YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8820
KARAR NO : 2022/12602
KARAR TARİHİ : 18.10.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
No :
Dava, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, fer’i müdahil … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen kararın, fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının, … Yönetimi 1999 yılı mezunu olduğunu, 1. sınıf ve 2. sınıfın sonunda davalı …’de staj yaptığını, stajının bitiş tarihinin ertesi günü 31.07.1999 tarihinde … satış temsilcisi olarak aynı yerde işe başladığını, ancak davalı şirketin işe başladığı tarih itibariyle bildirimde bulunmadığını, işveren yetkilileri ile görüşmesinde, 17 Ağustos 1999 depremi nedeniyle sigorta başlangıcını 09.10.1999 tarihinde yapmak zorunda kaldıklarını beyan ettiklerini, staj evrakında da stajının 30.07.1999 tarihinde bittiğinin görüldüğünü, davalı şirkette çalışmasında stajdan sonra hiç boşluk olmadığını ileri sürerek, sigorta başlangıç tarihinin 31.07.1999 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi davalı şirket bünyesinde belirtilen tarihlerde stajını yaptığını, stajının bittiği günün ertesi günü 31/07/1999 tarihinde … satış temsilcisi olarak işe başladığını, davacı işe başladığında deneme süresinde olduğu için sigorta bildirimi işleminin yapılmadığını, ardından 17.08.1999 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle de davacının bu durumunun gözden kaçırıldığını, sigorta bildirim işleminin yapılmamasında davalı şirketin bir kusurunun bulunmadığını, davacının davalı şirket bünyesinde 31.07.1999 tarihinde işe başladığını kabul ederek, beyanlar doğrultusunda davanın değerlendirilmesini istemiştir.
Fer’i müdahil … vekili, davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile, davacının davalıya ait …sicil sayılı işyerinde 31/07/1999 tarihinde en az bir gün süre ile hizmet akti ile çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 31/07/1999 olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, feri müdahil vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Fer’i müdahil … vekili, davanın hak düşürücü süreden reddinin gerektiğini, mahkemece eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verildiğini, ayrıca davanın açılmasına Kurum sebebiyet vermediğinden yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek, hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değerde delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
İnceleme konusu eldeki davada, davalı işyerinde 30.07.1999 tarihinde stajı biten davacının ertesi gün satış temsilcisi olarak çalışmaya başladığından bahisle sigorta başlangıç tarihinin 31.07.1999 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş ise de, ilk işe girişinin, dosya arasına alınan ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirket ile aralarında organik bağ bulunduğu tespit edilen dava dışı … Ltd. Şti’ne ait … sicil sayılı … işyerinden 09.10.1999 tarihinde yapıldığı görülmekte olup, belirtilen tarih öncesi davalı işyerinden verilen işe giriş bildirgesi veya hizmet bildiriminin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davanın açılış tarihi de gözetilerek, 09.10.1999 tarihi öncesi dönemde, belirtilen kayıtların bulunmaması halinde, hak düşürücü süre irdelenmeden, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olmuştur.
Açıklanan maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, fer’i müdahil … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.