Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/7132 E. 2023/2163 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7132
KARAR NO : 2023/2163
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/669 E., 2022/1111 K.


KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akseki Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2013/82 E., 2021/193 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı … Ür. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … Ür. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 28.02.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davalı … Tic. A.Ş. vekili Av. … ile davacı vekili Av. … geldiler. Diğer davalı vekili gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin 1988 doğumlu olduğunu, 06.03.20211’den 21.05.2011 deki kaza tarihine kadar davalı … şirketlerinin … Köyü … Beldesi mevkindeki tünel inşaatında aylık 1.600,00 TL maaşla inşaat işçisi olarak çalıştığını, 21.05.2011 tarihinde müvekkilinin ve diğer işçilerinin tünel inşaatında güvenlik önlemleri alınmaksızın bir kepçenin içinde kaldırılmak suretiyle tünelin tavanına demir döşerken tavandan taşlar düşmeye başladığını, müvekkilinin ayağından yaralandığını, müvekkilinin söz konusu iş kazası nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zarardan dolayı sonuç olarak 147.654,99 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … Ür. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusuru olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının, davalılara ait işyerinde çalıştığı sırada 21.05.2011 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle yaralandığı, SGK … İl Müdürlüğü Sağlık Kurulu raporuna göre %7,30 oranında iş göremelik durumunun oluştuğu, davacının kazanın meydana gelişinde bir kusuru bulunmadığı, davalıların ise ayrı ayrı %50’şer oranında kusurlu oldukları, davacının toplam 147.654,99 TL maddi zararının bulunduğundan bahisle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … Ür. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı … Ür. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle, kusur oranını kabul etmediklerini, davacının gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle olayın meydana geldiğini, davacının usta olarak çalışmasının kabul edilmesine rağmen kusursuz olarak kabul edilmesinin yerinde olmadığını, düz taş döşeme ustası olan davacının yaşı ve işyerinde çalışma süresi dikkate alındığında hesaplamaya esas ücretin hatalı tespit edildiğini, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davalı … Ür. ve Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … Ür. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … Ür. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, kazanın davacı kusurundan kaynaklandığını, davacının ücreti konusunda yeterli araştırma yapılmadan sadece davacı taraf beyanları esas alınarak hüküm kurulduğunu, davacının yaşı ve çalışma süresi göz önünde bulundurulduğunda aylık 1.600,00 TL gelir kazandığı iddiası ile yapılan hesaplamanın kararda gerçek ücret olarak kabul edilmesinin yerinde olmadığını, davacıya kusur verilmemesinin hatalı olduğunu, davalı müvekkilinin bir kusuru olmadığını, mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeden manevi tazminat isteminin kabul edildiğini, talimat mahkemesinin esas mahkemenin talimatı dışında görevlendirme yaptığını, son hesap raporunun Dr. … tarafından düzenlenmesi gerekirken talimat mahkemesinin… isimli bilirkişiden rapor aldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte …’ın raporunda davacıya kusur izafe edilmediğinde dahi 107.328,12 TL hesaplama yapıldığını, çelişki nedeniyle yeni bir rapor alınması gerektiğini, Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre TRH yaşam tablosunun esas alınması gerektiğini, davacı tarafın bu konuda rapora itiraz etmediğini ve önceki hesaplama yöntemini zımnen kabul ettiğini, alacağın zamanaşımına uğramasına karşılık bu konuda zamanaşımı itirazlarının reddine karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
a. Temyiz Eden Davalının Manevi Tazminat İstemi Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İtirazları Yönünden
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 30.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi’nce manevi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

b. Temyiz Eden Davalının Diğer Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları Yönünden
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 inci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 8’inci ve 31 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı … Ür. ve Tic. A.Ş. vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesi’nce alınan 07.09.2017 tarihli kusur raporunda davacı kazalının kusursuz olduğu, davalı şirketlerin %50’şer oranda kusurlu oldukları yönünde görüş belirtildiği, anılan ek kusur raporunun temyiz eden davalı … Ür. ve Tic. A.Ş. vekiline 12.12.2017 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçen davalı şirket adına UYAP üzerinden elektronik imzalı olarak gönderilen bilirkişi kusur raporuna itiraz dilekçesinin sonunda her ne kadar dilekçe tarihi 25.12.2017 olarak gösterilmiş ve bu UYAP çıktısı üzerindeki hakim havalesi dahi 25.12.2017 tarihli ise de aynı çıktının UYAP sistemindeki doküman oluşturulma tarihinin 27.12.2017 olduğu, yine dosyada fiziken yer alan hakim havaleli nüshasının en altında dahi dilekçenin 27.12.2017 tarihinde dosyaya Uyap üzerinden gönderildiğinin yazılı olduğu, diğer bir deyişle temyiz eden davalı … Ür. ve Tic. A.Ş.’nin davalı şirketlere %50’şer oranda kusur taksimatı yapan bu 07.09.2017 tarihli ek kusur raporuna itirazının HMK’nın 281. maddesinde belirtilen iki haftalık itiraz süresi geçtikten sonra ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince bu itirazın süresinde ileri sürülmediği gözden kaçırılarak 26.03.2019 tarihli kusur raporunun alındığı, bu son kusur raporunda davacının %20, davalı … Ür. ve Tic. A.Ş.’nin %20, diğer davalı şirketin %60 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği, davacı taraf ile davalı … şirketinin bu kusur raporuna süresinde itiraz ettikleri, bu aşamadan sonra İlk Derece Mahkemesi’nce 26.01.2020 tarihli hesap raporunun alındığı, raporda davacının %20 müterafik kusuru, asgari ücretin 1,5197 katına isabet eden ücret+asgari geçim indirimi şeklindeki ücret, PMF yaşam tablosuba göre tespit edilmiş bakiye ömür ile %7,20 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacının maddi zararının toplamda 86.035,41 TL olarak tespit edildiği, davalı … Ür. ve Tic. A.Ş. vekilinin anılan hesap raporuna süresinde kusur, ücret ve geçici iş göremezlik ödeneği tenzilatı yönlerinden itiraz ettiği, davacı vekilinin ise davalı … Ür. ve Tic. A.Ş. vekilinin bu dilekçesi üzerine 28.02.2020 tarihli bir cevap dilekçesi verdiği ve dilekçede davalı itirazlarının yerinde olmadığını söylediği, davacı vekilinin takip eden 16.09.2020 tarihli 24. celsede “Dosyanın zamanaşımı süresi kısalmıştır, bize göre kusur raporları yerindedir, aktüerya bilirkişisi raporuna göre dosyamızı ıslah edip dilekçemiz doğrultusunda karar verilmesini talep ediyoruz, eğer kusur yönünden ek rapor alınmayacaksa ıslah için tarafımıza süre verilmesini talep ediyoruz.” şeklinde beyanda bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince aynı celsede dosyanın yeniden kusur raporu alınmak üzere yeni bir bilirkişi heyetine gönderildiği, 03.12.2020 tarihli bu kusur raporunda bilirkişilerin davalı şirketlere %50’şer oranda kusur taksimatı yapılan ilk kusur raporuna katıldıkları yönünde görüş bildirdikleri, bundan sonra mahkemece davacının kusursuz kabul edildiği kusur raporlarına göre hesaplama yapılması gerektiği işaret edilerek yeni bir hesap raporu düzenlenmek üzere dosyanın bilirkişiye gönderildiği, bu aşamadan sonra düzenelenen 05.05.2021 tarihli son hesap raporunda önceki hesap raporundan farklı olarak davacının kusursuz, davalıların %50’şer oranda kusurlu olduklarının kabul edildiği, ücretin önceki hesap raporundaki gibi asgari ücretin 1,5197 katına isabet eden ücret+asgari geçim indirimi olarak dikkate alındığı, bilinen dönem sonunun 31.12.2021 tarihi olarak kabul edildiği, sürekli iş göremezlik oranının önceki rapordaki gibi %7,30 olarak kabul edildiği, anılan hesap raporunda bakiye ömrün PMF ve TRH-2010 tabloları üzerinden ayrı ayrı tespit edilmesi sonrasında iki ihtimalli hesaplama yapıldığı, PMF tablosuna göre belirlenen bakiye ömür ihtimalinde davacının maddi zararının 129.532,24 TL, TRH-2010 tablosuna göre belirlenen bakiye ömür ihtimalinde 147.654,99 TL olarak tespit edildiği, davalı … Ür. ve Tic. A.Ş. vekilinin rapora süresinde itiraz ettiği, davacı vekilinin TRH-2010 tablosuna göre belirlenen bakiye ömür ihtimali doğrultusunda maddi tazminat talebini 147.654,99 TL’ye arttırdığı, İlk Derece Mahkemesi’nce anılan son hesap raporunun TRH-2010 tablosuna göre belirlenen bakiye ömür ihtimaline itibar edilerek karar verildiği anlaşılmaktadır.

Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa’nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)

Somut olayda, yukarıda açıklanan dava safahati göz önünde bulundurulduğunda 07.09.2017 tarihli olup da davacının kusursuz, davalıların ise %50’şer oranda kusurlu oldukları yönünde görüş bildiren bilirkişi kusur raporuna davalı … İnş. Tic. Ltd. Şti.’nin itiraz etmemesi, diğer davalı … Ür. ve Tic. A.Ş.’nin itirazının ise süresinde olmaması karşısında kusur oranları yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu açıktır. Bu kapsamda davacı ile davalı … Ür. ve Tic. A.Ş. tarafından itiraza uğrayan 26.03.2019 tarihli kusur raporunda tespit edilen davacının %20 müterafik kusuru ve PMF bakiye ömür tablosu üzerinden düzenlenen 26.01.2020 tarihli hesap raporu içeriğindeki hesap unsurlarına davacı tarafından itiraz edilmediği ve davalıların toplamda %100 kusur oranı yönünden davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumu gözetilip davalıların %100 kusur oranı anılan 26.01.2020 tarihli hesap raporuna uygulanmak suretiyle diğer hesaplama unsurları değiştirilmeksizin yalnızca hükmü temyiz eden davalıya ilişkin olarak maddi tazminat hesabı yapılıp, hükmü temyiz etmeyen davalı … İnş. Tic. Ltd. Şti. yönünden ise davacı lehine maddi tazminat miktarı yönünden oluşan usuli kazanılmış hak durumu göz önünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Davalı … Ür. ve Tic. A.Ş. vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine,

2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Davalı avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.