,60 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminata, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müteveffa davacı …’nın uzun süre hastanede kalarak iki kez ameliyat geçirdiğini, maddi tazminatın eksik hesaplandığını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödemesinin mahsup edilmemesi gerektiğini, lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu,
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, kazalının çıkmaması herkesçe bilinen forkliftin üzerine çıkması ve bu esnada asansörün aşağı doğru inmesi nedeniyle el parmaklarının sıkıştığını, kazanın davacının kusuru nedeniyle meydana geldiğini, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, davacının kaza geçirdikten sonra Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından geçici iş göremezlik ödemesi yapılması nedeniyle zararının bulunmadığını istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüşlerdir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların istinaf isteminin geçici iş göremezlik dönem zarar hesabında hata bulunduğu, davalı tarafın istinaf isteminin ise manevi tazminatın fazla olduğundan bahisle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, geçici iş göremezlik dönem zararı 2.211,77 TL olmakla birlikte taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, müteveffa davacının davalı iş yerinde geçirmiş bulunduğu iş kazası nedeni ile 06.11.2015 tarihi ile 23.11.2015 tarihleri arasında … Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Estetik Cerahi Kliniği’nde yatarak tedavi gördüğünü, 6 defa ameliyat olduğunu, 08.12.2015 tarihi ile 15.01.2016 tarihleri arasında … Devlet Hastanesi’nde yatarak tedavi gördüğünü, kazalı sigortalının yatarak tedavi gördüğü dönemlere ilişkin olarak bilirkişi tarafından hesaplama yapıldığını, … Adli Tıp Kurumu’ndan sigortalının ne kadar sürede iyileşeceğine ilişkin olarak rapor aldırılmasına ilişkin talebin reddine karar verildiğini, yerel mahkemece sigortalının uzun süre yatarak tedavi gördüğünden, uzuv kaybı yaşadığından, uzun süre çalışamadığından, çalışamadığı süreler belirlenip uğramış bulunduğu maddi zararlara ilişkin olarak bilirkişiden rapor alınıp maddi tazminat yönünden karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini, geçici iş göremezlik ödeneğinin mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminatın az olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, müteveffa davacı kazalının maddi zararının hesabında geçici iş göremezlik dönemi yönünden hesaplamanın doğru yapılıp yapılmadığı, takdir edilen manevi tazminat miktarının yerinde olup olmadığı noktalarına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55 ve 56 ncı maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre; davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
Dosya kapsamından, 31.10.2015 tarihli iş kazasının meydana gelişinde sigortalının % 20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu oldukları, iş göremezlik oranının %8,10 olarak tespit edildiği, sigortalının yargılamaya konu bu iş kazası nedeniyle 31.10.2015-08.12.2015 tarihleri arasında 38 gün, 15.01.2016-04.02.2016 tarihleri arasında 19 gün olmak üzere toplam 57 gün geçici iş göremezlik döneminde kaldığı, davacı sigortalının temyiz incelemesine konu davayı açtıktan sonra 07.01.2018 tarihinde iş kazası ile ilgili olmayan başka bir sebepten dolayı vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Sigortalıya, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle geçici iş göremez durumda bulunduğu sürece, Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun’un 18 inci maddesi uyarınca geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Sigortalının çalışamadığı, raporlu olduğu geçici iş göremezlik devresinde yoksun kaldığı gelir de iş kazası sonucu oluşan maddi zarar kapsamındadır. Sigortalının tedavisinin devam ettiği ve çalışamadığı bu geçici iş göremezlik dönemindeki maddi zararı onun %100 iş gücü kaybına uğradığı kabulüne göre yapılmalıdır.
5510 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışı sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği, 4 üncü fıkrasında, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle gerçekleşmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edileceği belirtilmiştir.
Yine 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55 inci maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir.
Adalet Komisyonu’nun 55 inci madde gerekçesine göre; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafık kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.”
Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir.
Ayrıca gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi’nce resen yapılan maddi zarar hesabında müteveffa davacının 31.10.2015-08.12.2015 tarihleri arasında 38 gün, 15.01.2016-04.02.2016 tarihleri arasında 19 gün olmak üzere toplam 57 gün geçici iş göremezlik döneminde kaldığı gözden kaçırılarak geçici iş göremezlik döneminin yalnızca 31.10.2015-08.12.2015 tarihleri arasındaki 38 gün olduğu kabulünden hareketle sonuca gidilmesi, bu kabulün sonucu olarak 15.01.2016-04.02.2016 tarihleri arasındaki 19 günlük geçici iş göremezlik döneminde sigortalının sürekli iş göremezlik oranının %100 yerine %8,10 olarak kabul edilmesi hatalı olduğu gibi davacıya istirahatli kaldığı bu sürede ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin rücu edilebilecek %80’lik kısmının hesaplanan zarar tutarından tenzil edilmesi gerekirken tamamının tenzil edilmesi de doğru değildir. Ayrıca yukarıda açıklanan ilkeler ve müteveffa davacının kazadan yaklaşık 2 yıl 2 ay sonra yargılamaya konu iş kazası dışındaki başka bir sebepten vefat ettiği de gözetilerek bir miktar daha fazla manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesi’nce hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminat az olmuştur.
Sonuç olarak davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları yerinde ise de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55 inci maddesi ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21 inci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilinin geçici iş göremezlik ödeneğinin hesaplanan zarar tutarından mahsup edilmesinin hatalı olduğu yönündeki temyizi yerinde görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…