YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8898
KARAR NO : 2023/7143
KARAR TARİHİ : 21.06.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/294 E., 2022/981 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/25 E., 2020/359 K.
Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davacıların eşi ve babası müteveffa …’ın davalı şirkete ait Tınaztepe S gemisinde aşçı olarak çalışmakta iken, geminin 16.03.2017 tarihinde Libya açıklarında batması sonucu hayatını kaybettiğini, müteveffanın hem SGK emeklisi olduğunu, hem de davalı firmadan aldığı 2.750 TL aylık ile çalışarak ailesine katkıda bulunduğunu, davalı işyerinde işveren talimatıyla işyerine ait arıtma silosunun temizlenmesi görevinde müteveffanın iş kazası sonucu ölümü ile davacı eş … ile davacı çocuklar …’ın maddi ve manevi destekten yoksun kaldıklarını fazlaya ilişkin talep ve haklarının saklı kalmak üzere, davacılar için toplam 450.000,00 TL manevi tazmanita ile çocukları… ve … için ayrı ayrı 500,00 TL … için 28.500,00 TL ve cenaze giderleri için 500,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davalıya ait geminin yola, yüke ve denize elverişli olduğunu, müteveffaya gerekli eğitimlerin verildiğini, söz konusu hadisenin kötü hava koşulları ve mücbir sebepten meydana geldiğini, Libya yetkililerinin ağır kusurlu olduğunu belirtmiş davanın reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
“Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi İle, 1-Davacılardan … ve …’ın destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin Kabulü ile, … için 277.622,29 TL’nin, … için 6.262,75 TL’nin kaza tarihi olan 16.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, 2-Davacı …’ın destekten yoksun kalma maddi tazminat talebinin reddine, 3-Davacıların cenaze giderleri tazmin taleplerinin reddine, 4-Davacıların manevi tazminat taleplerinin Kısmen Kabulü ile davacı … için 70.000,00 TL’nin, davacı … için 60.000,00 TL’nin, davacı … için 60.000,00 TL’nin, davacı … için 7.000,00 TL’nin, davacı … için 7.000,00 TL’nin kaza tarihi olan 16.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, davacıların fazla istemlerinin reddine, ” şeklinde hüküm kurulmuştur.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: Yerel Mahkemece talep edilen 500,00-TL tutarındaki cenaze giderinin, dayanak belge bulunmadığından ispatlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi usul ve yasa hükümleri ile dosya kapsamına aykırı olduğunu, ülkemizdeki örf ve adetler gereğince cenaze giderinin belgeye bağlanması fiilen mümkün olmadığını, ortada dayanak belge bulunmasa dahi davacı müvekkillerin cenaze masrafı yaptığı hususu sabit olduğunu, mahkemece BK. m.42/2. uyarınca ve Yargıtay kararları doğrultusunda “gelenek ve göreneklere, dinsel zorunluluklara göre” yapılması olağan giderlerin hesaplatılarak hüküm altına alınması gerektiğini, davacı müvekkil … için 500,00-TL olarak talep edilen destekten yoksun kalma talebinin reddine dair kararı hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, kaza tarihinde reşit olan davacı … her ne kadar o tarihte öğrenci olmasa dahi müteveffanın desteğine ihtiyacı bulunduğunu, henüz sabit bir işi bulunmayan ve ailesi ile birlikte yaşayan davacı …’ ın ihtiyaçları müteveffa tarafından karşılandığını, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları çok düşük olduğunu, geminin ortadan ikiye bölünerek batması neticesinde denizde kaybolan ve boğularak hayatını kaybeden müteveffa …’ın cansız bedeni yaklaşık 1 hafta süren aramalar sonucunda bulunabildiğini, müteveffanın ölümünün acısının yanı sıra ayrıca ölüm şeklinin de ne derece zor ve tarif edilmez bir durum olduğunu, davacı müvekkil Ayşe’ nin eşi, Akın ve Anıl’ın babası, Habibe ve Emine’nin kardeşi olan Sebahattin’in ölümü nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacıların ölene yakınlıkları nedeniyle duyacağı elemin derinliği gözönünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen, manevi tazminat isteminde bulunan davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ayrıca ticari faize karar verilmesi gerektiğini, gerekçeli kararda; Alınması gereken 105,49 TL harcın peşin alınan 2.441,69 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.336,20 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine karar verildiğini, mahkemenin harç ve yargılama giderlerine ilişkin kararının hatalı olduğunu, dava ikamesi aşamasında 1.627,83 TL, Talep Arttırım dilekçesiyle birlikte 870,56 TL olmak üzere toplam 2.498,39 TL harç ödendiğini bu harcın, davalıdan alınarak, davacılara verilmesi şeklinde hüküm kurulması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince “…1-Cenaze ve defin (gömme) giderleri 818 sayılı BK. 45/1 maddesinde şöyle açıklanmış “Bir adam öldüğü takdirde zarar ziyan özellikle defin giderlerini kapsar” denilmiştir. 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu 53(1). maddesinde de aynı düzenlemeye yer verilmiştir. Cenaze giderleri için mutlaka belge sunulması gerekli değildir. Belge sunulmasa bile, geleneklere ve dinsel kurallara göre yapılan masrafların takdiren hesaplanıp hüküm altına alınması gerekir. Herkesçe bilindiği gibi, ölüm nedeniyle yapılan masraflar için alınabilecek belgeler yok denecek kadar azdır. Çoğu ödemeler kayıt dışıdır. Daha çok geleneklere göre yapılan cenaze törenleri ile gömme sırasında ve sonrasında yapılan dinsel ödevlerin belgelenmesi neredeyse olanaksızdır. Bu tür zarar kalemlerinin TBK 50/2(BK. m.42/2) çerçevesinde yargıç tarafından değerlendirilmesi ve uzman bilirkişinin de gelenekleri ve dinsel töreleri dikkate alarak günün koşullarına uygun bir hesap sonucunu ortaya koyması gerekir. Davacılar, defin giderlerinin ödetilmesi isteminde bulunmuşlardır. Yargıtay kararlarında da açıklandığı üzere, cenaze giderleri konusunda yeterli kanıt ortaya konulamasa bile, mahkemece TBK 50/2 (BK. m.42/2) çerçevesinde zarar ve kapsamı, yörenin koşullarına ve geleneklere göre hüküm altına alınması gerekirken bu yöndeki talebin reddi usul ve yasaya aykırı olup hükmün kaldırılması gerektirmiştir.
Benzer dosyalar ve günümüz ekonomik koşullarına göre kurum tarafından karşılanan miktar ayrık olmak üzere taktiren “3.000,00” TL cenaze, defin ve bunlardan kaynaklı sair giderlere karar verilmesinin hakkaniyete uygun olacağı kabul edilmiştir. Ancak hüküm kurulurken taleple bağlı kalınmıştır.
2… 20.09.2019 tarihli Sosyal ve ekonomik durum araştırmasında, kardeşi …’ın beyanı doğrultusunda, davacı …’ın lise mezunu olduğu, özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığı belirtilmiş olup, yüksek öğrenim gördüğüne dair belge bulurmadığından, davacı … lehine (18 yaşını bitirdiği için) maddi tazminat hesaplaması yapılmasına olanak yoktur.
3.Somut olayın incelenmesinde; olayın oluş şekli, davacı eş ve çocukların babalarından ,diğer davacıların kardeşlerinden mahrum kalmalarının süresiz ve giderimi olanaksız şekilde ömür boyu duyulacak bir elem ve manevi acıyı oluşturması, tarafların sosyo-ekonomik durumları, davalının ağır kusurlu oluşu, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü ve muris ile davacıların yaşları ve manevi tazminatın caydırıcılık unsuru gözetildiğinde, manevi tazminat miktarının davacı eş için taktiren 90.000,00 TL, davacı çocuklar için ayrı ayrı taktiren 75.000,00 TL, kardeşler için 10,000’ar TL manevi tazminata hükmedilmesinin somut olaya ve manevi tazminatın niteliğine ve amacına uygun olacağı kanaatine varılmıştır.
Harç kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese de resen gözetilir. Mahkemece devlet harcının eksik alınması da doğru görülmemiştir.Diğer yandan davacı tarafça yapılan harca ilişkin masrafların davalıdan tahsiline karar verilmemesi de yerinde değildir…” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak
“1-Davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile … İş Mahkemesinin 2018/25 Esas-2020/359 Karar sayılı ilamının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile,
a)Davacılardan … ve …’ın destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin Kabulü ile, … için 277.622,29 TL’nin, … için 6.262,75 TL’nin kaza tarihi olan 16.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine,
b)Davacı …’ın destekten yoksun kalma maddi tazminat talebinin REDDİNE,
c)500,00 TL cenaze giderinin kaza tarihi olan 16.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine,
d)Davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı … için 90.000,00 TL’nin, davacı … için 75.000,00 TL’nin, davacı … için 75.000,00 TL’nin, davacı … için 10.000,00 TL’nin, davacı … için 10.000,00 TL’nin kaza tarihi olan 16.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, davacıların fazla istemlerinin reddine,” dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle: davacılardan… için maddi tazminatın hesaplanması gerektiğini, ticari faize hükmedilmesi ile manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
C.A. Davacılar vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3. Sonuç olarak davacılar için reddedilen manevi tazminatın ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacılar vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
C.B. Davacılar vekilinin, maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49 ve devamı maddeleri ile 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanunun 13 ve 16 ncı maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 ncü maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2.Davacılar vekilinin maddi tazminata ilişkin istemi yönünden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ilgililerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.