YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8239
KARAR NO : 2022/15072
KARAR TARİHİ : 29.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No :
Asıl ve birleşen davalar, 5434 sayılı Yasa kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, emeklilik başvurusu yapılabilecek tarihin 28.04.2018 tarihi olarak tespiti ve 01.06.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve davalı kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan kabulü ile kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kısmen kabulü ile fazla istemin reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili davasında; Müvekkilinin emekli sandığına tabi olarak geçen hizmetlerine ilişkin fiili hizmet zammı süresinin, 5434 sayılı Kanununa göre bu sürenin hem hizmet başlangıcından hem emeklilik yaşından indirilmesi gerektiğini, davalı kurum tarafından başvuru üzerine verilen cevap kapsamında müvekkilinin emeklilik yaşının 50 olarak bildirildiğini, bu yöndeki kurum işleminin iptali ile müvekkilinin fiili hizmet süresi zammının yaş ve hizmet başlangıcından geriye götürülerek emeklilik tarihinin 24.08.2018 günü olarak tespitini dava ve talep etmiştir.
Birleşen dava davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yıpranmaya bağlı tabi fiili hizmet zammı süresi olan 1358 gün yani 3 yıl 9 ay 8 günün sigrta başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden düşülmesi suretiyle emeklilik tarihinin tarafımızca yapılan hesaplama doğrultusunda 28.04.2018 tarihi olarak bulunması sebebiyle …’ye emeklilik aylığı bağlanması talebiyle başvurulan 04.05.2018 tarihini takip eden 01.06.2018 tarihinden itibaren emeklilik aylığının bağlanması ve birikmiş aylıkların faizi ile birlikte müvekkile ödenmesini ve eldeki bu davanın aynı sıfat ve düzeydeki Mahkemede açılmış ve aralarında bağlantı bulunan … Anadolu 21. İş Mahkemesi’nin 2017/713 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açmadan önce kuruma başvuruda bulunulması gerektiğini, kurum işleminin yasal mevzuata ve usulüne uygun olup, davacının tahsis talep tarihi itibarıyla gerekli şartları taşımadığını, fiili hizmet gün sayısının yaşına ilave edilmesinin mümkün olmadığını, kurum işleminin doğru olduğunu belirterek davanın dava şartı yokluğundan ve esastan reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A-Asıl dava yönünden; Davacının 3 yıl 9 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin ilk işe giriş tarihinden ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının emekli olacağı tarihin 28.04.2018 tarihi olarak tespiti talebinin ise hukuki yarar dava şartı bulunmaması sebebiyle reddine,
B-Birleşen dava yönünden; davacının 04.05.2018 tarihli tahsis başvurusuna istinaden 01.06.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, davacının birikmiş aylıklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi, Dosyadaki kayıt ve belgelere göre; 15.01.1972 doğumlu davacı …’ın 14.10.2010 tarihinde binbaşı rütbesindeyken istifa ederek TSK’dan ayrıldığı, 15.09.1991-14.09.1995 tarihleri arasında 4 yıl askeri öğrencilik, 15.09.1995-14.10.2010 tarihleri arasında 15 yıl 1 ay muvazzaf subaylık süresi bulunduğu, subaylık süresinin 1/4’ü kadar 3 yıl 9 ay 8 gün fiili hizmet süresinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin 03.05.2017 tarihinde davacının fiili hizmet zammı süresinin hem sigorta başlangıç tarihinden hemde yaş haddinden geriye çekilerek emeklilik tarihinin tarafına bildirilmesini talep ettiği, 08.06.2017 tarihli dilekçesinin de aynı mahiyette olduğu, …’nin 04.08.2017 tarihli yanıtına göre, davacının 06.11.2010 tarihinden itibaren 2395 gün 4/1-a hizmeti ve 6870 gün 4/1-c bendi kapsamında hizmeti ve 1358 gün fiili hizmet zammı süresi (FHZ) olmak üzere 10.623 gününün bulunduğunun bildirildiği, yine Kurumun 10.10.2017 tarihli yazısına göre 10.713 günü bulunan davacının 50 yaş, 25 yıl, 5375 gün hizmetinin bulunduğunun ve bu şartları taşıması halinde aylık başvurusunda bulunabileceğinin bildirildiği; davacı vekilinin 04.05.2018 tarihli dilekçesi ile yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, bu tarih itibariyle davacının 2695 gün 4/1-a çalışmasının bulunduğu, Kurumun 05.06.2018 tarihli yanıtı ile davacının toplam 10.923 gün hizmeti bulunmasına karşın 52 yaşa tabi olduğu ve 52 yaşını doldurduğu 15.01.2024 tarihinde işten ayrıldıktan sonra tahsis talebinde bulunabileceği gerekçesiyle talebinin reddedildiği görülmüştür.
Fiili hizmet süresi zammının 3 yıl 9 ay 8 gün (1358 gün) olduğu, fiili hizmet süresi zammının 23.05.2002 tarihine kadarki kısmının (muvazzaf subay olduğu döneme göre 2438 / 5430) 610 gün (1 yıl 8 ay 10 gün) olduğu, buna göre davacının 23.05.2002 tarihinden önceki toplam hizmet süresinin askeri öğrencilik nedeniyle hizmetten sayılan süresi ile birlikte (4 yıl=1440 gün askeri öğrenci + 2438 gün muvazzaf subay + 610 gün fiili hizmet zammı olmak üzere) 4488 gün (12 yıl 5 ay 18 gün) olduğu, 506 sayılı Kanun’un Geçici 81.maddesinin B bendinin (ı) alt bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 52 yaş ve 5525 gün prim ödemesi halinde yaşlılık aylığına hak kazanacaktır.
Kurum da yaşlılık aylığı koşullarını, anılan mevzuat ve özellikle … tarafından yayımlanan 2018/38 sayılı Genelge hükümlerine uygun olarak doğru belirlemiştir.
Somut olayda, davacının tahsis talebinde bulunduğu 04.05.2018 tarihi itibariyle sigortalılık süresi ve prim gün sayısı koşulunu sağladığı açıktır.
Davacı 52 yaşını 15.01.2024 tarihinde doldurmakta ise de fiili hizmet süresi zammının tamamı olan 3 yıl 9 ay 8 gün kadar yaş geriye çekileceğinden; 07.04.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanabileceğinden, mahkemece “davacının 04.05.2018 tarihli tahsis başvurusuna istinaden 01.06.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, davacının birikmiş aylıklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine” karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda yer alan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında; mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39’uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmesi gerekirken, davacının yaşlılık aylığına müstehak olduğu düşüncesiyle yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf isteminin HMK’nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 bendine göre kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39’uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
Davacı vekilinin istinaf isteminin HMK’nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine,
Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile … Anadolu 21. İş Mahkemesi’nin 10/10/2019 tarihli, 2017/713 Esas – 2019/408 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
Davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39’uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine,
Fazla istemin reddine, dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, aslen kendisi hakkında İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde ve hukuka uygun olduğunu ve fiili hizmet zammı süresinin davalı Kurum işlemlerinin aksine uygulanması ile yaşlılık aylığı yönünden müstahak olduğunu belirterek, asıl ve birleşen davalarının kabulü yerine yazılı şekilde karar tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Kurum vekili ise, esasen davalı kurum işleminin yerinde olduğunu, davacının hem asıl davada hem de birleşen davada taleplerinin mümkün olmadığını belirterek her iki davasının da reddi gerektiğini belirtmiş ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Asıl davada davacı, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazandığı fiili hizmet süresi zammının tamamının tahsis şartlarında sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ile bulunacak sigortalılık süresine göre tabi olunması gereken yaş haddinden de düşülerek, kendisine yaşlılık aylığı talebinde bulunabileceği tarihin 28.04.2018 tarihi olarak tespitini, birleşen davada ise 01.06.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte kurumdan tahsilini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Yasa kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından, öncelikle davacının hak kazandığı fiili hizmet zammı kavramı, niteliği ve 5434 sayılı Yasadaki itibari hizmete ilişkin hükümlerin varlığı ile 506 sayılı Yasa kapsamında yer alan itibari hizmet süresi kavramları ile birlikte yaşlılık aylığı tahsis koşulları üzerinde durulmalıdır.
5434 sayılı Yasanın 10. kısmında (31. ila 34. maddeleri arasında) fiili hizmet müddeti, 11. kısmında (35 ila 38. maddelerinde) ise itibari hizmet süresi düzenlenmiştir.
5434 sayılı Yasanın 31. maddesinde “Fiili hizmet müddeti; iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet” olarak tanımlanmış, 32. maddesinde; İştirakçilerin, 5434 sayılı Yasa kapsamında kesenek ödenen her yılı için görevlerine göre eklenecek fiili hizmet zamları belirlenmiş ve 32’nci maddede gösterilen vazifelere yılbaşından sonra girenlerin fiili hizmet müddet zamlarının, girdikleri ay hariç olmak üzere, o yılın geri kalan ayları için ve yılsonundan önce ayrılanların fiili hizmet müddeti zamlarının, ayrıldıkları ay da dâhil olmak üzere, yılın geçmiş ayları için hesaplanacağı belirtilmiş, ayrıca fiili hizmet müddeti zamlarının, emeklilik işlemlerinde fiili hizmet sayılacağı fakat toplamının 8 yılı geçemeyeceği belirtilmiş olsa da, Lokomotif makinist ve ateşçilerin bu süreden istisna olduğu, son olarak 34. maddesinde ise, fiili hizmet sürelerinin her yıl ilgili kurumlarınca, yılsonlarından itibaren 3 ay içinde Sandığa göndermeye ilişkin zorunluluk düzenlenmiştir.
Eklemek gerekirse; 5434 sayılı Yasanın geçici 205. maddesinde de, 32’inci madde gereğince fiilî hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır. Hükmü yer almaktadır.
5434 sayılı Yasada düzenlenen “itibari hizmet” süresi ise, 35. maddede “Bu kanun gereğince bağlanacak aylıklar ve yapılacak kesenek iadesi ve toptan ödemelerin hesabında fiili hizmet müddetlerine eklenen süredir” şeklinde tanımlanmış, 36. maddede; iştirakçilerin, görevlerine göre fiili hizmet sürelerinin her yıl için fıkralarında gösterilen itibari hizmet süreleri ekleneceği belirtilmiş ve açıkça (zamlar hariç) tutulmuş olup, toplamlarının 3 aydan az ve toplamı 5 yıldan fazla olamayacağı belirtilmiştir.
506 sayılı Yasanın ek 5. maddesinde de “itibari hizmet süresi” kavramına yer verilmiş olup, bu maddede ise, “506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, kanunda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.” hükmü ile öncelikle; 18.02.2000 tarihli 1997/1 Esas ve 2000/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre, salt sigortalılık süresine eklenmesi gereken süre olarak tanımlanmıştır.
506 sayılı Yasanın Ek 39’uncu maddesinde de “Bu Kanunun Ek 5 ve Ek 6’ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanun’un 60. ve Geçici 81’inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Konu, son olarak 5510 sayılı Yasa ile düzenlenmiş ve 01.10.2008 günü itibarıyla aynı tarihte yürürlüğe giren “Fiili hizmet süresi zammı” başlıklı 40. maddesinde, belirtilen iş yerlerinde ve işlerde çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu iş yerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayılarının, fiili hizmet süresi zammı olarak ekleneceği, çalışmanın fiili hizmet süresi zammı kapsamında değerlendirilebilmesi için, tablonun (13) ve (14) numaralı sıralarında belirtilen sigortalılar hariç, sigortalının kapsamdaki iş yerleri ile birlikte işlerde fiilen çalışması ve söz konusu işlerin risklerine maruz kalmasının şart olduğu açıklanmıştır.
5510 sayılı Yasanın “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı geçici 1. maddesinde yer alan “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve diğer bağımsız çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.” hükmü nedeniyle, tahsis koşulları bakımından davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 60 ve geçici 81’inci maddelerinde yaşlılık aylığından yararlanmak için; kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek, işten ayrılmak ve talepte bulunmak koşulları öngörülmüştür. Ne var ki, Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile “17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın mülga 62. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “….çalıştığı işten ayrıldıktan sonra…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar vermiş ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul etmiştir.
2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesindeki; “kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.” hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.
Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı yasanın Ek 39’uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı yasada yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Yasanın 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.
Eldeki dava bakımından ise, mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yapılması yerinde ise de, 23.05.2002 tarihi öncesinde geçen fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile bu aşamadan sonra tahsis şartlarından ola yaş şartının belirlenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davacı ve davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.