YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9004
KARAR NO : 2022/12059
KARAR TARİHİ : 10.10.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, davacının ölüm aylığına hak kazandığının tespiti, ödenmeyen aylıkların faizi ile ödenmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı, ilk tahsis talebine göre, 01.01.1984 ile 18.07.1993 ve 01.08.1996 ile 01.10.2004 tarihleri arasında ölüm aylığına hak kazandığının ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespitini talep etmiştir.
II- CEVAP
Davalı … Başkanlığı vekili, zamanaşımı süresinin geçtiğini, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI
A- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 506 Sayılı 99’uncu madde hükmü dikkate alındığında davacının, ölüm aylığı bağlanması gerektiği yönündeki talebinin 5 yıllık zamanaşımı nedeniyle kabulünün mümkün olmadığı, ölüm aylığı bağlanma koşulları oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermiştir.
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili, Kurumun davacının murisinin prim gün sayısını yanlış hesaplaması sonucu müvekkilinin tahsis talebinin reddedildiğini, 2.948,08 TL ölüm toptan ödemesinin müvekkili tarafından tahsil edildiğine dair ispat yükünün Kuruma ait olduğunu, davacının bir an önce ölüm aylığı bağlanması için tahsil etmediği 2.948,08 TL toptan ödemeyi ihya yoluna giderek 2004 yılında yersiz ve mükerrer olarak Kuruma ödediğini, bu ödeme neticesi Kurumca 01.10.2004 tarihi itibariyle davacı murisinin ölüm tarihinde aylık bağlanması için yeterli günü olduğu da tespit edilerek, davacıya 01.10.2004 tarihinde ölüm aylığı bağlandığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
IV- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
506 sayılı Yasa’nın ölüm aylığına ilişkin 66/C maddesinde toplam olarak 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda, ölen sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanacağı belirtilmiş, anılan maddenin “en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup sigortalılık süresinin her yılı için ortalama 180 gün” kısmı Anayasa Mahkemesinin 12.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 2001/479 Esas, 2005/1 Karar sayılı 6.1.2005 tarihli kararı ile iptal edilmiş, 506 sayılı Yasa’nın 66/C maddesi 16.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5561 sayılı Yasa ile değiştirilerek “5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalıları primi ödemiş durumda ölen sigortalının hak sahibi kimselerine ölüm aylığı bağlanacağı” bildirilmiştir. 5561 sayılı Yasa’nın 3. maddesi ile 506 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 93. maddesinde ise Kanunun 66’ncı maddesinin (c) bendi ile 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı … Kanununun 26 ncı maddesinin (a) bendinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu değişiklikle öngörülen şartları yerine getiren sigortalının hak sahiplerinin aylıkları bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ödeme dönemi başından geçerli olmak üzere başlatılacağı bildirilmiş, 5561 sayılı Yasa 18.10.2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 32/2-a maddesinde ise en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya Yasa’nın 4. maddesinin 1/a bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş durumda iken ölen sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanacağı şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Diğer taraftan, 506 sayılı Yasanın “Zamanaşımı ve Hakkın Düşmesi” başlıklı 99. maddesi ile “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazalarıyla meslek hastalıkları ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıklar, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar. Bu durumda olanların gelir ve aylıkları, yazılı istek tarihini takibeden aybaşından itibaren başlar.
İş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından kazanılan diğer haklar ile hastalık ve analık sigortalarından doğan haklar ise, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse düşer.
Geçici iş göremezlik ödeneğini veya herhangi bir döneme ilişkin gelir veya aylığını beş yıl içinde almayanların, söz konusu ödenek, gelir veya aylıkları ödenmez.” düzenlemesine yer verilmiş iken bu maddeye koşut bir düzenleme olarak 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 97. maddesinin 1. fıkrası ile “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malûllüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar. Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında, yukarıdaki hükümler uygulanmaz.” hükmüne amirdir.
Somut olayda, davacı, 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı iken 26.12.1983 tarihinde vefat eden eşinden dolayı, 01.07.1987 tarihli ve 22.08.1988 tarihli dilekçeleri ile Kuruma başvurarak ölüm aylığı bağlanmasını talep etmiştir.
Kurum tarafından davacı murisi … …’nun mevcut prim ödeme gün sayısının ölüm aylığı bağlanmasına yetmediği belirtilerek Kurumun 05.04.1988 tarihli yazısı ile … …’nun hak sahiplerine toptan prim ödemesi yapılması kararı alındığı bildirilmiş, TC. … Yenişehir Şubesine 2.948,08.-TL toptan ödeme havale taahhütlü gönderilmiştir.
01.04.1988 tarihli toptan ödeme kararında, davacı murisinin sigortalılık süresince prim ödeme gün sayısı 290 gün olarak belirtilmiş ve toptan ödeme yapılmasının sebebi 1800 gün prim ödenmemesi olarak yazılmıştır.
Davacı, 19.07.1993 ile 25.07.1996 tarihleri arasında … … ile evli kaldıktan sonra, 03.06.2003 tarihli dilekçesi ile yeniden ilk eşi … …’ndan ölüm aylığı bağlanması talebi ile Kuruma başvurmuş, ayrıca toptan ödemenin iptali ile murisin eski hizmetlerinin ihyasını talep etmiştir.
Davacı, Kurum tarafından ihyası yapılarak hesaplanan 50.000.000-TL’sını 03.09.2004 tarihinde davalı kurum hesabına yatırmıştır.
Kurum,davacı murisinin daha önce değerlendirilmeyen, … mükerrer sigorta sicil numaralarındaki hizmetlerini tek sicil numarasında birleştirmek suretiyle, davacıya müteveffa eşinin 01.11.1964-31.12.1975 süresinde toplam 2039 prim gün sayısı üzerinden 506 sayılı Kanunun 66/C maddesine göre, toptan ödeme ihyasını ödediği tarihi takip eden aybaşı olan 01.10.2004 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlamıştır.
Davacının 01.07.1987 tarihli tahsis talebi bulunması, davacı murisinin mükerrer sicilde kayıtlı olup da kurum tarafından dikkate alınmayan toplam 2039 prim günü olduğunun anlaşılması, toptan ödemenin 05.04.1988 tarihinde yapılmış olması nedeniyle bu tarih öncesinde tasfiye edilmiş bir hizmet olmadığından ölüm aylığı koşulları bulunduğunun anlaşılması karşısında, 506 sayılı Yasanın 99.madde hükmü dikkate alınarak, zamanaşımına uğramadığı açık olan 01.01.1984-05.04.1988 tarihleri arasındaki dönemde, davacıya ölüm aylığı bağlanması için gerekli prim gün sayısı koşulunun bulunduğu, 01.01.1984-05.04.1988 tarihleri arasındaki dönemde davacının aylığa hak kazandığı dikkate alınmaksızın, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 10.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.