YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8525
KARAR NO : 2022/13614
KARAR TARİHİ : 03.11.2022
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : …. …
Dava 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dairemizce kararın bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince önceki kararında direnilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu “… Bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil, bozma gereklerinin yerine getirilmesi suretiyle bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm bulunmaktadır. Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmesi gerektiği….” belirtilerek dosyanın Dairemize gönderilmesi ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
01.03.1965 tarihinde yürürlüğe giren 17.07.1964 tarih ve 506 sayılı Kanun’unda uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık süresi 108. maddede “Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı Kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihtir.
Tahsis işlerinde nazara alınan sigortalılık süreleri, bu sürenin başlangıç tarihi ile, sigortalının tahsis yapılması için yazılı istekte bulunduğu tarih, tahsis için istekte bulunmuş olmayan sigortalılar için de ölüm tarihi arasında geçen süredir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Ayrıca 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’da uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık süresi 38. maddede “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı; sigortalının, mülga 2.6.1949 tarihli ve 5417 sayılı İhtiyarlık Sigortası Kanununa, mülga 4.2.1957 tarihli ve 6900 sayılı Malûliyet, İhtiyarlık ve Ölüm Sigortaları Hakkında Kanuna, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edilir…” şeklinde düzenlenmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 2.10.1983-25.7.1986, 1.1.1987-8.12.1989 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu, ilk kez 22.3.2002 tarihinde bağkur sigortalılık tescil talebinde bulunması üzerine 4.10.2000 tarihi itibariyle sigortalılık tescilinin yapıldığı, eldeki dava ile bağkur sigortalılık başlangıç tarihinin 2.10.1983 olarak tespitine karar verilmesini istediği Mahkemece davanın kabul edildiği anlaşılmaktadır. Karar eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır.
Bir günlük sigortalılık veya sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti 506 sayılı kanunun 108. maddesinde ve 5510 sayılı Kanunun 38. maddesinde düzenlendiği halde 1479 sayılı Kanun kapsamında bir günlük sigortalılık veya sigortalılık başlangıç tarihinin tespitine dair bir düzenleme bulunmamaktadır.
Mahkemece davacıya talebi açıklattırılarak sadece sigorta başlangıcı veya bir günlük sigortalılık süresi tespiti istemesi halinde şimdiki gibi, şayet belli bir sigortalılık döneminin tespitini talep etmesi halinde ise bağkur sigortalılığının ilk tescil tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1479 sayılı Kanunun 3165 sayılı Kanunla değişik 24. ve 25. maddeleri kapsamında yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Mahkemenin bu maddi ve hukuki olguları gözetmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 3.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.