Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/8106 E. 2022/12062 K. 10.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8106
KARAR NO : 2022/12062
KARAR TARİHİ : 10.10.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
No :

Dava, davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle 5510 sayılı Yasanın 56/2 maddesine göre ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali, kesilen aylığın yeniden bağlanarak, ödenmeyen aylıkların faizi ile tahsili istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince, istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,davanın reddine karar verilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; davacının eşi …’ dan boşandıktan sonra bir arada yaşamamış olduğu, üç çocuğuyla birlikte ablasının yanında boşanmış eşinin de … ilinde ikamet ettiğini, davacının üvey annesi …’ın boşanmadan sonra kendi aldığı maaşta düşüş olmasından dolayı davacıyı davalı kuruma şikayet ettiğini, davacının boşanmadan sonra başka bir … isimli bir şahısla evlilik dışı 2 çocuğu olduğunu, davalı kuruma aylığın tekrar bağlanması için başvurduğunu, mahkeme kararının gönderilmesi halinde aylığın tekrar bağlanabileceğini bildirdiklerini belirterek , yetim aylığının tekrar bağlanmasını ve kesilme tarihi itibariyle yasal faiziyle ödenmesini talep etmiştir.

II-CEVAP
Davalı Kurum vekili, davalı kurum tarafından 28.09.2009 tarihli rapora göre davacının aylığının kesildiğini, kurum denetmenlerince hazırlanan raporların aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil niteliğinde olduğu, kurum raporlarının titizlikle incelenip hazırlandığını, raporda bulunan … araştırması ve muhtar beyanları incelendiğinde bu hususların görüleceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, “davanın kabulüne, davacının 01.11.2008 tarihinden itibaren kesilen yetim aylıklarının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptaline, yetim aylıklarının yeniden bağlanmasına,davacının 01.11.2008 tarihinden itibaren kesilen yetim aylıklarının ödenmesine ve birikmiş aylıklarının her ay ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsiline karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların dava konusu 2008-2009 tarihlerinde boşandıkları halde birlikte yaşadıkları sonucuna varıldığı, mahkemece bir kısım değişen ve çelişkili tanık beyanlarına dayanılarak kabul kararı verilmesinin isabetli görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili, boşanmanın gerçekleşmesinden sonra davacının ablasının yanına yerleştiğini, boşandığı eşinin …’a gittiğini,davacının boşanmadan sonra başka bir kişiden çocukları olduğunu, tanık beyanlarından birlikte yaşama olgusunun gerçekleşmediğinin anlaşıldığı belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Hakkında 03.01.2005 tarihinde boşanma kararı verilen davacıya, hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davalı kurumca kesilerek, yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden borç tahakkuku işlemi tesis edildiği anlaşılmaktadır.
506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlarda yer almamakla birlikte ilk kez 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlığını taşıyan 56. maddesinin ikinci (son) fıkrasında düzenlenen davanın yasal dayanağı niteliğindeki norm 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş, fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki, inceleme konusu hükmün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle yapılan başvurunun, Anayasa Mahkemesi’nin 15.12.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 28.04.2011 gün ve 2009/86 Esas – 2011/70 Karar sayılı kararı ile reddedildiği, dolayısıyla iptal edilmeyen fıkranın yürürlükte olduğu belirgindir.
Anılan maddeye dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa’nın 20., 5510 sayılı Kanunun 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 28., 45., 5490 sayılı … Hizmetleri Kanununun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanununun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıklar ile kurum raporunda belirtilen komşularının tespit edilerek ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili … Müdürlüklerinden sağlanan … kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, adres hareketleri ilgili … Müdürlüğü’nden istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, özellikle Kurum Rapor’u öncesi döneme ilişkin seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanılan eş 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta ise adına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden geniş kapsamlı … Müdürlüğü araştırması yapılmalı, uyuşmazlık konusu dönemde boşanan eşlerin kayıtlı oldukları adresleri yönünden anılan yerde görev yapmış /yapmakta olan, mahalle/köy muhtar ve azalarından kanaat edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Eldeki davada, 28.09.2009 tarihli denetmen raporuna dayalı olarak,davacıya bağlanan aylığın kesildiği, 01.11.2008-31.12.2009 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıklarla ilgili borç çıkarılmış olduğu, davacının dava dilekçesindeki taleplerinden birinin yeniden aylık bağlanmasına ilişkin olduğu, davacının kesilen aylığın tekrar bağlanmasına dair değişik tarihlerde yaptığı başvuruların Kurum tarafından, davacının durumunu değiştiren bir husus bulunmadığı, mahkeme kararı olmadıkça aylığın bağlanmayacağı belirtilerek reddedildiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamından ve toplanan delillerden, 28.09.2009 tarihli denetmen raporuna dayalı olarak 01.11.2008-31.12.2009 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıklarla ilgili borç çıkarılmasına ilişkin kurum işleminin doğru olduğu, özellikle tutanak tanığı … … tutanaktaki imzalı beyanının aksini ispat edecek delil sunulamaması,davacının kuruma verdiği 04.05.2010 tarihli dilekçede yazışma adresi olarak eski eşi …’nın nüfusa dayalı adres kayıt sistemindeki adresini göstermesi,adres bilgileri raporlarında ve seçim kayıtlarında davacının boşandığı eşinin 29.03.2009 tarihli seçimde oy kullandığı adres ile davacının 12.09.2010 tarihli seçimlerde oy kullandığı adresin aynı olması nedeniyle bu dönemde davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının sabit olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak,davacının dava dilekçesinde, kesilen aylığın değişen koşullar nedeniyle yeniden bağlanması ile ilgili olarak Kuruma yaptığı başvuruların reddedildiğini belirterek, aylığın yeniden bağlanmasına dair istemi de bulunduğunun anlaşılması, boşanma tarihinden sonra … isimli başka bir şahıstan 18.10.2012 ve 25.11.2015 tarihlerinde iki çocuğu olduğunun ve boşandığı eşinin hizmet cetvelinden 2011 yılından sonra …’da çalıştığının görülmesi karşısında , davacının 2010 yılından sonra boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun devam edip etmediği yukarıda açıklanan yönteme uygun olarak araştırılmalı, toplanan tüm kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre aylığın yeniden bağlanması talebi hakkında bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 10.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.