YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7566
KARAR NO : 2022/16332
KARAR TARİHİ : 20.12.2022
Mahkemesi : … … … Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
No :
Dava iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalılar vekillerinin istinafa başvurması üzerine, … … … Mahkemesi 24. Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
… … … Mahkemesi 24. Hukuk Dairesince Kararın davacı ve davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. … … 24. Hukuk Dairesince bozma kararına kısmen uyulup, kısmen direnmek suretiyle davalıların istinaf istemlerinin esastan reddine, davacıların istinaf isteminin kabulü ile davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karar davacı ve davalı taraf vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.03.2021 tarih ve 2021/(21)10-13 E- 301 K sayılı kararıyla direnme uygun bulunduğundan davalı … … Taah San ve Dış Tic Ltd Şti vekilinin incelenmeyen temyiz itirazlarının kamu düzeni yönünden incelenmesi için ve … … Mahkemesince verilen son kara yönelik tarat vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesi yönünden dosyanın Dairemize iadesine karar verilmiştir.
Davalıların duruşma istemi üzerine 22.03.2022 tarihinde duruşma açılmasına karar verilmekle yapılan tebligatlar üzerine duruşmalı temyiz eden davalı … … A.Ş. adına Av. … ve duruşmalı temyiz eden davalı … İnş. Taah. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. adına Av. … ile davacılar adına Av. …’ın geldiği, gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra duruşmaya son verilerek aynı gün yapılan incelemede dosyadaki noksanlar nedeniyle dosyanın mahalline geri çevirlmesine karar verilmiştir.
Geri çevirme üzerine dosyanın Dairemizin yukarıdaki esas numarasına kaydedildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi … …’in 05.04.2013 tarihinde elektrik kablosu döşemek için kazı yapmakta iken üzerine duvar çökmesi sonucu hayatını kaybettiğini, kazadan davalıların sorumlu olduğunu, murisin bir kusuru bulunmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacılar için 1.000’er TL maddi tazminat, müteveffanın eşi için 150.000,00 TL ve çocukları için ayrı ayrı 75.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen faiziyle tahsilini, ayrıca murisin işçilik alacaklarının da miras payları oranında davalıdan tahsilini talep etmiştir.
İşçilik alacaklarına ilişkin istemin dava dosyasından tefrik edildiği anlaşılmıştır.
Davacılar vekili 28.03.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile; maddi tazminat talebini davacılardan … için 158.496,33 TL’ye çıkarmıştır.
II- CEVAP:
Davalı … ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; olayın Kartal Belediyesinin imara aykırı, temelsiz olarak yaptığı yapıya ait tuğla duvarın yıkılmasından kaynaklandığını, davanın Belediyeye karşı açılması gerektiğini, bütün önlemler alınmasına rağmen öngörülmesi mümkün olmayan duvarın yıkılması sonucunda meydana gelen olayda müvekkiline isnat edilebilecek kusur bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı … A.Ş. (…) vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar murisinin … İnş. Taah. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. çalışanı olduğunu, kazanın gerçekleşmesinde müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III- MAHKEME KARARLARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
… Anadolu 14. İş Mahkemesinin 21.06.2018 tarihli ve 2013/1346 E., 2018/708 K. sayılı kararı ile; meydana gelen iş kazasında alt işveren … ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin %70, asıl işveren …’ın %30 kusurlu oldukları, müteveffanın eşinin destekten yoksun kaldığı, tazminat tutarının bağlanan gelirin peşin sermeye değeri düşüldükten sonra 158.496,33 TL olduğu, davacı … için maddi tazminat talebinin kabulüne diğer davacılar yönünden maddi tazminat talebinin reddine, kazalının olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmaması ve hak ve nesafet kuralları göz önünde bulundurularak manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı eş lehine 75.000,00 TL ve çocukların her biri lehine 30.000,00 TL’şer manevi tazminata karar verilmiştir.
B-… … MAHKEMESİ ve BOZMA KARARLARI:
… … … Mahkemesi 24. Hukuk Dairesinin 18.10.2018 tarihli ve 2018/4307 E., 2018/2080 K. sayılı İlk kararı ile; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun süresi içinde yapılmamış olması nedeniyle usulden reddine; davalı … vekilinin başvurusu yönünden iş kazası nedeniyle tazminat davalarında zamanaşımının 6098 sayılı Türk borçlar Kanunu’nun (TBK) 146. maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl olduğu, dava ve ıslah tarihi dikkate alındığında davalı … vekilinin zamanaşımı definin kabul edilmemesinin yerinde olduğu, bilirkişilerin duvarın kendiliğinden değil, iş makinasının kanal kazmasından etkilenerek göçtüğünü tespit etmeleri nedeniyle dava dışı Belediyenin kusurlu olmadığı, öte yandan olayın meydana geliş şekli itibariyle vefat eden işçinin kusurunun bulunmadığına ilişkin tespitin yerinde olduğu, ilk derece mahkemesince benimsenen bilirkişi raporunda olayda kusur nedenlerinin gerekçeleriyle anlatılmış olması, kusura ilişkin değerlendirmenin olayın meydana geliş şekline uygun olması, maddi zararın ise müteveffanın iş kazasının meydana geldiği tarihteki belirlenen net ücreti esas alınarak, işlemiş ve işleyecek aktif ve pasif dönem kazançları gerekçeli, denetime elverişli bilirkişi raporu ile hesaplandığı belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı … ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin başvurusu yönünden ise gerekçeli kararın 08.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin istinaf dilekçesini süresinden sonra 06.09.2018 tarihinde sunduğu, daha önce süresinde verdiği dilekçede istinaf gerekçelerini daha sonra bildireceklerini belirtmiş olduğu bu davalı bakımından yalnızca kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı olarak yapılan incelemede yargılamada kamu düzenine bir aykırılık da görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… … Mahkemesinin bu ilk kararının taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 02.06.2020 tarihli ve 2019/670 E., 2020/1819 K. sayılı kararı ile; “Davacılar vekilinin 06/09/2018 tarihli istinaf başvurusunun, davalıların temyiz dilekçelerinin tebliğ tarihi dikkate alındığında, katılma yoluyla istinaf süresi içerisinde olduğu gözetilerek, davacının istinaf isteminin esasının incelenmesi, öte yandan davalı … Ltd. Şti tarafından süre tutum dilekçesi verilmesinden sonra istinaf başvurusunun gerekçelerini içeren 06/09/2018 tarihli dilekçesinin, … … Mahkemesinin istinaf incelemesini karara bağladığı 18/10/2018 tarihinden önce dosya kapsamına girmiş olduğu ve ilk derece mahkemesi kararının iş bu davalıya tebliğinden itibaren makul süre içerisinde sunulduğu anlaşılmakla davalı … Ltd. Şti vekili tarafından sunulan istinaf başvurusunun gerekçelerini içeren dilekçenin de “hukuki dinlenilme hakkı” kapsamında incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde davacı tarafın istinaf başvurusunun süreden reddine, davalı … Ltd. Şti’nin istinaf istemi yönünden süre tutum dilekçesindeki sebeplerle ve kamu düzenine aykırılık sebepleriyle bağlı olarak karar verilmesi hatalı olmuştur.” Gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Bozma üzerine … … … Mahkemesi 24. Hukuk Dairesinin 16.07.2020 tarihli ve 2020/1225 E., 2020/1540 K. sayılı kararı ile; davalı … yönünden önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine; davacılar yönünden davalı … vekilinin istinaf dilekçesinin davacılar vekiline tebliğ edildiği tarih dikkate alındığında, davacılar vekilinin istinaf dilekçesinin katılma yoluyla istinaf dilekçesi olarak kabulü gerektiği, bozma kararına bu yönüyle uyulduğu, olayın meydana geliş şekli, müteveffa işçinin kusurunun bulunmaması, davacıların yaşları, olay tarihi gibi özellikler değerlendirildiğinde davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulü gerekirken, kısmen kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle davanın esası hakkında yeniden karar verilerek davacı … yönünden davanın kabulüne, diğer davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verildiği; davalı … ve Dış Tic. Ltd. Şti. yönünden HMK’da istinaf dilekçesinin kanuni süresinde verilmemesi hâlinde reddedilmesi gerektiğinin açıkça düzenlendiği, istinaf dilekçesinde istinaf başvuru sebepleri ve gerekçesinin hiç gösterilmemesi durumunda yapılması gerekenlerin de açıklandığı, bu açık düzenleme karşısında süresinde verilmeyen bir dilekçenin istinaf dilekçesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, yasada açık bir şekilde düzenlenen konuda, tarafın “süre tutum” dilekçesi şeklinde bir talebiyle kanunen belirlenmiş olan sürenin yok sayılmasının kabul edilemeyeceği, davalı … ve Dış Tic. Ltd. Şti. yönünden istinaf kanun yoluna başvuru sebepleri ile gerekçelerinin süresinde gösterilmediği ve ilk derece mahkemesi kararında HMK’nın 355. maddesi gereğince kamu düzenine bir aykırılık da bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde usule aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.03.2021 tarih ve 2021/(21)10-13 E- 2021/301 K sayılı ilamıyla Direnme kararına yönelik temyiz incelemesi neticesinde yapılan incelemede “ İlk derece mahkemesi kararında hükme ilişkin tüm hususların gerekçeli karar ile birlikte açıklanmış olduğu, istinaf yoluna başvuru süresinin gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren başladığı, davalı … vekilinin 7036 sayılı Kanun’daki gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık sürede istinaf nedenlerini belirtir dilekçe vermediği dikkate alındığında … … Mahkemesi tarafından davalı … vekilinin süresinden sonra sunduğu gerekçeli istinaf dilekçesine değer verilmeyerek HMK’nın 355. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı yönünden incelenmesi gerektiği belirtilerek verilen direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Ne var ki, Özel Dairece bozma nedenine göre … … Mahkemesi kararı istinaf yoluna başvuru süresi yönünden incelenmiş, ancak davalı … vekilinin temyiz itirazları ise kamu düzeni yönünden incelenmemiştir. Yine Özel Dairenin bozma kararının uyulan kısımları kapsamında verilen 16.07.2020 tarihli … … Mahkemesi kararına yönelik taraf vekillerinin temyiz itirazlarının da incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenlerle dosya Özel Daireye gönderilmelidir.” Gerekçeleriyle “Direnme uygun bulunduğundan davalı …’nin vekilinin incelenmeyen temyiz itirazlarının kamu düzeni yönünden incelenmesi için dosyanın 10. Hukuk Dairesine gönderilmesine, … … Mahkemesince 16.07.2020 tarihinde verilen karara yönelik taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 10. Hukuk Dairesine Gönderilmesine “karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle: kendisini vekille temsil ettiren her bir müvekkili lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen kendi manevi tazminat miktarı üzerinden ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken toplam manevi tazminat miktarı üzerinden tek bir vekalet ücreti takdirinin doğru olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı …. Ltd Şti vekili temyiz dilekçesinde özetle: Davacının düz işçi olduğunu, içtihatlara aykırı olarak sendikadan 2 katı ücret aldığının kabulünün hatalı olduğunu, bordrolara itibar edilmesi gerektiğini, İşçilik alacağı dosyasının … Anadolu 14. İş Mahkemesinin 2013/1708 Esasında belirlenip davacılar temyiz edilmeden kesinleştiğini, bu nedenle bu dosyadaki ücretin esas alınması gerektiğini Kartal ve … Büyükşehir … Başkanlıklarına kusur verilmesi gerektiğini, … Başkanlığınca onaylanan projeye uygun çalışıldığı, bu durumun … … raporuyla sabit olduğunu, kazaya sebep olan … Büyükşehir … Başkanlığına ait olan yapının duvarının köprüyle aynı renk boyalı olması ve imara aykırı olarak tuğladan yapılmış olmasının dikkate alınmadığını, … … raporuyla kusur raporunun çeliştiğini, projenin diğer davalı … tarafından çizilip Kartal … Başkanlığınca onaylandığını, olay yerinde 90 cm derinliğinde kazı yapıldığını, … 23. Madde gereği 150 cm’den fazla derin kazalılarda yan yüzeylerin desteklenmesi gerektiğinden iksa yapılmamasının kusur olarak yüklenemeyeceğini, hesabın bakiye ömür 22 yıl olarak esas alınması gerekirken 24 yıl esas alındığını, bu şekilde aktif devredeki fark hesabın 100.000,00 TL’den fazla olduğunu, murisin 15.07.2014 tarihinde bekar çocuğu evlendiğinden asgari geçim indirimi çıkarılarak … sayısının bire düşürülmesi ve evlenmeden sonrası için asgari geçim indirimi eklenmemesi gerektiğini, asgari geçim indirimi iki çocuklu olarak esas alıkonarak hesap yapılmasının hatalı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, … … Mahkemesince manevi tazminatların tam kabulünün hatalı olduğunu, … … yargılama sırasında Nejla ise babası sağlığındayken evlendiğini, Bu durumda hükmedilen tazminatların zenginleşme amacı güttüğünü, aynı zamanda işçinin vefatı nedeniyle cenaze masrafı yapılıp veraset ilamı ücretlerinin kendileri tarafından karşılandığını … başvuruları esansında müvekkili şirketin davacılara yardımcı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı … A.Ş. (…) vekili temyiz dilekçesinde özetle: ıslahın zamanaşımına uğradığını, Kartal ve … Büyükşehir … Başkanlığına kusur verilmesi gerektiğini; Kartal … Başkanlığı tarafından onaylanan projeye uygun çalışıldığı, bu durumun … … raporuyla sabit olduğunu, kazaya sebep olan … Büyükşehir … Başkanlığına ait olan yapının duvarının köprüyle aynı renk boyalı olması ve imara aykırı olarak tuğladan yapılmış olması nedeniyle kusurlarının olduğunu, kusur Raporlarının … … raporları ile çelişki arz ettiğini, her iki raporda müvekkiline kusur isnat edilme gerekçesinin farklı olduğunu, hesap raporlarının kök ve ek raporları arasında çelişkiler olduğunu, 13.06.2016 tarihli raporda 01.01.2013-01.01.2017 arası: 109.239.09 TL hesap edilmişken 11.09.2015 tarihli raporda 01.01.2013- 01.01.2016 arasının 85.459,05 TL hesap edildiğini, hükmedilen manevi tazminatların fahiş olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz edenin sıfatına temyiz kapsam ve nedenleriyle kanunun açık hükmüne aykırı görülen sebeplere ve özellikle davacının teselsüle dayanmış olması göz önünde bulundurularak davalıların dava harici kurum kusurlarından da davacılara karşı sorumlu tutulmasının mümkün olmasına, bu dosya kapsamında alınan raporlara göre davacılar desteği sigortalının kusursuz olduğu belirlenip, davalıların %100 kusurdan, davacılara karşı sorumlu tutulmasının yerinde olup, davalıların sorumlu tutuldukları bu kusur oranın davalılar ile dava harici kişi veya kurumlar arasındaki aidiyetinin davalı ile bu kişi veya kurumlar arasında açılması imkanı bulunan rücu dava dosyasında tartışılarak sonuca bağlanmasının mümkün olmasına, davalılardan …. Ltd Şti tarafından maddi tazminat hükmü yönünden ileri sürülen temyiz itirazlarının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı çerçevesinde kamu düzeni kapsamında incelenebilecek olması nedeniyle kamu düzenine aykırı bir yön bulunmamasına, davalı … AŞ tarafından ileri sürülen temyiz itirazları içerisinde hesaba esas ücretin açıkça temyize getirilmemiş olmasına göre; bu yönlere ilişkin temyiz itirazlarının bozma sebebi yapılamayacağının anlaşılmasına göre, somut olayın özelliklerine göre, davacılar vekilinin tüm, davalılar vekillerinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- 6100 sayılı HMK nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323. maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, bu madde içerisinde “Başvurma , karar ve ilam harçları yargılama gideri” kapsamında belirtilmiş, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326. maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerinin, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebileceği” , “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332. maddesinde ise; “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanunun 15. maddesinde “Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev’i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.” 16/1- 1.cümlesinde “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır.” 28/1-a maddesinde “Karar ve İlam Harcı” düzenlenmiş olup “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.” Hükümleri yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarihli ve E. 2009/27, K. 2010/9 sayılı Kararında da belirtildiği üzere “Harç, idarece yapılan bir hizmetten yararlananlardan bu hizmet dolayısıyla alınan para, diğer bir deyimle verginin özel ve ayrık bir türüdür. Bu nedenle diğer harçlarda olduğu gibi, yargı harçlarında da kural; harcın, davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişi tarafından ödenmesidir. Ancak yargı yoluna başvurmak, başvuran kişiye bir harç yükümlülüğü yüklediği gibi, başvuranın haklı çıkması halinde bu yükümlülük yer değiştirmekte ve davada haksız çıkan tarafa yükletilmektedir. Bu nedenle nispi harca tabi davalarda, yargılama sonunda ödenecek harç miktarıyla birlikte, harcın gerçek sorumlusu da mahkeme kararıyla belirlenmektedir.”
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, davacının davalılardan tazminat istemi hususunda teselsül hükümlerine dayanarak tahsil talebinde bulunduğu, mahkemece verilen kararda da bu husus gözetilerek davalıların tazminat alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına hükmedildiği, bu cümleden olarak hüküm ferileri hakkında da kararın niteliğine uygun olarak davalıların müteselsil sorumluluğuna hükmedildiği, böylece … … Mahkemesince verilen kararda da istinaf başvurusu reddolan davalıların tek bir istinaf karar harcından müteselsilen sorumluluklarına hükmedilmesi gerekirken; her bir davalının aynı miktardaki karar ve ilam harcından ayrı ayrı sorumluluklarına hükmedilmesi hatalı olmuştur.
… … Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz eden davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile HMK 369.maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırılıklar da gözetilerek, … … … Mahkemesi 24. Hukuk Dairesince verilen hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden … … Mahkemesi hükmü bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: … … … Mahkemesi 24. Hukuk Dairesinin 16.07.2020 tarih ve 2020/1225 E- 2020/1540 K sayılı kararının “2” bendinde istinaf karar harcıyla ilgili 2. ve 3. paragraflarının silinerek yerine
“Alınması gerekli 31,319,88 TL istinaf karar harcından davalılarca peşin alınan 10.025,19 TL harcın mahsubu ile bakiye 21.294,69 TL istinaf karar harcının davalılar …. Ltd Şti ve … A.Ş. (…)’tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irad kaydına,” rakam ve sözcükleri yazılmak ve devam eden paragraf ve hüküm fıkralarının bu hüküm fıkrasından sonra gelmek üzere teselsül ettirilmek suretiyle, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili … … Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harçlarının istem halinde temyiz eden davalılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davacılardan alınmasına, Dairemizde yapılan duruşmada kendisini temsil ettiren davalılar lehine 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılara verilmesine 20.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.