YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7828
KARAR NO : 2022/17053
KARAR TARİHİ : 29.12.2022
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No :
Dava, rücuan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İnceleme konusu dosyada; davacı Kurum asıl davada 27.06.2007 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine ödenen gelir ve cenaze giderinin tahsilini talep etmiş, … asıl davaya dahil edilmiştir. Kurum tarafından davalılar hakkında açılan birleşen davada ise kurum alacağının bakiye kısmı talep edilmiş, mahkemece asıl davada; kurum talebinin kabulüne, … davaya dahil edildiğinden ve hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından bu hususda karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden ise kurum talebinin müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
1)Kamu kurumları kamu hizmeti yaparlar. Kamu kurumları tüzel kişilik olduklarından ve bu kişilik maddi değil soyut bir kişilik olduğundan, kamu hizmetini bizzat yerine getiremezler. Kamu hizmeti, gerçek kişi konumunda olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ve bunların kullandıkları araç ve gereçlerle yerine getirilir. Bunun sonucu olarak, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin veya bunların kullandıkları araç ve gereçlerin kusur, ihmal ve hatalarından dolayı kamu hizmetinin yerine getirildiği sırada kişilerin zarar görmesi halinde meydana gelecek kusur kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Burada, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin hizmetten ayrılabilen kişisel kusurundan bahsetmek kesinlikle mümkün olmayıp, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bahsedilen kusuru hizmet kusurudur.
Belirtilen açıdan, Anayasa’nın 129/5’inci maddesine göre, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları rücu edilmek kaydıyla kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine dava açılabilir.
657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın (kişilerin uğradıkları zararlar başlıklı) 13’üncü maddesine göre de, kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar.
Sonuç olarak memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kasıtlı ve kusurlu eylemlerinden dolayı meydana gelen zararlara dayalı tazminat davalarının memurlar ve diğer kamu görevlileri aleyhine değil ancak kamu idaresi aleyhine dava açılabileceğinin kabulü gerekir.
Bu çerçevede eldeki rücuan tazminat davasında; memur ve diğer kamu görevlisi statüsünde olan davalı … başkanı aleyhine husumet yöneltilmesi mümkün olmayıp, ancak işveren idare aleyhine dava açılabileceği dikkate alınmalıdır.
Somut dosyada; asıl dava yönünden, dahili davalı yoluyla belediye başkanı …’nin taraf kılınamayacağına ilişkin mahkeme yaklaşımı yerinde ve isabetlidir. Birleşen dava yönünden ise; belediye başkanı olan … bu davada taraf kılınmışsa da, Anayasanın 129/5 ve 657 sayılı Yasanın 13. maddeleri irdelenmeksizin belediye başkanı … hakkında hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur.
2)Somut dosyada alınan kusur raporunda davalı … %70, belediye başkanı … %10, sigortalı %20 kusurlu bulunmuştur. Asıl davada mahkemece, davalı … yönünden kurum alacağının %80 kusur karşılığına hükmedilmiş ise de Dairemizin 15.01.2018 tarihli bozma ilamı kapsamında ıslahın dikkate alınmaması gerektiğinden dava dilekçesinde talep edilen miktar üzerinden hüküm kurulmalıdır. Birleşen dava yönünden ise; davacı kurumun talebi de gözetilmek suretiyle, kurum zararının %80 kusur karşılığından bakiye kalan kısım tespit edilerek bu miktara hükmedilmelidir. Birleşen davalar istiklalini muhafaza ettiğinden, yukarıda belirtildiği üzere asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
29.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.