Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/8104 E. 2022/10625 K. 15.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8104
KARAR NO : 2022/10625
KARAR TARİHİ : 15.09.2022

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, hizmet tespiti ve prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalı SGK vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı SGK vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı işverene ait işyerinde 28.09.2008–07.02.2013 tarihleri arasında, 2008 ve 2009 yılında 1.050 TL, 2010 yılında 1.200 TL, 2011 yılında 1.300 TL 2012 yılında 1.500 TL, 2013 yılında 1.600 TL net aylık ücretle ve ücrete ek olarak yılda bir ücret tutarında ikramiye karşılığında çalıştığının tespitini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işyerinde 01.02.2013-11.02.2013 tarihleri arasında aylık net 1.600- TL ücret ile çalıştığının tespitine, prime esas kazanç yönünden diğer taleplerin reddine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Mahkemece, davacının imzasının bulunduğu 2008/12 ve 2009/1-8. aylara ilişkin ücret hesap pusulalarındaki miktarların aksinin eş değer belgelerle ispatlanamadığına dair yapılan irdeleme yerinde olmakla birlikte, ücret bordrosu olmayan dönem yönünden kıdem ve ihbar tazminatı ödeme belgesi, ücret tespiti bakımından yazılı delil başlangıcı kabul edilmek suretiyle, tanık beyanları esas alınarak, 2009/9. ay ve sonrası dönem yönünden bilirkişi raporunun ilk seçeneğinde belirlenen ücretlerin kabulü ile karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Üye …’ın farklı bozma gerekçesine karşı sonuç itibariyle oy birliğiyle 15.09.2022 gününde karar verilmiştir.
BOZMA GEREKÇESİNE KARŞI OY

1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık prime esas kazancın (ücretin) tespitinde, aylık ücret tutarının 6100 sayılı HMK.’un 200 ve 202. Maddelerinde belirtilen sınırları aştığı takdirde yazılı delille kanıtlanması gerekip gerekmediği, ücret hesap pusulalarının aksine delillerle ispatı gerekip gerekmediği” noktasında toplanmaktadır.
2. Çoğunluk tarafından prime esas kazanç tespitinde sınırları aştığı takdirde yazılı delille kanıtlama ilkesi kabul edilmekle birlikte, “sınırın aşılmaması veya yazılı delil başlangıcı olması halinde tanık dinlenebileceği, keza HMK.’un 199. Maddesi anlamında yazılı belge olması halinde buna itibar edileceği, mahkemece davacının imzasının bulunduğu 2008/12ve 2009/1-8 aylara ilişkin ücret hesap pusulalarındaki miktarların aksinin eş değer belgelerle ispatlanamadığına dair irdeleme yerinde olmakla birlikte, ücret bordrosu olmayan dönem yönünden kıdem ve ihbar tazminatı ödeme belgesi, ücret tespiti bakımından yazılı delil başlangıcı kabul edilmek suretiyle tanık beyanları esas alınarak 2009/9 ve sonrası dönemler yönünden bilirkişi raporunun ilk seçeneğinde belirlenen ücretlerin kabulüne karar verilmesi gerektiği” gerekçesi ile yerel mahkemenin bozma sonrası davanın kısmen kabulüne dair kararının bozulmasına karar verilmiştir.
3. Sonuç itibari ile bozmaya katılmakla birlikte daha önce Dairemizin 2020/11683 Esas, 2021/10353 Karar sayılı kararında yazılan karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere;
Sigortalının prime esas kazancının tespitinde, mahkemece resen araştırma ilkesi ve delil serbestisi kapsamında her türlü delil toplanmalı, tarafların vazgeçmesi ve kabulü ile bağlı olunmadığı gibi salt tanık beyanları ile de yetinilmemeli, yukarda belirtilen 4857 sayılı İş Kanununun 8, 32 ve 37 nci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 401 ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 59, 80 vd madde hükümleri uygulanarak sigortalının yaptığı işin özellikleri(vasıflı olup olmadığı), işyerindeki ve meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde veya başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler dikkate alındığında kayıtlarda görünen ücretle çalışmasının hayatının olağan akışına uygun bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından, sendikalardan, meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmalı, bu konuda açılmış işçilik alacakları davası var ve kesinleşmiş ise delil kabul edilmeli, dolayısı ile inandırıcı, ciddi deliller doğrultusunda ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmeli, ücretin işçinin yazılı onayı olmadan düşürüldüğü durumda ise yazılı muvafakati yoksa önceki yüksek ücreti esas alınarak prime esas kazanç saptanmalıdır.
4. Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2020 tarih ve 2016/10-376 Esas, 2020/306 Karar, 09.07.2020 tarih ve : 2016/21-904 Esas, 2020/554 Karar ve 16.07.2020 tarih ve 2016/10-2141 Esas, 2020/585 Karar sayılı kararları ile kabul edilmiştir.
5. Somut uyuşmazlıkta davacı davalı işyerinde makineci-vardiya sorumlusu olarak çalışmıştır. Kamu düzeni ve resen araştırma ilkesine göre vasıflı işçi olan davacının prime esas kazancının asgari ücretin üzerinde olduğu sabittir. Davacı vasıflı elaman olup, asgari ücret üzerinde ücret alması hayatın olağan akışına uygun değildir. İşveren tarafından düzenlenen ve bağımlılık ilişkisi nedeni işe işçi tarafından hizmet akti devam ederken imzalanan ücret bordrosu ve ücret hesap pusulalarının senet vasfı yoktur. Bu nedenle imzalı olduğu gerekçesi ile prime esas kazancın 2008/12 ve 2009/1 ila 8. aylar arası reddi isabetli olmamıştır. Kaldı ki belge niteliğinde delil de vardır. Kararın prime esas kazancın tespiti yönünde 2009 yılı 9 ay öncesi de Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca araştırmaya yönelik bozulması gerekirken, resen araştırma ilkesi ve kamu düzeni ilkesine aykırı olacak şekilde salt yazılı belge var gerekçesi ile reddedilmesi gerekçesine katılınmamıştır.