YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7871
KARAR NO : 2022/14715
KARAR TARİHİ : 22.11.2022
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :
Rücuan tazminat istemi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün taraflar avukatları tarafından süresi içerisinde temyiz edilmesi ve de davalı tarafından duruşmalı istenilmesi üzerine dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.11.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. … ile davacı SGK Başkanlığı adına Av. … geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, dairemizin Bozma ilamı ile; “……mahkemece, 24.10.2014 ve 29.02.2016 tarihli kusur raporlarına göre davalı işveren …’in %70, sigortalının ise %30 kusurlu olduğunun kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, maddi olguların net bir şekilde ortaya konulamadığı anlaşılmakta olup, özellikle sigortalının görevlendirildiği tanıtım tabelasının değişim işi bakımından, çatıda veya binanın üzerinde çalışma yapılmasının gerekip gerekmediği hususu ile çatıya iş sahibi dava dışı şirketin bilgisi olmaksızın nasıl ve neden çıkıldığı üzerinde durularak, davalı işverenin kusurunun ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcılığı dikkate alınarak, yeniden ve açıklıkla belirlenmesi ile sonucuna göre ve 5510 sayılı Yasanın 23. maddesi hükümleri de gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi…”gereğine işaret edilerek araştırma yapılmak üzere bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Ayrıntıları Hukuk Genel Kurulunun 10.12.2019 günlü ve 2015/10-3241 Esas, 2019/1325 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; mahkemece bozmaya uyulması sonucu artık bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemece tarafların beyanlarının alınıp bozmaya uyulmasına da karar verildikten sonra yapılacak iş; bozma gereklerinin yerine getirilmesi olmalıdır. Zira mahkemece bozmaya uyulması yönünde oluşturulan karar, bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine neden olur.
Hukuk Genel Kurulu’nun 18.10.1989 gün 541-534, 21.2.1990 gün 10-117; 7.10.1990 gün 439-562; 19.2.1992 gün 635-82; 23.2.1994 gün 936-94; 03.03.2010 gün ve 2010/12-81-118; 27.09.2006 gün ve 2006/19-635 E. 2006/573 K; 15.10.2008 gün ve 2008/19-624 E. 2008/632 K ile 17.02.2010 gün ve 2010/9-71 E. 2010/87 K. sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Eldeki davada ise, mahkemece, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, öncelikle çatıya çıkma olgusu ile reklam panosu giydirme işi için çatıda çalışma yapılmasının gerekip gerekmediği hususunun irdelenmesi ve iş sahibi olan dava dışı diğer şirketin bilgisi olmaksızın, sigortalının nasıl ve neden çıktığı hususlarında irdeleme yapılmalı, bu kapsamda ceza davası içeriğindeki maddi olgular dikkate alınmalı ve taraflar bakımından öncelikle kazanın ne şekilde gerçekleştiği hususu açıklıkla ortaya konulduktan sonra, işverenin kusurunun 5510 sayılı Yasanın 21. maddesi kapsamında belirlenmesi için yeniden ve oluşa uygun şekilde bir kusur raporu aldırılmalı ve davacı Kuruma karşı 23. madde bakımından şartlarının varlığı halinde davalı bakımından sorumluluk tutarının belirlenmesi gereğinin dikkate alınmadığı anlaşılmakta olup, bu şekilde eksik araştırmaya dayalı olarak karar tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ve davalılardan … vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, davacı avukatı yararına takdir edilen 8.400 TL duruşmalı avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, davalı avukatı yararına takdir edilen 8400 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, 22.11.2022 gününde oybirliği ile karar verildi.