YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6899
KARAR NO : 2023/1803
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2516 E., 2022/230 K.
…
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/68 E., 2021/308 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 28.02.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. … ile davacı adına Av. … geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin çalışmakta olduğu davalı şirkete ait fabrikada kimyasal karışım sağlayan mikser tabir edilen makinede geçirmiş olduğu iş kazası sebebiyle hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmış olduğu, kazanın tamamen işverenin kusuru ve tedbirsizliği ile meydana gelmiş olduğu, müvekkile atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığından bahisle neticeten 356.993,28 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın tamamen davacının dikkatsizliği nedeniyle meydana geldiği, işverene atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığından bahisle davanın redddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazasının meydana gelişinde davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle davacıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının %87 olduğundan bahisle davacı lehine 344.993,28 TL maddi, 165.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, kusurun oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, keşif yapılmadan bilirkişi raporu alınmasının yerinde olmadığını, müvekkili işverenin çalışanlarına elden ödeme yapmadığını, bilirkişinin tarafsız ve denetime elverişli bir rapor düzenlememiş olduğunu, bilirkişi hesap raporunda SGK kayıtları, maaş bordroları, banka hesapları ve diğer resmi kayıtların yok sayıldığını ve farazi bir şekilde tek bir hesaplama yapılarak mahkemenin hatalı bilgilendirdiğini, manevi tazminatın fazla olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, kazanın davacının hamur karıştırma işlemi yaptığı sırada değil görev tanımı içerisinde yer almadığı halde temizlik yaptığı sırada meydana geldiğini, davacının işverenden herhangi bir emir ve talimat almadığı halde söz konusu makineyi temizlemeye kalkıştığını, çalışan makinede bu işlemin yapılması sebebi ile sağ kolunu kaptırıp yaralandığını, 17.05.2018 tarihli kusur raporunda belirtilenin aksine müvekkili şirket tarafından dava konusu iş kazası gerçekleşmeden önce de risk değerlendirmesi yapıldığını ve tanzim edilen risk değerlendirme raporu uyarınca gereken önlemlerin alındığını, mezkur bilirkişi raporunun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olmadığını, işyerinde kızgın yağ sistemine bağlı eşanjör sistemi tabir edilen bu ısınma sistemi ile ortamın sürekli sıcak kalmasının sağlandığını, bu nedenle davacının üşümesi ve bol kazak giymesi için neden bulunmadığını, dinlenen tanık …’nun davacı işçinin kazak giymemesi konusunda sözlü olarak uyarıldığını beyan ettiğini, davacının kendisine yapılan uyarıları dikkate almadığını, keşif talep edilmesine karşın keşif yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, tanıklarından sadece …,… ‘nun dinlendiğini, diğer tanıklarının dinlenmesinden mahkeme tarafından resen vazgeçildiğini, buna karşılık davacı tarafın bildirdiği 4 tanıktan 3’ünün dinlendiğini, sadece 1 tanığın dinlenmesinden resen vazgeçildiğini, bu durumun adil yargılanma ilkesine temelden aykırılık teşkil ettiğini, davacıya koruyucu ekipman ve giysilerin teslim edildiği, iş güvenliği eğitimi verildiği, çalışma sahasında uyarı işaretlerinin ve levhalarının bulunduğunun sabit olduğunu, davalının bütün önlemleri aldığını, düzenli aralıklarla makinelerin kullanımına ve işleyişine yönelik eğitimleri verdiğini, beklenen dikkat ve özeni gösterdiğini, davacıya verilen %20 kusurun az olduğunu, mahkeme tarafından kaçınılmazlığın değerlendirilmediğini, hesaba esas teşkil eden ücretin doğru tespit edilmediğini, ifa amaçlı ödemelerin mahsubu yapılırken sadece net miktarın düşüldüğünü, yasal faizlere ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, ödeme tarihinden rapor tarihine kadar işlemiş yasal faizlerin mahsup edilmediğini manevi tazminatın fazla takdir edildiğini, bölge Adliye Mahkemelerince esastan red kararı verildiğinde nispi değil maktu karar ve ilam harcı alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından Yüksek Sağlık Kurulu raporunun dosyaya geldiği 06.02.2018 tarihli 3. Celsede bu hususun “Celse arasında YSK ya yazılan müzekkereye cevap verildiği, meslekte kazanma günü kayıp oranının %86 olarak belirlendiği, kontrol muayenesinin gerekmediği anlaşıldı, buna ilişkin evrakın bir suretinin davacı vekiline verildi.” şeklinde zapta geçtiği ve davacı taraftan sorulduğunda davacı vekilinin “dosyada hesap raporu alınmasını talep ederiz, ayrıca kusur raporuna karşı itirazımız bulunmamaktadır, dosyanını hesap bilirkişisine tevdiini talep ediyoruz” şeklinde beyanda bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi’nce bir asıl bir de ek hesap raporu alınıp, ek hesap raporunun hükme dayanak kılındığı, esasında davacıya bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin tenzili noktası dışında her iki hesap raporunun aynı olduğu, Kök hesap raporunda %87,00 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden hesaplama yapılmasına karşın tenzil edilen ilk peşin sermaye değerinin Kurum tarafından %86,00 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmı olduğu, ek hesap raporunda ise bilirkişinin %87,00 sürekli iş göremezlik oranının ilk peşin sermaye değerini kendisinin hesapladığı, bunun rücu edilebilecek kısmını tenzil ettiği, davalı vekilinin kök ve ek hesap raporlarında 5.000,00 TL ödemenin faiz işletilmeksizin tenzil edilmesine bir itirazda bulunmadığı, son celse davalı vekilinin 12.000,00 TL daha ödeme yapıldığını beyan edip davacı tarafın da bunun mahsubunu talep etmesi üzerine ilk derece mahkemesince ek hesap raporunda belirlenen 356.993,28 TL maddi zarar tutarından 12.000,00 TL’nin faizsiz olarak tenzil edilip davacı lehine 344.993,28 TL maddi tazminat ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa’nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( …nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, davacının tespit edilen %86,00 sürekli iş göremezlik oranına bir itirazının bulunmadığı açık olduğuna göre davalı itirazı sonrasında tespit edilen %87,00 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden maddi zarar hesaplanması davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olduğundan yerinde görülmediği gibi 5.000,00 TL’lik ödemenin hesap raporunda faizsiz olarak tenzil edilmesine davalının bir itirazı olmamakla bu hususun da davacı lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği dikkate alındığında belirlenen zarar tutarından toplamda 12.000,00 TL’lik ödemelerin kazadan ödeme tarihine kadar yasal faizi ile birlikte tenzil edilmesi gerekirken faizsiz tenzil edilmesi de isabetsiz olmuştur.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararının 6 ncı sayfasında yer alan ve “Yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere,” sözcükleri ile başlayan paragrafın tamamen silinerek yerine geçmek üzere “Yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere, davacının maluliyet oranının eldeki dava açısından %87 olarak kesinleştiği, SGK tarafından Kurumca yapılan tahsislere ilişkin farazi hesaplamanın yapılamayacağının bildirildiği; %87,00 oranına göre bağlanması gereken farazi gelirin 29.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda hesaplandığı görülmüş; aynı bilirkişi raporunda esas alınan ücretin, yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere, tüm dosya kapsamına uygun olduğu sonucuna varılmış; bu ücret esas alınarak ve yukarıda bahsedildiği üzere maluliyet oranı, kusur oranı ve kanuni nedenler indirildikten sonra SGK tarafından bağlanan geçici iş göremezlik geliri ile bilirkişi tarafından hesaplanan farazi ilk peşin sermayeli gelirin mahsubu suretiyle hesap edildiği anlaşılıyor ise de davacının %86,00 sürekli iş göremezlik oranına bir itirazı olmadığı dikkate alındığında 05.01.2021 tarihli kök hesap raporu ve 29.03.2021 tarihli ek hesap raporu %86,00 sürekli iş göremezlik oranı dikkate alınarak yeniden değerlendirildiğinde davacının geçici iş göremezlik dönem zararının 6.160,00 TL, işlemiş aktif dönem zararının 101.946,84 TL, işleyecek aktif dönem zararının 226.852,59 TL, işleyecek pasif dönem zararının 232.328,74 TL olmak üzere davacının toplam maddi zararının 567.288,17 TL olduğu, bu tutardan toplamda 211.819,65 TL tutarındaki rücuya tabi Kurum ödemeleri tenzil edildiğinde davacının maddi zararının 355.468,52 TL olduğu, davalı tarafından yapılan toplam 5.000,00 TL ödemenin faizsiz olarak tenzil edilmesine davalının bir itirazı olmadığı dikkate alındığında maddi zararın 350.468,52 TL olduğu, yine davalı tarafından 28.03.2016, 18.04.2016, 27.06.2016, 22.06.2017, 23.11.2017, 21.12.2017, 25.01.2018, 22.02.2018, 14.06.2018 ve 29.04.2020 tarihinde yapılan toplam 12.000,00 TL ödeme ile bu tutarların ödeme tarihinden karar tarihine kadar işleyen toplamda 4.682,47 TL faizinin mahsubu sonucunda davacının davalıdan talep edebileceği maddi tazminat tutarının 333.786,05 TL olduğu anlaşılmıştır.” rakam ve sözcüklerinin yazılması,
3.İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararının 7 nci sayfasında yer alan ve “Mahkememizce davaya konu taleplerin” sözcükleri ile başlayan paragrafın tamamen silinerek yerine geçmek üzere “Mahkememizce davaya konu taleplerin hesabı için aktüerya bilirkişi tarafından hazırlanan 05.01.2021 ve 29.03.2021 tarihli her iki raporda da bilirkişi tarafından davalı vekilinin cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu ve banka dekontları ile ispatladığı 5.000 TL’lik ödemelerin, yapılan maddi tazminat hesaplarından mahsup edildiği, davacı tarafça söz konusu mahsup işlemine karşı herhangi bir itirazın yapılmadığı, 29.03.2021 tarihli rapordaki tutara göre ıslahın gerçekleştirildiği, bu itibarla söz konusu ödemelerin davaya konu iş kazası nedeniyle ifa amaçlı ödemeler olduğunun davacı tarafça da zımnen kabul edildiği; yine davacı asilin karar duruşmasında verdiği beyanda kazanın hemen akabinde davalı işverence kendisine elden toplamda 4.000 TL’lik ödeme yapıldığını kabul ettiği, yine davacı vekilinin, davalı vekilinin karar duruşmasında sunduğu dekontlara ilişkin verdiği beyanda söz konusu dekontların mahsubu ile karar verilmesini talep ettiği, hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafça iş kazası sonrasında davacıya yapılan mezkur ödemelerin TBK m.55 kapsamında davaya konu iş kazası nedeniyle ifa amacı taşıyan ödemeler olduğu, bu doğrultuda hesaplanan maddi tazminat tutarından mahsubunun gerektiği kanaatine varılmış; cevap dilekçesinde belirtilen ve banka kanalı ile ödendiği ispatlanan 5.000 TL’lik tutarın zaten bilirkişi raporunda mahsup edildiği anlaşılmakla mahkememizce sadece davacı asilin karar duruşmasında elden aldığını ikrar ettiği toplam 4.000 TL ve yine karar duruşmasında davalı vekilinin sunmuş olduğu dekontlardan ödendiği anlaşılan toplam 8.000 TL olmak üzere toplamda 12.000 TL’nin ödeme tarihinden karar tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte yukarıda açıklandığı şekilde hesaplanan maddi zarar tutarından mahsubu ile davacının davaya konu iş kazası nedeniyle maddi tazminat alacağının 333.786,05 TL olduğu sonucuna ulaşılmıştır.” rakam ve sözcüklerinin yazılması,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere;
“Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
1-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 333.786,05 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 02.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından davacıya değişik tarihlerde ödendiği anlaşılan toplamda 12.000,00 TL yönünden davacının kaza tarihinden ödeme tarihine kadar faiz hakettiği dikkate alındığında toplam 2.020,94 TL faiz alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
2-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 165.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
3-Alınması gereken 34.072,07 TL harçtan peşin alınan 857,30 TL peşin harç, 1.216,00 TL ıslah harcının mahsubu ile kalan 31.998,77 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 857,30 TL peşin harç, 1.216,00 TL ıslah harcı, 221,80 TL keşif harcı ve 31,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.326,50 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı davada vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 31.956,48 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı davada vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 19.625,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 11.850,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-25.05.2021 tarihli karar duruşmasında ileri sürülen 12.000 TL’lik ödeme nedeniyle maddi tazminat hesabından yapılan mahsup için davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına,
9-Davacı tarafça yapılan 1.550,00 TL bilirkişi ücreti, 34,40 TL tebligat gideri, 300,50 TL müzekkere masrafı ile 697,50 TL Adli Tıp Kurulu Fatura bedeli olmak üzere toplam 2.582,40 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre 2.213,48 TL’nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı tarafça yapılan 112,80 TL tebligat gideri, 1.050,00 TL bilirkişi ücreti, 163,80 TL müzekkere masrafı ile 800,00 TL Adli Tıp Kurulu Fatura bedeli olmak üzere toplam 2.126,60 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre 303,80 TL’nin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
11-Gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı asil ve taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde 7036 sayılı kanun madde 7 uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25.05.2021″ rakam ve sözcüklerinin yazılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…