Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/7928 E. 2023/6108 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7928
KARAR NO : 2023/6108
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/43 E., 2022/109 K.
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasında Mahkemece görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi davasında verilen direnme kararı hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı şirkete ait işyerinde cam montaj elemanı olarak aylık 720 TL ücretle çalışmakta iken 24.01.2007 tarihinde geçirdiği iş kazasında asansör boşluğuna düşerek yaralandığını, %39,20 oranında malul kaldığını, kendisine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gelir bağlandığını, davalı işverenin işin görülmesi için gerekli alet ve malzemeyi vermemesi, iş sağlığı ve güvenliği önemlerini almaması nedeniyle kusurlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 14.10.2014 harç tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminatın miktarını 51.558,93 TL’ye çıkarmıştır.

II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın davacının kusurlu davranışından kaynaklandığını, kendisine koruyucu malzemelerin eksiksiz olarak verildiğini, tüm iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alındığını, Üsküdar 4. İş Mahkemesinin 2011/646 E. sayılı dosyası ile müvekkili şirkete karşı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından rücuan tazminat açıldığından bağlanan gelirin peşin sermaye değeri ile geçici iş göremezlik ödeneğinin maddi tazminattan mahsubu gerektiğini, aylık ücretinin net 429,90 TL olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2014 tarihli ve 2012/8 E., 2014/458 K. sayılı kararı ile; alınan kusur raporuna göre davalı işverenin %75, davacının %25 oranında kusurlu olduğu, davacının ücret konusundaki iddiasını ispatladığı, hükme esas alınan 16.09.2014 havale tarihli hesap raporunda davacının kaza tarihindeki ücretinin 720 TL olduğunun kabulü hâlinde uğranılan zararın 130.463,82 TL, karşılanmayan zararın ise bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmı olan 70.130,03 TL ile 11.699,82 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin işverenin kusuruna isabet eden kısmı olan 8.774,86 TL’nin mahsubundan sonra 51.558,93 TL olarak hesaplandığı, Borçlar Kanunu’nun 55 inci maddesindeki rücu edilebilecek alacakların mahsubuna ilişkin hükmün bilirkişi raporunda hesaplandığı gibi yorumlanmasının doğru olmadığı, sözü edilen hükümden ilk peşin sermaye değerinin tamamının anlaşılması gerektiği, aksi durumun eşitsizlik, belirsizlik ve sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı, Sosyal Güvenlik Kurumunun sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğu, risk gerçekleşmediği sürece tahsil ettiği primler nedeniyle menfaat elde etmesine rağmen katlanacağı külfet bulunmadığı, sadece sigortalının kusuru oranında külfete katlanması karşısında işverenlerin iş kazası ve meslek hastalığı kolundan prim ödemesinin kabul edilebilir bir mantığının kalmadığı, bir yandan zorunlu prim ödemesi getirilmesinin, bir yandan da hiçbir güvence sağlanmamasının hukukî ve adil olmadığı, işverenlerin primleri özel sigorta şirketlerine yatırarak daha fazla imkana sahip olmalarının mümkün olduğu, kendi kusurlarına denk gelen kısım için dahi güvenceye kavuşacakları, özellikle KOBİ olarak adlandırılan küçük işletmelerin bu tür zararları karşılayamamaları ve iktisadi varlıklarının tehlikeye düşmesinin olası olduğu, tüm yükün işverene yüklenmesi sonucunu doğuracak şekilde yorum yapılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle gelirin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneğinin tamamının mahsup edildiği belirtilerek 25.257,29 TL maddi tazminat ile 40.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 25.02.2016 tarihli ve 2015/8803 E., 2016/2905 K. sayılı ilamında özetle; dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; hükme esas alınan 16.09.2014 tarihli hesaba ilişkin bilirkişi raporunda, belirlenen zarardan davacıya Kurum tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının tenzil edilmesine rağmen maddi tazminata hükmedilirken davacıya Kurum tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının bir kez daha Mahkemece tenzil edildiği, bu haliyle belirlenen tazminattan mükerrer tenzilat yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur.

B. Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 27.10.2016 tarihli ve 2016/333 E., 2016/491 K. sayılı kararı ile; bozma gerekçesi dikkate alınarak bir kez daha yapılan değerlendirme neticesinde, bilirkişi raporunda yapılan mahsup dikkate alınmadan ancak bağlanan gelirlerin rücu edilebilen kısmı ifadesinden kusur oranına karşılık gelen kısmın anlaşılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle belirlenen zarar miktarından bağlanan gelirlerin tamamının düşülmesi suretiyle maddi tazminatın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilerek önceki hükümde direnilmiştir.

C. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı … davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.10.2021 tarih ve 2018/(21)10-338 esas ve 2021/1246 karar sayılı ilamında özetle; mahkemece hesaplanan maddi tazminattan gelirin ilk peşin sermaye değerinin tamamının mahsup edilmesine rağmen, Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının iki kez mahsup edildiğini ve bu suretle mükerrer tenzilat yapıldığını belirten Özel Daire bozma kararının yerinde olmadığı sonucuna varıldığı, ne var ki, mükerrer tahsilata ve sebepsiz zenginleşmeye yol açılmaması bakımından davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin mahsubu gerekmekte ise de, yargılama sırasında yürürlüğe giren, Hukuk Genel Kurulunca kamu düzenine ilişkin olduğu kabul edilen ve somut olayda da uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55 inci maddesi ile bu maddeye ilişkin Adalet Komisyonu gerekçesi dikkate alındığında; rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin ve bu kapsamda olmak üzere zarar görenin (sigortalının/kazalı işçinin) kusuruna (müterafık kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemelerinin tazminattan indirilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin davalıların kusuruna isabet eden ve dolayısıyla rücu edilebilir kısmı yerine tamamının mahsubunun doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen bu değişik ve gerekçe nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429 uncu maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile: Y.H.G.K kararı ve kararda bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinin kusura karşılık gelen kısmının mahsup edilmesi gerekirken tamamının mahsup edilmesinin doğru olmadığının belirtilmiş olması sebebiyle, aynı düşünce doğrultusunda karar verilecek olması durumunda, Yargıtayın konuya nasıl yaklaştığı ve vereceği kararın ne yönde olduğu ortaya çıkmış olduğundan, bu defa bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinin kusura karşılık gelen kısmının mahsup edilmek suretiyle hesap yapıldığı anlaşılan ikinci seçeneğe itibar edildiği gerekçesiyle;

Davanın kısmen kabulüyle,51.558,93 TL net maddi tazminatın, 40.000,00 TL net manevi tazminatın kaza tarihi olan 24.01.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi yönünden fazlaya dair isteğin reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinin kusura karşılık gelen kısmının mahsup edilmek sureti ile hesaplamanın yapıldığı seçeneğe göre hüküm tesis edilmiş olmasını doğru ve yerinde bulmadıklarını, verilen kararı esas alınan kusur oranları ile tazminat hesabına ilişkin davacının esas alınan maaş miktarı bakımından da haksız ve hukuka aykırı bulduklarını, mahkemece hükmolunan manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK Geçici 3/2 inci maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
1.Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

2. Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,3. Dosyanın kararı verene Mahkemeye gönderilmesine,

30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.