YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/888
KARAR NO : 2023/2318
KARAR TARİHİ : 09.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/286 E., 2021/822 K.
vekili Avukat …
vekili Avukat Avukat …
DAVA TARİHİ : 10.02.2015
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasında görülen Kurumca tahakkuk ettirilen fark işçilik ve prim borcunun iptali, ihtirazi kayıtla ödenen borcun iadesi ile menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket aleyhine 2008/7-8-9-10-11-12 dönemlerine ait haksız olarak tahakkuku ettirilen 22.521,78 TL asıl ve 8.116,64 TL gecikme zammı olmak üzere 30.628,42 TL fark işçilik priminin usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle davacı şirketin borçla olmadığının tespiti ile davalı kurumun prim ve gecikme zammı işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 17.08.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı şirketin fark işçilik prim borcu ve gecikme cezalarını ödemek durumunda kaldığını belirtmiş ve yapılan tüm ödemelerin yasal faizi ile birlikte iadesi yönünde davalarını ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işleminin yerinde olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin en son 15.06.2016 tarihli ve 2015/169-2016/413 E., ve K., sayılı kararı ile davanın kabulü ile, davalı Kurumun fark işçilik prim borcu tahakkuku ile ilgili 31.12.2010 tarih ve 20040705 sayılı işleminin iptali ile, 30.638.42 TL’lik ödemenin davacı şirkete iadesine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 23.05.2017 tarihli ve 2016/15224-2017/4417 Esas ve Karar sayılı ilamı ile;
“Eldeki davada, davacı şirketin 17.06.2008-31.12.2008 tarihleri arasında aldığı ihaleli işler ile birlikte Mustafa Kemal Üniversitesinden alınan diğer bir iş ve Sofulu Telekom Binası Orta Gerilim Hattının yenilenmesine ilişkin devamlı işlerinin yapıldığı, buralardan alınan faturalar nedeniyle davalı kurumca devamlı işyerleri sigortalıları ile birlikte bu kadar işin aynı zamanda yapılamayacağı gerekçesi ile fark işçilik ve buna dayalı prim borcu tahakkuk ettirildiği anlaşılmakta olup, bu yönü ile bozma kararımızdaki 11 adet faturalı işe ilişkin ve aslen davacının açtığı başka bir davaya ilişkin olan açıklamaların maddi hataya dayalı olduğu ve taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğurmayacağı açıktır. Ne var ki, mahkemece bozma sonrasında yapılan araştırmanın dahi yetersiz olduğu ve bu kapsamda davalı Kurumun hesap yönteminde hangi noktalarda eksiklik veya hukuka aykırılığın olduğu hususunda herhangi bir irdeleme ve ayrılma gerekçeleri ile hesaplama içermeyen yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, ilk bozma kararımızda belirtildiği üzere, aslen davacı şirketin aldığı tüm işler nedeniyle tüm işlerin kapsamları, nitelikleri ve bu ihalelerde kaç kişinin, nasıl çalıştırılması gereği üzerinde durulmaksızın, sadece Karayolları Genel Müdürlüğünden alınan ihale temel alınarak diğer işler ile birlikte nasıl yapıldığı hususu ve davacı şirketin ortaklarının tüm işler bakımından işyerinde bulunması zorunluluğunun tüm ihaleli işler bakımından irdelenmesi ile var ise, bu durumun ve genel olarak toplam bildirim yapılan ortalama işçi sayısının yapılan işler ile kıyaslanması ve bütün bu işlerin bildirim yapılan işçiler ve davacı şirketin ortaklarının da çalışma iddiası karşısında bu ortakların da çalışma süreleri hesaba katılarak nasıl bitirilebildiğinin aydınlatılması ile hayatın olağan akışına uygunluğu irdelenmek suretiyle aldırılacak uygun nitelikteki bilirkişilerden uygun şekilde ve gerekçeleri ile denetime elverişli bir rapor aldırılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, aldırılacak bilirkişi raporunda, davacı şirketin Kurumca belirlenen orana itirazının olmadığı ve aslen belirlenen ihaleli işlere, Kurumca uygulanan oranların uygun olduğu da dikkate alınarak, aynı oranlar üzerinden Kuruma ne miktarda asgari işçilik bildirimi yapılması gerektiği ve şayet farklı tutarlar belirlenirse, Kurumca belirlenen tutardan hangi yönleri ile ayrıldığı ve aradaki farkın kaynağının gösterilmesi gerekmektedir.” denilmek suretiyle kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda yeniden değerlendirme yapmak suretiyle davanın kabulüne, davalı Kurumun fark işçilik prim borcu tahakkuku ile ilgili 31.12.2010 tarih ve 20040705 sayılı işleminin iptali ile, 30.638.42 TL’lik ödemenin davacı şirkete iadesine, şeklinde karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dosyasına sunulan 17.08.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı şirketin fark işçilik prim borcu ve gecikme cezalarını ödemek durumunda kaldığının belirtildiğini, tahsilat makbuzlarının ibraz edilerek yapılan tüm ödemelerin yasal faizi ile birlikte iadesi yönünde davalarını ıslah ettiklerini, ancak Yerel Mahkeme tarafından faiz talepleri ile ilgili herhangi bir karar verilmediğini belirterek kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; 23.09.2021 tarihli bilirkişi raporuna dayanarak davanın kabulüne karar verildiğini, bilirkişi raporunun bozma ilamındaki hususlar gözetilmeden hazırlandığını, bilirkişi raporunda sigorta pirimine esas tutarlar yönünden yapılan hesaplama ve değerlendirmelerin hatalı olduğunu, denetime elverişli açıklıkta olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asgari işçilik uygulaması sonucu belirlenen fark prim ve gecikme zammından sorumlu olunmadığının tespiti, aksi Kurum işleminin iptali ile ihtirazi kayıtla ödenen borcun yasal faizi ile birlikte iadesi istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 506 sayılı Kanun’un 79 uncu ve 84 üncü maddeleri,
3. 6100 sayılı Kanun’un “Hükmün kapsamı” kenar başlıklı 297 inci maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi bakımından;
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi bakımından;
6100 sayılı Kanun’un “Hükmün kapsamı” kenar başlıklı 297 inci maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
” Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. “
Eldeki dava dosyasında; davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesi ile davalı Kuruma yersiz olarak ödenen tüm ödemelerin yasal faizi ile birlikte iadesinin de talep edildiği anlaşılmakla Mahkemece bozmaya uyularak kurulan hüküm yerinde ise de davacının yasal faiz talebi hakkında olumlu yada olumsuz herhangi bir hüküm kurulmamıştır.
Somut olayda, davacının yasal faiz talebi hakkında da bir karar verilmesi gerekir iken Mahkemece bu konuda herhangi bir karar tesis edilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438 inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Hükmün 1 numaralı bendinde yer alan “davacı şirkete iadesine, ” ibaresinin silinerek yerine gelmek üzere ” yasal faiziyle birlikte davalı Kurumdan alınarak davacı şirkete iadesine,” ibarelerinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…