YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7106
KARAR NO : 2023/6239
KARAR TARİHİ : 01.06.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/155 E., 2022/739 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/133 E., 2021/581 K.
Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;davacının davalının üstlendiği işlerde harita mühendisi olarak görev yaptığını, ancak sigorta bildirimlerinin davacının da üyesi olduğu Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası’nın asgari ücret tarifesi üzerinden yatırılmadığını belirterek SGK’ya eksik bildirilen prime esas kazançlarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının prime esas kazancının tespitini talep ettiği dönemlerde davalı iş yerinde fiili olarak çalışmadığını, sadece projelerde isminin gözüktüğünü ve asgari ücret karşılığında imza attığını belirterek davanın reddine karar verlimesini talep etmiştir.
2-Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile …..Dosya kapsamı ve yapılan yargılama karşısında, dosya kapsamında mevcut SGK ve TMMOB arasında imzalanan protokol ile mühendislerin ücretlerinin SGK’ya eksik bildiriminin önlenmesi amaçlanmıştır. Her ne kadar SGK tarafından verilen 29.06.2021 tarihli yazı cevabında protokolün 09.06.2017 tarihinde tek taraflı olarak fesih edildiği bildirilmiş ise de, davaya konu dönemde protokolün yürürlükte bulunduğu nazara alınarak, söz konusu protokol maddeleri gereğince mimar ve mühendislerin asgari ücretleri 2014 yılı için 2.800,00 TL, 2015 yılı için 3.000,00 TL, 2016 yılı için de 3.300,00 TL olarak belirlenmiş olup, protokolün 5 inci maddesindeki düzenleme ile, mühendis ve mimarların ücretlerinin TMMOB tarafından bildirilen asgari ücretlerin altında olmamasının kurum tarafından sağlanması, kuruma daha düşük prime esas kazanç bildirilmesi halinde, prime esas kazancın protokol maddeleri gereği TMMOB tarafından bildirilen asgari ücret tutarı üzerinden tahakkuk ettirileceği belirtildiğinden davacının, davalı nezdinde geçen 27.11.2014-30.04.2015 tarihleri arası hizmet aktine dayalı çalışma dönemine ilişkin prime esas kazanç tutarının 2014 yılı için aylık 2.800,00 TL, 2015 yılı için de aylık 3.000,00 TL olduğunun tespitine, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası’nın 17.01.2017 tarihli yazısıyla, oda yönetim kurulu tarafından deneyim süresine göre asgari ücret tutarları belirlenmiş ise de, tarafların ortak iradeleri ile bu tutarların altında bir ücret mukabilinde çalışılması da mümkün olacağından, davacının prime esas kazancının bu tutarlar üzerinden belirlenmesine yönelik istemi ile 12.10.2015-08.03.2016, 26.02.2016-23.05.2016 ve 01.07.2016-30.09.2016 tarihleri arasındaki dönemde prim gün sayısı bildirilmediğinden bu dönemlere ilişkin prime esas kazancının tespiti talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
-Davanın kısmen kabulü İle,
-Davacının, davalı nezdinde geçen 27.11.2014-30.04.2015 tarihleri arası hizmet aktine dayalı çalışma dönemine ilişkin;
A-2014 yılı için aylık prime esas kazanç tutarının 2.800,00 TL,
B-2015 yılı için aylık prime esas kazanç tutarının 3.000,00 TL olduğunun tespitine,
2-Fazlaya ilişkin istemlerin reddine…
” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili ;tespiti talep edilen prime esas gerçek ücret miktarlarının HMK 200 üncü maddesinde belirlenen senetle ispat sınırı miktarının üzerinde olduğunu, davacının belirtilen yasa ve Yargıtay emsal içtihatları gereğince ücret iddiasını ancak yazılı delille ispatlayabileceğini, tanık veya emsal ücret araştırması ile ispatlayamayacağını, dosyaya ispata dair yazılı bir delil veya yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir belge sunulmadığından davanın ispatlanamadığını, reddi yerine kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olay değerlendirildiğinde; tanık beyanları ve emsal ücret araştırmasında belirtilen miktara göre, kurum kayıtlarında gözüken ücretin aksinin eşdeğer yazılı delille ispatlanamaması nedeniyle davanın reddi yerine, SGK ve TMMOB arasında imzalanan protokol maddeleri gereğince mimar ve mühendislerin asgari ücretleri 2014 yılı için 2.800,00 TL, 2015 yılı için 3.000,00 TL, 2016 yılı için de 3.300,00 TL olarak belirlenmiş olduğu ve davacının ücretinin bu miktarlardan düşük olamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabülüne karar verilmesi hatalıdır. Her ne kadar davacı tarafından TMMOB ücret tarifesi üzerinden primlerin ödenmesi gerektiği savunulmuş ise de, bu şekilde ücret aldığına yönelik yazılı delil sunulmadığından, ödenmesi taahhüt edilen değil, fiilen ödendiği ispatlanan ücret miktarı üzerinden primlerin hesaplanması gerekeceğinden, TMMOB ve bağlı odalarca belirlenen ücret seviyelerinin 4857 sayılı İş Kanunun 39 uncu maddesi gereğince belirlenen zorunlu asgari ücrete alternatif bir ücret seviyesi olarak değerlendirilemeyeceği, fiilen bu şekilde belirlenen ücret seviyelerinin üstünde veya altında ücretle çalışılabileceğinden davanın kısmen kabülü usul ve yasaya aykırı olup, davalı kurum vekilinin bu yöne dair istinaf talebi haklı olup, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiş, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, dairemizce yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davalı Kurum SGK’nin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK’nın 353/1-b.2 bendi gereğince, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davacının harita mühendisi olup, SGK ve TMMOB arasında imzalanan protokol ile mühendislerin ücretlerinin SGK’ya eksik bildiriminin önlenmesinin amaçlandığını, Yerel Mahkemece SGK’dan ve TMMOB’dan protokol metninin dosyaya istenerek, kararda değerlendirildiğini, puantaj tabloları, tanık ifadeleri ve davalı …’ın 12.07.2017 tarihli cevap dilekçesinde müvekkilin asgari ücret üzerinden ücretlerini aldığı ikrar ettiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2-Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun’un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 inci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 ıncı maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 inci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 ve 202 inci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 E., – 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., – 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., – 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., – 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., – 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurulları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.