Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/8821 E. 2022/13063 K. 25.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8821
KARAR NO : 2022/13063
KARAR TARİHİ : 25.10.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
No :

Dava, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile … Pamukova … arasında 01/01/2011-31/12/2011 tarihleri arasında süreyi kapsar “hizmet alım sözleşmesi” yapıldığını, bu sözleşme ile ihale konusu işte çalıştırılacak işçilere ait sigorta primlerinin ödeme yükümlülüğü taraflarına yükletildiğini, sözleşme süresi içerisinde bu yükümlülük zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirildiğini, müvekkil şirketin sözleşme dahilinde üzerine düşen bütün yükümlülükleri harfiyen yerine getirdiği gibi işçilere ait sigorta primlerini davalı kuruma zamanında ve eksiksiz olarak ödendiğini, davalı kuruma bu yönde hiçbir borçlarının olmadığını, 611 sayılı yasanın geçici 8. Maddesinde” bu kanunla 4737 sayılı kanunda yapılan değişikler bu kanunun yayımı tarihine (25/02/2011) kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkında uygulanmaz” hükmü getirildiğini, bu madde neticesinde kanunun yayımı tarihine kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkında bu hükümlerin uygulanmayacağının belirlendiği, müvekkil şirket ile dava dışı kurum arasındaki ihale sözleşmesinin 014/01/2011-31/12/2011 dönemi kapsıyor olması dolayısıyla yasanın yayım tarihi itibari ile ilan edilmiş ve yasal olarak duyurulmuş ihaleler kapsamına girdiğinden müvekkil şirketin 5510 sayılı Kanunun 81/1 bendindeki %5lik hazine katkı payından 01/03/2011 tarihinden gerçerli olmak üzere sözleşme bitimine kadar yararlanması gerekirken %5’lik hazine yardımından yararlandırılmadığını, davalı kurumun sebebiyet verdiği muarazanın meni ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilin hak etmiş olduğu 6.201,52 TL’lik alacağın dönemsel olarak işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevabında özetle; kurumda 01/01/211 tarihinde kanun kapsamına alınan binaların genel temizliği işi işvereni … İnş. San. Tic. Ltd. Şti 31/12/2011 tarhinde kanun kapsamında çıkarıldığını, davacının belirttiği geçici hüküm olup, söz konusu geçici hükümün teşvik primleri açısından bağlayıcılığı bulunmadığını, söz konusu ihale iş nedeniyle 01/03/2011 tarihinden sonra 5510/81-1 bendinde yer alan beş puanlık indirim yararlanması imkanı bulunmadığını, haksız olarak açılan davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
25/02/2011 tarihli ve mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”‘un 38’inci maddesi ile 5510 Sayılı Kanunun 81/ı fıkrasında yer alan “Bu fıkra hükümleri Kamu İdareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz” cümlesi “Bu bent hükümleri; 21/04/2005 tarihli 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinin ikinci fıkra kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 08.09.1983 tarih ve 2886 sayılı Devlet İhale Kurumuna; 04.01.2002 tarih ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz” şeklinde değiştirilmiş, 6111 sayılı Kanunun geçici 8. maddesinde “Bu Kanunla 4734 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler, bu Kanunun yayımı tarihine (25/02/2011) kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkında uygulanmaz” hükmü düzenlenmiştir.
Bahse konu ihaleye dair hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname, idari şartname incelendiğinde; davacının, dava dışı Pamukova … ile 28.12.2010 tarihinde imzalamış olduğu 01.01.2011 – 31.12.2011 tarihleri arasındaki süreyi kapsayan hizmet alım sözleşmesi ile 01.01.2011 tarihinden itibaren hizmet vermeye başladığı, anlaşılmıştır.
İhale ilanının 28.10.2010 tarihinde, ihalenin 25.11.2010 tarihinde, ihale sonuç ilanının 13.01.2011 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların bildirdiği deliller celp edildikten sonra, yukarıda bahsedilen yasal düzenlemeler uyarınca davacının, 01.03.2011 – 31.12.2011 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan sürede de 5 puanlık hazine yardımından yararlandırılması gerektiği kanaatine varılarak dosya, alacak hesabı için alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Bilirkişi tarafından 01.10.2019 havale tarihli denetime elverişli rapor ile davacının hazinece karşılanması gerektiği halde karşılanmayan ve davalı kuruma ödemek zorunda kaldığı alacak miktarı hesaplanmış, bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınmıştır.
Davacı taraf her ne kadar, alacağın dönemsel olarak işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş ise de, davalının, davacının kuruma başvurusu sonrasında temerrüde düşmüş olduğu kanaatine varılarak bu tarihten itibaren, dava konusu alacağın niteliğine uygun olarak yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Toplanan deliller ve yapılan açıklamalar doğrultusunda aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın kısmen kabulü ile 6.129,02 TL’nin 01.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, dair karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, Somut uyuşmazlıkta; davacının, dava dışı Pamukova … ile 28.12.2010 tarihinde imzalamış olduğu 01.01.2011 – 31.12.2011 tarihleri arasındaki süreyi kapsayan hizmet alım sözleşmesi ile 01.01.2011 tarihinden itibaren hizmet vermeye başladığı, İhale ilanının 28.10.2010 tarihinde, ihalenin 25.11.2010 tarihinde, ihale sonuç ilanının 13.01.2011 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır.
25.02.2011 tarihli ve mükerrer sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 38.maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 81/ı fıkrasında yer alan “Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz” cümlesi “Bu bent hükümleri; 21/04/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30.maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 08/09/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kurumuna, 04/01/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.” şeklinde değiştirildiği, davacının 6111 sayılı Kanunun geçici 8.maddesi “Bu Kanunla 4734 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin, bu Kanunun yayımı tarihinde kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkında uygulanmaz.” hükmünü içermektedir.
Davalı vekilinin istinaf itirazının değerlendirilmesinde; yukarıda belirtilen yasal mevzuat çerçevesinde davacının 01.03.2011-31.12.2011 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan sürede de 5 puanlık hazine yardımından yararlandırılması gerektiği, Yargıtay 10.Hukuk Dairesi’nin 2020/893 Esas, 2021/5060 Karar sayılı ilamında da aynı şekilde; yasal mevzuat çerçevesinde istirdatı mümkün olan miktarın belirlenmesinin gerektiğinin belirtildiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hâkiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm istinaf nedenlerine ilişkin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını bu nedenlerle kabule dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
5510 sayılı Yasanın 81. maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma ile fazladan ödenen primlerin faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen:
“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümler mevcuttur.
Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” Hükümleri mevcuttur.
Diğer taraftan Ek 17. maddenin 4. fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davacı şirketlerce alınan ihaleye ait sözleşmelerin 5510 sayılı Yasanın 81’inci maddesinde yapılan 25.02.2011 tarihli değişiklik öncesinde imzalanmış olması ve söz konusu düzenlemenin anılan Kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylarda uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve Kanun’un Resmi Gazete’de yayımlandığı 25.02.2011 tarihini takip eden ayın birinci günü yürürlüğe gireceği hususu dikkate alınması ile anılan maddenin değişiklikten önceki halinde de, “Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.” hükümlerinin yer aldığı ve ihaleli işlerin kapsam dışında bırakılmadığı hususunun gözetilmesi ile yazılı şekildeki yaklaşım yerinde ise de, 5510 sayılı Yasanın Ek 17. maddesinin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun gözetilmesi ve maddenin 4. fıkrasındaki hükmün iptal edildiği dikkate alınarak, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, yasal tüm dayanaklar yeniden irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvurusu üzerine, işlem yapıp yapmadığı, yapmış ise anılan ek 17. maddenin 4. fıkra hükümleri dışında, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususları araştırılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararının kaldırılarak, ilk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesi ile kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.