Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/8926 E. 2023/750 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8926
KARAR NO : 2023/750
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/215 E., 2022/139 K.
MÜTEVEFFA :…
DAVACILAR :1- … 2- … 3-…
vekilleri Avukat …
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 21.10.2016
KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen davacıların murisi …’a eşinden bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ilişkin kurum işlemi nedeniyle, borçlu olmadıklarının tespiti talebiyle açılan davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Davacıların 16.02.2015 tarihinde vefat eden …’ın mirasçıları olduğunu, davalı Kurumun müteveffa … adına 08.06.2016 tarihli ve 8.195.702 sayılı Borç Bildirim Belgesi düzenleyerek yersiz ödendiği iddiası ile 35.890.73 TL’nin ödenmesini …’ın oğulları olan müvekkillerinden talep ettiğini, 27.06.2016 tarihinde yaptıkları itirazın 21.07.2016 tarihli ve 9.615.416 varide sayı ile reddedildiğini, yersiz ödemeye dayanak …’a eşi …’ın 22.03.2011 tarihinde ölümünden sonra bağlanan dul aylığı olduğunu, …’ın vefat etmeden önce en son Bağ-Kur’a tabi çalıştığından bahisle muris …’a bağladığı dul aylığını iptal ettiğini, muris eşin dul aylığı almaya hakkı bulunduğunu, kaldı ki ölen eşin Bağ-Kur veya başka bir sosyal güvenlik kurumundan almakta olduğu maaşın belli bir kesintiden sonra kendisine ödenmesi gerektiğini, kurumun kendi hatalı işleminin sonucunu davacılara ödetmek istediğini, işlemin iptal edildiği düşünülse dahi sağ kalan eş Bağ-Kur maaşın hak ettiğinden ölüm tarihi itibariyle Bağ-Kur maaşının …’a bağlanıp tenkis işlemi yapılmak suretiyle …’ın hak ettiği miktarın kendisine ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, davacıların, davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; …’ın müteveffa eşi …’ın 1996-1997 yıllarında 506 sayıl yasa kapsamında hizmeti ve 16.06.1972- 18.11.1982 tarihleri arasına ilişkin 506 sayılı Yasa kapsamında yurtdışı hizmet borçlanması ile birlikte 4217 gün sigortalı hizmeti bulunduğunu, 01.03.2007 tarihinde ise bu kez “yurtdışı ve muhtar” olarak 1479 sayılı Yasa kapsamında tescilinin gerçekleştiğini, 1479 sayılı Yasa kapsamında da 01.10.2002-30.06.2006 tarihleri arasında yurtdışı ev kadınlığı sürelerini borçlandığını, 1479 sayılı Yasa kapsamında 1349 gün hizmeti bulunduğunu, 2829 sayılı Yasa’nın amir hükmü gereğince son yedi yıllık süre içinde hizmetinin yarısından fazlası 1479 sayılı Kanun kapsamında geçmiş olmasından dolayı 5510 sayıl Kanunun 4/I-b statüsünde bağlanması gerekirken sehven 5510 sayılı Kanun’un 4/I-a statüsünde aylık bağlandığının tespit edildiğini, bu nedenle …’ın davacıların murisi …’ın 01.05.2011-18.03.2015 tarihleri arasında yersiz aldığı 35.890.73 TL’nin (13.05.2016 tarihi itibariyle) kendisine borç olarak tahakkuk ettirildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli ve 2016/515 Esas, 2019/185 Karar sayılı kararıyla; “Davacının davasının kısmen kabulü ile;
Davacılar Murisi …’a müteveffa eşi …’ın müstakilen Mülga 506 sayılı Yasayı tabi hizmetleri üzerinden 01.04.2011 tarihinden geçerli bağlanan ölüm aylığının geçerli sayılması gerektiği,
Davacılar Murisi …’a müteveffa eşi …’dan dolayı Mülga 1479 sayılı Yasaya göre 01.04.2011 tarihinden geçerli bağlanan ölüm aylığının iptali gerektiği,
Davacıların Murisleri …’a 01.04.2011-27.01.2015 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya göre bağlanan ve yersiz ödenen ölüm aylıklarına ilişkin 31.220,16 TL borcu bulunduğu, söz konusu borcun 5510 sayılı Yasa’nın 96/1-B bendi gereğince 22/06/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte kuruma ödenmesi gerektiğinin tespitine,” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar …, … ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2019/1017 E., 2019/1317 K. sayılı kararıyla; eşi …’ın 22.03.2011 tarihinde vefatı üzerine …’a 01.04.2011 tarihinden itibaren 100385 tahsis nolu dosya üzerinden 4-a kapsamında ölüm aylığı bağlanması işleminin geçerli olduğu, 4/1-a kapsamında bağlanan ölüm aylıklarına ilişkin kuruma herhangi bir borcu bulunmadığı, ancak 1398478 tahsis nolu dosya üzerinden 4-b kapsamında bağlanan yersiz ölüm aylığından dolayı kuruma 5510 sayılı yasanın 96/b maddesi gereği 31.220,16 TL borcu bulunduğu gerekçeleriyle yerel mahkeme kararının yerinde olduğu belirtilerek, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar …, … ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Daire kararında; inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davacılar murisi …’ın 16.02.2015 tarihinde vefatı üzerine, veraset ilamına göre davacılar ile birlikte dava dışı …’ın da, yasal mirasçı olduğunun anlaşılması üzerine, yargılama aşamasında davacılar vekili tarafından 17.01.2019 günlü celsede … ’a davanın ihbar edilmesinin talep edildiği, Mahkemece her ne kadar ara kararla, …’a yönelik tebligat yapılmasına karar verilmişse de, dosyadaki kayıtların incelenmesinde, tebligata ilişkin bir kaydın olmadığı bu meyanda davaya katılımının sağlanmadığı, mirasçıların tümü davaya dahil edilmeden yargılamanın bir kısım mirasçılar tarafından yürütülerek hüküm kurulduğu anlaşılmakla; murisin tüm mirasçılarının davaya dahil edilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, belirtilerek karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, hükmüne uyulan bozma ilamı sonrası yargılamada, davacıların murisi …’ın yasal mirasçısı olan …’a tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanmış, usuli eksiklik giderilmek suretiyle, Mahkemenin önceki karar ve gerekçesinin korunduğu belirtilerek, “Davacının davasının kısmen kabulü ile; davacılar Murisi …’a müteveffa eşi …’ın müstakilen Mülga 506 sayılı Yasayı tabi hizmetleri üzerinden 01.04.2011 tarihinden geçerli bağlanan ölüm aylığının geçerli sayılması gerektiği, davacılar murisi …’a müteveffa eşi …’dan dolayı Mülga 1479 sayılı Yasaya göre 01.04.2011 tarihinden geçerli bağlanan ölüm aylığının iptali gerektiği, davacıların murisleri …’a 01.04.2011-27.01.2015 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya göre bağlanan ve yersiz ödenen ölüm aylıklarına ilişkin 31.220,16 TL borcu bulunduğu, söz konusu borcun 5510 sayılı Yasa’nın 96/1-B bendi gereğince 22.06.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte kuruma ödenmesi gerektiğinin tespitine,” karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kurum kayıtlarının tetkikinde … Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Yurtdışı Sözleşmeler ve Emeklilik Daire Başkanlığı’nın 27.04.2016 tarih-43/100385 sayılı yersiz ödeme konulu yazılarında; 43110100385 tahsis numarası ile dul aylığı almakta iken …’a yersiz olarak ödenen 01.05.2011-18.03.2015 tarihleri arasındaki aylığı/sosyal yardım zammı tutarı 35890,73-TL fuzuli ödeme yapıldığının tespit edildiğini, sözkonusu Kurum alacağına ilişkin borç kaydı işleminin Başkanlık tarafından yapıldığını, ödenen 01.05.2011-18.03.2015 tarihleri arasındaki Kurum alacağının 5510 sayılı Kanu’nun 96. Maddesinin birinci fıkrasının (B) Bendi uyarınca tahsil edilmesinin bildirildiğini, İş bu yazıda;yersiz ödeme nedeninin de, “2829 Sayılı Kanun uyarınca 41/1-b statüsünde aylık bağlanması gerekirken sehven 4/1-a statüsünde dul aylığı bağlanması olarak belirtildiğini, Davacı murisleri …’ın muris eşi …’ın sigortalı kayıtların tetkikinde toplam 4217 gün sigortalı hizmetinin bulunduğunu, Murisin, 01.03.2007 tarihinde ise bu kez 1479 Sayılı Kanu’nun Kapsamında 0899 962 102 Bağ numarası ile “Yurt dışı ve muhtar” olarak sigortalı tescilinin gerçekleştirildiği, 1479 sayılı Kanun Kapsamında da, 01.10.2002-30.06.2006 tarihleri arasında yurt dışı ev kadınlığı sürelerini borçlandığı, murisin 1479 sayılı Kanun kapsamında toplam 1349 gün (3 yıl 8 ay 29 gün)sigortalı hizmetinin bulunduğu tespit edildiğini, bu durumda, davacıların murisi …’a muris eşi … nedeniyle bağlanmış olan dul aylığının, 2829 sayılı Kanun’un belirtilen amir hükmü uyarınca son 7 yıllık hizmetinin yarısından fazlasının 1479 sayılı Kanun kapsamında geçmiş olmasından dolayı 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b statüsünde bağlanması gerekirken sehven 5510 Sayılı Kanun 4/1-a statüsünde bağlandığı tespit edildiğini, bu sebeple, davacıların murisi …’ın 01.05.2011-18.03.2015 tarihleri arasında yersiz olarak aldığı 35.890, 73-TL (13/05/2016 tarihi itibariyle) borç olarak tahakkuk ettirildiğini, 5510 sayılı Kanun’un yersiz ödemeleri geri alınması başlıklı 96. maddesi uyarınca; “Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır” hükmü doğrultusunda, Kurumun işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, haksız ve yersiz açılan davanın reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların murisi …’a eşinden bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ilişkin kurum işlemi nedeniyle, borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.5510 sayılı Yasa’nın 32/2-a maddesine göre en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya Yasa’nın 4. maddesinin 1/a bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş durumda iken ölen sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanacağı şeklinde düzenleme yapılmıştır.
3. 5510 sayılı Yasa’nın 96’ncı maddesi; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise, bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermektedir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı SGK vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı SGK vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.