YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8162
KARAR NO : 2022/16350
KARAR TARİHİ : 20.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
No :
Asıl dava, vefat eden sigortalı babasından hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla aylık almakta olan davacının, boşandığı eşiyle birlikte yaşadığından bahisle aylıklarının kesildiğini beyanla, ilgili Kurum işleminin iptali ile kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti, birleşen karşı davalar ise davacı kurumun yaptığı takipte vaki itirazın iptali ile icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın reddine, karşı davaların kabulüne dair verilen karara karşı davacı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı davacı … vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.12.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı … adına Av. … ile davalı Kurum adına Av. … … geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı kurumca müvekkilin eşinden boşandığı halde fiilen birlikte yaşadıkları gerekçesiyle aylığının kesildiğini, buna ilişkin müvekkile kurumdan alınmış veya tebliğ edilmiş herhangi bir yazı veya belge bulunmadığını, müvekkilinin eşinden babasının vefatından yaklaşık 3 yıl önce boşandığını bu haliyle boşanmanın muvazaalı olmadığını, bu nedenle maaş kesintisine neden olan gerekçenin mesnetsiz olduğunu beyan ederek kurumca kesilen yetim aylığının, kesilme tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte tekrar bağlanarak ödenmesine, kesilme tarihi itibariyle dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla ödenmesine ve davalı kuruma borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
SGK vekili, davacı huzurda görülen dava ile muvazaalı boşanma sonucu iptal edilen aylıklara ilişkin olan Kurum işleminin iptalini talep etiklerini bu talebin haksız ve reddi gerektiğini, 5510 sayılı Yasanın Gelir ve aylık bağlanmayacak haller başlıklı 56. maddesinin son bendinde “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” hükmü yer aydığını, davacının yetim aylığını, boşandığı eşi ile birlikte yaşadığını, ihbar sonucunda bu durumun tespit olduğunu, davacının aylıkları yasanın yürürlük tarihine göre kesilerek borç kaydedildiğini, ayrıca Kurumumuz kontrol memurlarınca gerçekleştirilen inceleme neticesi tanzim olunan raporlar resmi delil niteliğinde olduğunu bu sebeple yapılan işlemin hukuka aykırılık teşkil etmediğini beyan ederek haksız ve yersiz açılmış olan davanın reddini, talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde davacı ve eski eşin denetim raporu düzenlenip ilgili aylık kesildikten sonra ki taşındığı adreslerde kolluk araştırmasına gerek duyulmamıştır. Gelen medula kayıtlarından da bir sonuca ulaşılamamıştır. Dosya kapsamında denetim tutanağında beyanları bulunan … ve …’ın beyanları ve telekom kayıtları ve 26.01.2021 tarihli kolluk araştırması ve denetim tutanağı tarihinden sonra ki yaptığı adres değişiklikleri neticesinde; davacı ve eski eşin beraber yaşadığına kanaat getirilmiştir. Özellikle davacı ve eski eşin denetim tutanağı düzenlendikten sonra yaptıkları adres değişikliği bu kanaatimizi güçlendirmiştir.
Kurumun Birleşen 2021/31 E ve 2020/475 E sayılı dosyalarında talep ettiği icra inkar tazminatı talepleri yönünden ise ; Kurumun alacağı likittir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, asıl alacak niteliğindeki icra takibine konu yapılan aylığın, takip ve dava tarihi itibarıyla varlığı ve tutarının belli ve sabit dolayısıyla, likit nitelikte olduğu belirgin bulunduğundan 2020/475 E sayılı dosyası kapsamında kurumun takibe koyduğu 110.717,42 TL asıl alacağın %20’si oranında olan 22.143,48 TL’nin ve 2021/31 E sayılı dosyası kapsamında kurumun takibe koyduğu 1000 TL asıl alacağın %20’si olan 200 TL icra inkar tazminatlarının davacı karşı davalı … tarafından davalı karşı davacı kuruma ödenmesi gerektiğine kanat getirilmiştir.
Sonuç olarak hem ana dosya 2019/248 E hem de birleşen 2020/475 E ve 2021/31 E sayılı dosyalar açısından davacı karşı davalı …’ın muvazaalı olarak eşinden boşandığı, davalı, karşı davacı kurumun iddiasında haklı olduğu kanaati ile 5510 sayılı Yasanın 59/2. maddesi gereğince kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin aksinin ispat edilemediği kanatine varılarak aşağıda ki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Ana dosya 2019/248 Esas sayılı dosya yönünden;
Davanın reddine,
Birleşen dosya 2020/475 Esas sayılı dosyası yönünden;
Davanın kabulüne,
Samsun İcra Dairesinin 2020/12015 sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın reddine, takibin devamına,
22.143,48 TL icra inkar tazminatının asıl dosya davacısı, birleşen dosya davalısı … dan alınarak davacı kuruma ödenmesine,
Birleşen dosya 2021/31 Esas sayılı dosyası yönünden;
Davanın kabulüne,
Samsun icra müdürlüğünün 2020/12013 Esas sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın reddine, takibin devamına,
200,00 TL icra inkar tazminatının asıl dosya davacısı, birleşen dosya davalısı … dan alınarak davacı kuruma ödenmesine, dair hüküm tesis etmiştir.
B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince; dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle davacı ile komşuluk yapan tanıkların davacı ve eşinin birlikte yaşadıkları yönünde ki beyanları ve dosya kapsamına alınan hastane giriş çıkış kayıtlarında davacı ve eski eşinin birden fazla kez aynı gün aynı hastanenin aynı bölümünde muayene olduklarının görülmesi karşısında davacı ve boşandığı eşinin boşandıktan sonra da birlikte yaşamaya devam ettiklerinin anlaşılması sonucunda, ilk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,’ karar vermiştir.
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
IV-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Yasanın 56. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
Anılan 56’ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56’ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.
Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa’nın 20., 5510 sayılı Kanunun 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 28., 45., 5490 sayılı … Hizmetleri Kanununun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanununun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili … Müdürlüklerinden sağlanan … kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili … Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı … Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Eldeki davada ise, davacının son mernis adresi olan … Sokak No: 14/1 İçkapı NO 3 … adresinde kurulu binanın oturum ve iskan durumu ile buradaki binanın yıkıldığının belirtilmesi karşısında, eski binanın hangi tarihte yıkıldığının ve yerine yapılan binanın hangi tarih itibari ile oturum haline geçtiğinin tespit edilmesi ile içerisinde ikametgahı olan kimselerin varlığının araştırılması, elektrik su ve doğalgaz tüketimlerinin varlığının araştırılması, bu adrese yakın olduğu tespit edilecek tanıların beyanlarının alınması ile dinlenen tanıklardan … ve …’ın hangi tarih itibari ile tespit yapılan … Sokak No 8 adresinde ikamet ettikleri hususlarının araştırılması ile davacı ve eşine ait ihtilaflı döneme ilişkin medula/Aile Hekimliği kayıtları getirtilerek tedavi belgeleri değerlendirilmeli, kayıtları karşılaştırılmalı, davacı ve eşinin boşandığı dönemde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile başka yardım kuruluşlarından yardım alıp almadıkları araştırılarak, yardım almış olmaları halinde buna ilişkin durum tespit tutanakları celbedildikten sonra, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğ belirlenerek sonucuna göre bir karar tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı … avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL. duruşma avukatlık parasının davalı Kuruma yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.