Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/6789 E. 2022/11329 K. 27.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6789
KARAR NO : 2022/11329
KARAR TARİHİ : 27.09.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi

Dava, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalılardan Maliye Hazinesi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf isteminin kabulüne kararın kaldırılmasına ve davalı … Başkanlığı aleyhine açılan davanın kabulüne, diğer davalı … Hazinesi aleyhine açılan davanın ise husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davalılardan Kurum vekili tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı işsizlik sigortası Kanunu’na eklenen geçici 10. madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği mad. 103/4. fıkra hükümlerine dayanarak geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik yaptığı başvurunun, davalı kurum tarafından 18/03/2015 tarih ve 2015/10 sayılı iç genelge gerekçe gösterilerek hukuka aykırı şekilde reddedildiğini beyan ederek, kurumun bu red işleminin iptaline, müvekkil şirketin başvurusunun hukuka uygun olduğuna, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevabında özetle; davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davacı tarafa Maliye Bakanlığının davaya dâhil edilmesi için süre verilip davacı tarafça Bakanlık davaya dâhil edilmiş ise de; belirtilen gerekçe ile davaya konu uyuşmazlık hususunda husumetin SGK’ya yöneltilmesi gerektiği, Maliye Bakanlığının Uyuşmazlık hususunda husumetinin bulunmadığı değerlendirilerek dâhili davalı Bakanlık yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Dâhili davalı … Bakanlığına karşı dava açılmasına davacı taraf sebebiyet vermeyip, mahkememizce Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin uygulaması gereğince bu bakanlığın davaya dâhili resen istenilmiş olup ancak Yargıtay’ın daha sonradan değişen uygulaması nedeniyle belirtilen sebepten dâhili davalı … Bakanlığının husumeti olmadığı kabul edildiğinden hakkaniyet gereği dâhili davalı … lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiştir.
Dava, geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden geriye dönük olarak yararlanmak için yapılan başvurun reddine ilişkin kurum işleminin iptali istemidir. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun Prim Oranları ve Devlet Katkısı Başlıklı 81. maddesi ile 4447 sayılı Kanunun Geçici 10. maddesidir.
Davacı işveren dava dilekçesinde belirttiği dönemlerine ilişkin olarak 6111 sayılı Kanunla getirilmiş olan prim teşvikinden yararlanmak üzere Kuruma verilen ek ve iptal bildirgelerinin Kurum tarafından 2010/10 sayılı Genelgeye istinaden reddedilmiştir.
1 Nisan 2018 tarihinde yürürlüğe giren 7103 sayılı Yasanın 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna 17 Nolu ek madde eklenmiştir.
5510 sayılı Kanuna eklenen bu maddede;
“Ek madde 17- Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır” düzenlemesi getirilmiştir.
Getirilen bu düzenleme gereğince Yasanın yürürlük tarihinden önce açılmış olan dava konusuz kalmış olduğundan 7103 sayılı Yasanın 70. maddesi 5510 sayılı Yasaya eklenen ek 17. maddenin 4. fıkrası gereğince davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Ek 17. maddenin 4. fıkrasında ki yargılama ve vekalet ücretine ilişkin düzenleme gereğince yargılama giderleri davalı idare üzerinde bırakılmış ve aynı madde gereğince hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin 1/4 oranında vekalet ücretine hükmedilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı … Hazinesine karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine,
2-Davalı SGK’ ya karşı açılan dava yönünden, 1 Nisan 2018 tarihinde yürürlüğe giren davaya konu taleple ilgili düzenleme getiren 7103 sayılı Yasanın 70. maddesi dikkate alınarak dava konusuz kalmış olduğundan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi, Davacının … sicil numaralı işyerinin 2011/3-4-5-6-7-8-9-10-11-12, 2012/1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12, 2013/2-3-4, 2015/4-5-8.aylara ilişkin 6111 sayılı Teşvik hükümlerinden yararlanmak için Kuruma yaptığı müracaatının reddedildiği, mahkeme tarafından davalı Kurum yönünden davanın kabulüne, davalı hazine yönünden davacının husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, Dairemiz tarafından 5510 sayılı Yasa’nın Ek -17 maddesinin değerlendirilmesi için dosyanın mahkemesine iade edildiği, mahkeme tarafından davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği tespit edilmiştir.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 81/1-ı maddesinde hazine tarafından karşılanan ve işverenin sorumlu tutulmadığı prim oranının %5 olmasına karşın, 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Yasa’nın geçici 10.maddesinde işverenin primlerinin tamamının hazineden karşılanacağı yönündeki düzenlemenin işverenin daha lehine düzenleme olduğu, 5510 sayılı Yasa’nın ek 17. maddenin 4. fıkrasının Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı sonrası uygulanmasının mümkün olmadığı, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının derdest dosyalarda uygulanmasının zorunlu olduğu, davalı Kurum yönünden açılan davanın kabulüne, Hazineye husumet yöneltilemeyeceğinden Hazine yönünden açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı Hazinenin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-… Anadolu 19. İş Mahkemesi’nin 2018/363 Esas, 2018/480 Karar sayılı 02.10.2018 tarihli kararının kaldırılmasına,
3-Davalı SGK’ ya karşı açılan davanın kabulü ile davacı şirketin … sicil numaralı işyerinin 2011/3-4-5-6-7-8-9-10-11-12, 2012/1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12, 2013/2-3-4. 2015/4-5-8.aylara ilişkin 4447 sayılı Yasa’nın geçici 10.maddesinden yararlanmak için yaptığı başvurunun işleme alınması gerektiğinin tespitine,
4-…’na karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını bu nedenlerle kabule dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
4447 sayılı Yasanın geçici 10. maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için kuruma verilen belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen:
“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümler mevcuttur.
Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” Hükümleri mevcuttur.
Diğer taraftan Ek 17. maddenin 4. fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında …’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, yazılı şekilde davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Yasaya Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun gözetilmesi ve maddenin 4. fıkrasındaki hükmün iptal edildiği dikkate alınarak, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvurusu üzerine, işlem yapıp yapmadığı, yapmış ise anılan ek 17. maddenin 4. fıkra hükümleri dışında, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususları yeniden ve usulünce irdelenmesi ile davalı Kurumun başvuruyu kabul etmemesi veya işlem yapmamış olması halinde işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.09.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.