YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6770
KARAR NO : 2023/8036
KARAR TARİHİ : 12.09.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/556 E., 2022/637 K.
DAVALILAR : 1-…İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tavşanlı İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/208 E., 2020/858 K.
Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalılardan … Yapı İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … Yapı İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya dairemize gönderilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılar nezdinde çalışması esnasında 15.10.2016 tarihinde iş kazasına uğrayarak sürekli iş göremezliğe uğradığı iddiasıyla, belirsiz alacak davası niteliğinde maddi tazminat olarak 1.000,00 TL tedavi gideri, 1.000,00 TL bakıcı gideri, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik ve 500,00 TL sürekli iş göremezlik zararı ile manevi tazminat olarak sigortalı lehine 200.000 TL, kardeşi Mete lehine 100.000,00 TL, anne Naile lehine 400.000 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi niteliğinde tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat alacaklarından geçici iş göremezlik isteminin 8575,57 TL olarak dikkate alınmasını, sürekli iş göremezlikten kaynaklı istemini 588.184,69 TL’ye ve bakıcı giderinden kaynaklı istemini 1.312,195,82 TL’ye arttırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kaza olayında tam kusurlu bulunması sebebiyle açtığı davanın suiniyetli olup, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu; davacı kazazedenin asgari ücret ile çalışan bir işçi olduğunu; dava dilekçesindeki iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı iddiasının asılsız olduğunu, müvekkili tarafından her türlü güvenlik önleminin alındığını, işyerindeki çalışma koşulları konusunda sürekli uyarılarda bulunulduğunu, kazanın davacının tedbirsiz ve dikkatsiz çalışmasının sonucunda meydana geldiğini; İş Sağlığı ve İş Güvenliği açısından gereken malzemelerin davacı …’e teslim edildiğini, davacının işin bir an evvel bitirilmesi yönündeki acelecilik, dikkatsizlik ve tedbirsizlik sebebiyle kullanma ihtiyacı duymaması sonucu davacının kazaya maruz kaldığını belirterek; haksız davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı … Yapı Şirketi vekili cevap dilekçesi özetle; davalılar arasındaki ilişkin Asıl İşveren -Alt işveren ilişkisi olmayıp Eser Sözleşmesi İlişkisi olduğunu, davalı müvekkilinin kendine ait binanın oluk işi için davalı … ile “eser sözleşmesi” ve “anahtar teslim şeklinde ve götürü bedel usulü ” ile sözleşme yaptığını; davacının bağımsız işveren …’ın işçisi olduğunu ve müvekkili yönünden davanın reddinin gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; (bakıcı gideri yönünden tavzih yapılarak) davacının maddi tazminat talebi yönünden;) tedavi giderleri bakımından 1.000 TL, bakıcı giderleri bakımından 918.537,074 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından 588.184,69 TL, geçici iş göremezlik tazminatı bakımından 875,57 TL olmak üzere; Toplamda 1.508,597,33 TL’nin kabulüne; davacının manevi tazminat talebi yönünden; sigortalı … bakımından 200.000,00 TL, annesi … bakımından 80.000,00 TL, kardeşi … bakımından 50.000,00 TL, olmak üzere toplamda 330.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne kabul edilen miktarın kaza tarihi olan 15.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … Yapı İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı … Yapı İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili; müvekkilinin … Yapı İnş. Ltd. Şti. bizzat kendisinin maliki olduğu arsaya yine bizzat kendisi 2015 yılında bina yapıp tamamladığını, binalara oluk işi yapılması ise ayrı ve profesyonel bir iş olduğunu, sadece çatı ve oluk işleri yapan ayrı firmalar olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin binanın oluk işinin yapılması işini tamamıyla ve bir bütün olarak, çatı ve oluk işinde ehil, profesyonel ve işi bu olan müteahhit … (Ceylan Metal) ile “anahtar teslimi şeklinde ve götürü bedel usulü ile eser sözleşmesi” ve “İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Sözleşme” yaptığını, aralarındaki sözleşmenini eser sözleşmesi olduğunu, müvekkili şirketin, müteahhit – işveren …’ın sonradan davacıyı işe aldığını takip etmesi mümkün olmadığını, SGK raporunda davalı … % 90 kusurlu kabul edilmesine rağmen, arsa ve yapı sahibi davalı müvekkili şirkete herkesten fazla kusur yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, tanık Bayram Karaçin (davacı …’ün iş arkadaşı ve davalı …’ın işçisidir) “çalışmaya başlamadan önce birkaç kez elektrik tellerine dikkat etmesi hususunda davacıyı uyardığını ifade etmiştir” şeklinde beyanda bulunduğunu, kusurun davacı işçide olduğunu, hükme esas alınan aktüerya hesabı ve yöntemi de hatalı olduğunu, salt yakını oldukları için davacılar … ve …’e manevi tazminat takdir edilmesi de usul ve yasaya, Yargıtay kararlarına, hukuk ilkelerine aykırı olduğunu, diğer taraftan tüm davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarları da fahiş olduğunu, vekalet ücreti yönünden hatalı uygulama yapıldığını, 28.01.2021 tarihli tavzih kararı olarak nitelendirilmiş olsa da, aslında hükmün tashihi söz konusu olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı … Yapı İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … Yapı İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili … Yapı İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf sebeplerinin Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmediğini, yargılama aşamasında delillerinin toplanmadığını, binaya oluk takılması işinin profesyonel bir iş olduğunu, işin anahtar teslim olarak diğer davalı …’a ait Ceylan Metal isimli firmaya verildiğini iş sağlığı ve güvenliğine dair ayrıca sözleşme düzenlendiğini, aralarındaki ilişkinin eser sözleşmesi olarak kabulü gerektiğini, sözleşmenin 10 uncu maddesi kapsamında inşaata çekilecek malzemenin elektirik hattının bulunmadığı yerden çekilmesinin gerektiğinin belirtildiği, iş sağlığı ve güvenliği sözleşmesi kapsamında, diğer davalının mesleki eğitim ve iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almamış işçi istihdam etmemesi gerektiğini, müvekkilinin tanık beyanlarına göre işin %20-30’lık kısmı kaldığında işe giren davacıyı takip etmesinin mümkün olmadığını, elektrik telleri ile bina arasında mevzuat gereği olması gereken mesafeden daha fazlası olduğunu, bu kapsamda kusur oran ve aidiyetlerine dair tespitin yerinde olmadığını, tanık beyanlarına itibar edilmediğini, hesap ilkelerine aykırı olarak hesap yapıldığını, anne ve kardeş lehine yansıma manevi tazminata hükmetmenin hatalı olduğunu, tüm davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, reddolan maddiden ret vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, tavzih kararının kanuni şartlara uygun olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417 nci maddesi ile 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun’un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme
1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857sayılı Kanun’un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37 nci maddesiyle 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un “İşverenin Genel Yükümlülüğü” kenar başlıklı 4 üncü maddesinde: “İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.” hükmü düzenlenmiştir.
3.Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, “İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek.” hükmü yer almaktadır.
4.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).
5.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
6.Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
7.Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
8.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre SGK Müfettiş raporunda işveren olarak …’a %90, sigortalıya %10 kusur verildiği, hükme esas alınan kusur raporunda da davalı … Yapı Şirketi asıl işveren sıfatıyla %50, … alt işveren sıfatıyla %40 ve davacıya %10 kusur verildiği anlaşılmıştır. Davacı sigortalının zeminde ipe bağlanmış yaklaşık 6 metre uzunluğundaki, çatı oluklarını çatıya çekmesi sırasında çatının yatay düzlemde 3 metre uzağından geçen elektrik tellerine temas ettirmesi neticesinde iki elinden elektriğin vücuduna girip ayaklarından çıkması ile el ve ayaklarından yaralandığı, nitekim sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair raporda da sağ ön kol dirsek altından, sol kol proksimalinden, bacaklarının ise diz altından amputasyon işlemi uygulandığı, davalı şirket ile davalı … arasında imzalanan sözleşme gereği olukların enerji nakil hattının bulunmadığı batı cephesinden çatıya çekileceğinin kararlaştırılmış olduğu anlaşılmıştır.
9. Bu kapsamda davalı …’ın sözleşme ile kararlaştırılanın aksine çatı oluklarını enerji nakil hattının bulunduğu cepheden çekmesine izin vermesi, bu hususta emri altında çalışan işçilerin iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uyup uymadığı konusunda kanundan kaynaklanan denetim görevini ihmal etmiş olması nedeniyle hükme esas alınan kusur raporunda kabul edilen %40’dan daha fazla oranda kusurlu kabulünün gerektiği, aynı zamanda davacı sigortalının da bulunduğu hatla aynı hizadaki elektirik hattını görmesine karşın çatı oluğunu bu cepheden çekerek iş kazasına sebebiyet verdiği gözetilerek kabul edilen %10’dan daha fazla oranda kusurlu kabulü gerekirken anılan kusur raporuna itibarla hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
10. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, kusur oran ve aidiyetlerinin açıklanan hususlar dikkate alınarak tayin ve tespiti için iş kazasının gerçekleştiği alanda uzman önceki bilirkişi heyetinden farklı A iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden teşkil edilecek heyete tevdi ederek kusur oran ve aidiyetlerini tespit ettirmek, bu kusur raporu doğrultusunda tespit edilecek oranı (davacı tarafın kararı temyiz etmemiş olması nedeniyle temyiz eden davalı … Yapı Şirketi yönünden oluşan usuli kazanılmış hakkı gözeterek) hükme esas alınan 05.06.2020 tarihli hesap raporuna uygulamak bu raporda esas alınan işlemiş devre sonrasında yürürlüğe giren asgari ücret farklarını rapora yansıtmadan maddi tazminat alacakları ile manevi tazminat alacaklarını tespit etmek, öte yandan iş bu kararı davalılardan …’ın temyiz etmemesi nedeniyle davacının iş bu davalı aleyhine elde ettiği usuli kazanılmış hakkı da göz önünde bulundurarak davanın esası hakkında bir karar vermekten ibarettir.
6. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
7. O halde, davalılardan … Yapı İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre sair temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır .
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı … Yapı İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.