YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7377
KARAR NO : 2022/17078
KARAR TARİHİ : 30.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı ve davalı valilik vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf isteminin kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davacı tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı dava dilekçesinde özetle; davacının, 1994 yılı Ağustos-Eylül-Ekim aylarında aralıksız olarak … İli Çanakçı İlçesi Karabörk Beldesi Alaca Yaylası yol çalışmasında aşçılık yaptığını, görevi bittikten sonra hak ediş parasını Belediye Başkanlığı’nın kendisi adına kestiği çek evrakı ile birlikte 22.11.1994 Tarihinde Çanakçı Ziraat Bankası Şubesi’nden aldığını, sigorta kaydının yapılmadığını beyanla söz konusu işyerinde bir gün süre ile çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 01.08.1994 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı … cevap dilekçesinde özetle; 6360 sayılı Yasa gereğince davalının … İl Özel İdaresi olduğunu, davanın yanlış hasma yöneltildiğini, Valiliğin işveren sıfatının bulunmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin … İş Mahkemeleri olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, ” Davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine ” dair karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“…Somut olayda ise; davacı adına düzenlenmiş yukarıda anılan belgelerden herhangi birinin bulunmadığı ve davanın da 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşıldığından ilk derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre yönünden reddine ilişkin hükmün usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakta ise de; davanın reddedildiği gözetildiğinde, davada kendisini bir vekil ile temsil ettiren davalı … lehine vekalet ücreti belirlenmemiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.” gerekçesiyle, “1- Davacının istinaf başvurusunun reddine,
2- Davalı Valilik vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; … 16. İş Mahkemesi’nin 17.06.2021 Tarih ve 2020/289 E, 2021/219 K sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine,” dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili; hak düşürücü sürenin geçmediğini, eksik ve yanılgılı değerlendirme sonucu karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Dosya kapsamı incelendiğinde, davanın kapatılan Karabörk Belediyesi’ne atfen …’ne karşı açılmış olduğu, yapılan yargılama sonunda en son bölge adliye mahkemesince, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği, gerekçeli kararda davalı olarak SGK ile birlikte … Valiliğinin gösterildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda “sıfat” olarak tanımlanmaktadır ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunludur. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olmasına karşın, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan, anılan hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine aittir ve buna aktif husumet denilmektedir. Bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi ise o hakka uymakla yükümlü olan kimsedir ve bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hakkın sahibi olan kimse ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun saptanması, bir başka anlatımla davada, davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin maddi hukuk sorunudur. Dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, mahkemece dava konusu hakkın esası (var olup olmadığı) hakkında inceleme yapılmadan dava sıfat yokluğundan reddedilir ve bu karar davanın dinlenemeyeceğine ilişkin değil, esasına yönelik bir karar niteliğindedir. Davacı veya davalıdan birinin taraf sıfatına sahip olmaması durumunda verilecek olan red kararı o davadaki taraflar arasında maddi anlamda kesin hüküm oluştursa da, dava konusu hak ve taraf sıfatına sahip olan kişiler bakımından kesin hükümden söz edilemeyecektir. Dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olan taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116. maddesinde yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur.
Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Tarafta iradi değişiklik” başlıklı 124. maddesinin 4. fıkrası “Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir…” hükmüne amir amirdir.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, her ne kadar kapatılan Karabörk Belediyesi’ne atfen … Valiliğine karşı dava açılmış ise de, kapatılan belediyeden dolayı halihazırda hangi kamu kurumununun taraf sıfatının bulunduğu araştırılıp gerektiğinde HMK nın 124/4. Maddesi kapsamında söz konusu eksikliğin giderilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
O hâlde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine dair kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 30.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.