YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6787
KARAR NO : 2022/10693
KARAR TARİHİ : 15.09.2022
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
No : 2020/211-2022/352
İlk Derece
Mahkemesi : … 32. İş Mahkemesi
Dava, sigorta başlangıç tarihinin 08.08.1977 olarak tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 08.08.1977 olarak tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, öncelikle davanın yetki yönünden reddini talep ettiklerini, yetkili mahkemenin … İş Mahkemeleri olduğunu, ancak salt işe giriş bildirgesinin varlığının çalışmanın ispatı olamayacağını, fiili çalışmanın ispatının gerekeceğini, bu davalarda işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile Kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılması, ücret bordrolarının celbedilmesi, müfettiş raporlarının olup olmadığının araştırılması, işyeri çalışanlarının saptanması ve sigortalının hangi işte ne kadar süre ile çalıştığının açıklanması, komşu işyeri çalışanlarının bilgilerine de başvurularak gerçek çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı kanıtlanması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davacının işe giriş kaydının 08.08.1977 tarihinde yapıldığını, aynı gün işten çıkışının yapıldığını, müvekkili şirket tarafından işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiğini ancak davacının müvekkili şirket nezdinde bir çalışmasının bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde müvekkili şirketteki çalışmasından bahsetmediğini, müvekkiline izafe edilecek bir hatanın olmadığını, husumet yöneltilemeyeceğini, yetki itirazlarının bulunduğunu, davacının davasının aynı zamanda bir hizmet tespiti davası da içerdiğinden 5 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Davanın kabulüne;
1-Davacının sigortalılık başlangıcının 08.08.1977 tarihi olduğunun ve 01.08.2010 tarihi itibariyle de emekliliğe hak kazandığının tespitine” karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
“1-Davalı Şirket ve fer’i müdahil Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı şirket ve davalı kurum vekili, davaya konu kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğunu beyanla bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmünde yer alan düzenleme ile genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun olduğu kabul edilmelidir.
Dava konusu somut olayda mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de; sigortalılık başlangıcının tespitine ilişkin YHGK’nun 01.06.2011 günlü 2011/307 E. – 2011/366 K. sayılı, 21.09.2011 günlü ve 2011/527 E. – 2011/552 K. sayılı ilamları gözetildiğinde eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
YHGK’nun belirtilen ilamlarında da bahsedildiği üzere, 506 sayılı Kanunun 108.maddesi uyarınca, sigortalılık başlangıcı yönünden salt işe giriş bildirgesi verilmiş bulunması yeterli olmayıp, ayrıca Kanunun 2. maddesinde öngörülen şekilde fiili çalışmaların aranması da gereklidir.
Bu nedenledir ki, somut olayda uyuşmazlık fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yöntemince düzenlenip süresi içinde kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de, fiili çalışmanın varlığının ortaya koyulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Kanunun 79/8.maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava, aynı zamanda sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında, adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak, yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve Anayasa’nın 60. maddesinde tanımlanan sosyal güvenlik hakkının niteliği gereği bu tür davalarda, hâkim, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını resen belirlemelidir.
Bunun için de bu tür davalarda, işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, işyeri çalışanları saptanmalı ve sigortalının hangi işte ne kadar süre ile çalıştığı açıklanmalıdır.
Eldeki davada, Topkapı/… adresinde, 01.06.1976 tarihinden bu yana 506 sayılı Kanun kapsamında olan, 208921 sicil numaralı davalı işyerinden, davacının 01.06.1976 tarihinde işe alındığını belirten işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, dosyada dinlenen tanık beyanlarının yetersiz olduğu anlaşılmakla; davacının çalıştığı dönemde çok sayıda bordro tanığının mevcut olup Mahkemece, olayı aydınlatacak kadar tanığın dinlenmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.