Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/9114 E. 2022/12760 K. 19.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9114
KARAR NO : 2022/12760
KARAR TARİHİ : 19.10.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :

Dava, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; Prime esas kazancın tespitine ilişkin davaların 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davanın yasal süre içerisinde açılmadığını, işveren tarafından bildirilen kazancın üzerinde bir kazanç sağladığını iddia eden davacının bu iddiaları yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında bir iş akdinin bulunmadığını, davacı tarafın davalı iş yerinde yapmış olduğu daimi bir hizmet ya da çalışmasının mevcut olmadığını, davacı tarafın sadece davalı iş yeri olan … kanalının yayın hayatına başlamasından önce, kanalın kurulum aşamasında danışman niteliğinde fikir ve tavsiyelerde bulunduğunu, davacının devamlı bir şekilde davalı iş yerinde hizmet vermediğini, davacı taraf aylık 15.000 TL. Net maaş aldığını belirtse de davacı tarafa danışmanlık yapmış olduğu Eylül 2016 ile Aralık 2016 tarihine kadar olan danışmanlık hizmeti için aylık 7.000 TL elden ödendiğini,buna ilişkin ödeme makbuzların bulunduğunu, açılan davanın haksız ve iddiadan uzak olması nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri Müdahil Kurum vekili, davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, dosya kapsamı itibariyla prime esas ücrete dair davacı lehine yazılı delil bulunmadığından, bu konuda tanık dinlenemeyeceği, çünkü davacı tarafın prime esas ücret iddiasının tanıkla ispat sınırının üzerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf sebepleri olarak; Müvekkilinin eğitimi, şirkette çalıştığı pozisyonun dahi maaşın asgari ücretin üstünde müvekkilinin iddia ettiği rakamlarda olduğunu ispatladığını, davalı şirket sahibi …’in el yazısı ile düzenlenmiş maaş ödemelerine ilişkin yazıların bulunduğunu, bunların yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin 25/10/2009 tarihinde … bankaya kredi başvurusunda aldığı maaş yazısının da dosyada bulunduğunu, dinlenen tanık anlatımlarının da iddiayı desteklediğini, davalı şirket yetkilisi …’e isticvap talebinin yerine getirilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, banka kayıtları, … ve … yazılarının iddialarını desteklediğini, ancak mahkemenin ödemelerin maaş açıklaması ile yapılmadığından ödemeleri esas almadığını, müvekkilinin mesleki tecrübesi ve statüsünün belirlenen kazançtan yüksek olduğunu, kendi altında çalışan işçilerden fazla maaş aldığının sabit olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf nedenlerini öne sürerek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Hizmet akdine tabi olarak geçen ve davalı kuruma bildirilen zorunlu sigortalılık sürelerinde asgari ücretin üzerinde ücretle çalışıldığının tespitine ilişkin davanın yasal dayanakları olan 506 sayılı Kanunun “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunarak senetle kanıtlama zorunluluğunda parasal sınır 2.500 TL. olarak belirlenmiş, anılan Kanunun geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında, bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümlerinin Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Şu durumda senetle kanıtlamada parasal sınırlar; 2005 yılı için 400 TL., 2006 yılı için 430 TL., 2007 yılı için 460 TL., 2008 yılı için 490 TL., 2009 yılı için 540 TL., 2010 yılı için 550 TL., 2011 yılı için 590 TL., 01.10.2011 gününden itibaren açılan davalar yönünden ise 01.10.2011 tarihinden itibaren 2.500 TL. olarak uygulanmaktadır.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, somut olayda davacı tarafça dosyaya sunulan davalı şirket işyerinin kaşe ve yetkilisinin imzasının bulunduğu yıllara göre ücret miktarlarının gösterildiği belgenin, geçerlilik durumu, yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği üzerinde durulmaksızın, yazılı belge bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.