YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8129
KARAR NO : 2022/13666
KARAR TARİHİ : 03.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Mahkemesi : … 3. İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, 13.07.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle kazalıya bağlanan gelir, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik ödeneğinden oluşan kurum zararının rücuan tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı şirket vekili, davalının rücu alacağından sorumluluğunun kasıtlı bir davranışı durumunda oluşacağı, meydana gelen kazada kaçınılmazlık olduğunu, işverenin kusurunun bulunmadığını, gerekli eğitimlerin tümünün verildiğini, meydana gelen kazanın dava dışı işçinin kusuru ile meydana geldiğini, kusur oranının kabul etmediklerini, davalı şirket tarafından bünyesinde çalışan işçilerin özel mali mesuliyet sigortası ile sigortalandıklarını, sigorta şirketine davanın ihbarını, … tarafından … İş Mahkemenin 2015/536E sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Davanın kabulü ile,
1-)129.966,25 TL net PSD’ nin onay tarihi olan 10.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı kuruma verilmesine,
2-)1.227,37 TL net geçici iş göremezlik ödeneğinin 13.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı kuruma verilmesine,
3-)2.992,57 TL net tedavi giderinin 10.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı kuruma verilmesine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“1-Tarafların istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili, kusur ve hesaba itirazla eksik araştırmaya dayalı kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, 13.07.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle kazalıya bağlanan gelir, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik ödeneğinden oluşan kurum zararının rücuan tazmini istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 21. maddesidir.
İşveren veya üçüncü kişiye karşı açılan davalarda 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre rücu alacağından sorumluluk belirlenirken kural olarak, işveren yönünden 1. fıkraya göre gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri ile yargılamada yöntemince hesaplanacak gerçek (maddi) zarar karşılaştırması yapılıp düşük (az) olan tutar esas alınırken, üçüncü kişi bakımından 4. fıkra gereğince gerçek zarar gözetilmeksizin gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı benimsenmeli ve bunlara kusur oranları uygulanmalı ise de işveren ve üçüncü kişinin birlikte taraf olarak yer aldığı, başka anlatımla aynı anda 1. ve 4. fıkralara dayalı uyuşmazlıklarda, fıkralarda yer alan hükümlerin nasıl anlaşılması ve giderek ne şekilde uygulama yapılması gerektiği önem arz etmektedir.
Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığına uğramasına birden çok kişinin birlikte kusurlarıyla neden olmaları durumunda, Borçlar Kanunu’nun 50. ve 51. maddeleri (6098 sayılı Kanun’un 61. ve 62. maddeleri) gereğince teselsül hükümleri kapsamında bu kişilerin birlikte sorumlulukları vardır ve 146. maddeye (6098 sayılı Kanun’un 62. maddesine) göre, kendi payından fazlasını ödeyenin diğer müteselsil borçlulara karşı rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla, her bir borçlu yönünden kusurlarına karşılık gelen miktar ayrılmaksızın teselsül kurallarına göre sorumluluklarına karar verilmelidir. İş kazası veya meslek hastalığına birlikte sebebiyet veren sorumluların işveren ve üçüncü kişi olması durumunda ise, işverenden istenebilecek gerçek zararı aşmayan gelirin ilk peşin sermaye değerinin işveren kusuru karşılığı ile ilk peşin değerli gelirin yarısının üçüncü kişi kusuru karşılığını oluşturan tutar toplamından işveren, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısının müteselsil sorumluların toplam kusuruna karşılık gelen tutarından da üçüncü kişi sorumlu tutulmalıdır.
Daha açık anlatımla, işverenin müteselsilen sorumlu olacağı tutar, 1. fıkra gereğince kendi kusur payı gözetilerek sorumlu tutulacağı miktarın (gelirin ilk peşin sermaye değeri x işverenin kusur oranı), üçüncü kişinin 4. fıkraya göre sorumlu olacağı tutar (gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı x üçüncü kişinin kusur oranı) ile toplamı kadar olmalı, kanun koyucunun getirdiği “gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı” sınırlaması karşısında üçüncü kişinin müteselsilen sorumlu tutulacağı miktarın ise, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı ile işveren de dahil olmak üzere tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı sonucu elde edilecek tutar kadar olması gerekmektedir. Bu yaklaşım ve uygulama, işvereni, iç ilişkide üçüncü kişiye rücu edemeyeceği miktarı Kuruma ödemek zorunda bırakmadığından da hakkaniyete uygundur.
Eldeki davada, davalı işverene verilen %90 kusurun içinde dava dışı 3. kişi konumunda bulunan …’ün %5 oranındaki kusurunun da bulunduğunun belirlenmesi karşısında, davanın yasal dayanağının 5510 Sayılı Yasanın 21. maddesinin dördüncü fıkrası olması ve buna göre kazaya sebep olan ve dava dışı 3. kişinin kusurunun şirketin sorumluluğunun içinde sayılması nedeniyle hükme esas alınan kusur raporuna göre davalı işverenin ilk peşin sermaye değerinin %85 kusura karşılık gelen miktar ile üçüncü kişinin ilk peşin sermaye değerinin yarısının %5 kusura karşılık gelen miktarın toplamına hükmedilmesi gerekirken davalı işverenin peşin sermaye değerinin %90’ından sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.