YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7752
KARAR NO : 2022/11720
KARAR TARİHİ : 04.10.2022
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :
Dava, davacı hakkında çıkartılan ek borçlanma süreleri için yapılandırmadan faydalandırılmaması nedeniyle fazla ödeme istenmesine dair kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyularak, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne dair karar vermiştir.
Hükmün, davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece verilen 11.07.2017 tarihli karar, uyulan bozma ilamı ile; “…dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının süresi içerisinde başvurusu üzerine 5510 sayılı Yasanın Geçici 60. maddesi uyarınca hesaplanan ihyaya konu 5446 gün karşılığı 18.371,17 TL borç çıkartıldığı, ancak davacının tahsis talebi incelenirken 12/08/2005- 30/04/2008 arası için de 1479 sayılı Kanun sigortalılığının bulunduğu tespit edildiği için toplam 6424 gün için bu kez 31.299,18 TL borç çıkartıldığı, davacının itiraz hakkını saklı tutarak bu miktarı ödediği ve davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacının süresi içerisinde kuruma yapılandırma başvurusu bulunduğu halde kurumun yapılandırma kapsamında ödenmesi gereken miktarı hatalı hesaplaması kurumun kendi hatasından kaynaklanmaktadır. Davacının yapılandırma kapsamında ödemesi gereken miktarın bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerekirken kurumun tek taraflı işlemine itibarla davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, davacının süresi içerisinde yapılandırma talebi bulunduğu ve ilk yapılandırma başvurusu ile de yapılandırmaya hak kazandığı gözetilerek kurumca kabul edilen toplam 1479 sayılı Kanun hizmet süresi üzerinden 21/11/2014 tarihli başvurusuna göre 5510 sayılı Kanun geçici 60. maddesi kapsamında yapılandırma borcunun ne kadar olduğuna dair uzman bir bilirkişiden rapor almak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir…” gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. …, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. …, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 …, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Eldeki davada ise, bozmaya uyulmuş ise de, bozma sonrasında aldırılan ve itibar edilen raporda yapılan hesaplamaların 6111 sayılı Kanun uyarınca yapılandırmaya ilişkin usul ve esasların belirtildiği 18.03.2011 tarihli 2011/29 genelge uyarınca yapıldığı anlaşılmakta olup, yapılacak iş, davacının süresi içerisinde yapılandırma talebi bulunduğu ve ilk yapılandırma başvurusu ile de yapılandırmaya hak kazandığı gözetilerek kurumca kabul edilen toplam 1479 sayılı Kanun hizmet süresi üzerinden 21/11/2014 tarihli başvurusuna göre 5510 sayılı Kanun geçici 60. maddesi ve 6552 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma borcunun ne kadar olduğuna dair uzman bir bilirkişiden rapor almak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.