YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9150
KARAR NO : 2022/13026
KARAR TARİHİ : 25.10.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
No :
Dava, 5335 sayılı Kanunun 30. maddesi gereğince Kurumca yersiz ödendiği iddia edilen yaşlılık aylığı nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile aksine kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkilinin sigortalı olarak yaptığı çalışmalar sonucunda emekliliğe hak kazandığını ve emekli olduğunu, akabinde kendisine yaşlılık aylığı bağlandığını, müvekkilinin emekli olduktan sonra da birkaç özel şirkette çalıştığını, ardından 03.09.2007 tarihinde halen çalışmaya devam ettiği T.C … İl Özel İdaresi … … … Birimi’nde Dünya Basını’nın onayı ile danışman olarak çalışmaya başladığını, işe giriş bildirgesinin ise 31.08.2007 tarihinde verildiğini ve o günden beri yaşlılık aylığı alarak ve adına Sosyal Güvenlik Destek Primi ödenerek çalıştığını, Küçükçekmece Sosyal Güvenlik Merkezi’nin 23.03.2017 tarihli …-645-E. … sayılı yazısı ile yaşlılık aylığı almakta iken kamu işyerinde çalışması nedeniyle yersiz ödenen aylığın tahsiline dayanarak 209.125,73 TL borç tahakkuk ettirildiğini, tahakkuk ettirilen borcun hukuka aykırı olduğunu, 18.05.2017 tarihinde yasal süresi içerisinde kurum işlemine ilişkin kuruma itirazda bulunulduğunu, kurum tarafından itirazın menfi ya da müspet olarak yasal süresi içerisinde neticelendirilmediğini, borcun sebebi olarak yaşlılık aylığı almakta iken kamu işyerinde çalışması nedeniyle yersiz ödenen aylığın tahsili denilmişse de bunun gerekçesinin veya dayanağı ile hangi tarihler için istenildiğinin belirtilmediğini belirterek, başkaca itiraz, talep ve her türlü dava hakları saklı kalmak kaydıyla, Küçükçekmece Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 23.03.2017 tarihli 66006742-645-E. … sayılı kurum işleminin iptali ile kuruma borçsuz olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesi ile; 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 30. Maddesi ile herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta olanların kanunda belirtilen kurum ve kuruluşlarda aylıkları kesilmeksizin çalıştırılmayacakları öngörüldüğünden bunların söz konusu kurum ve kuruluşlarda çalışmaları halinde aylıklarının kesilmesinin sosyal güvenlik kurumlarına bildirmeleri şartıyla mümkün olduğunu, kurumun gerçekleştirdiği işlemlerde yasalara aykırı bir durum bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Davanın kısmen kabulü ile,
Küçükçekmece … 23.03.2017 tarihli ve ………….. sayılı Kurum işleminin kısmen iptaline, işleme konu yersiz ödemelerin 5510 sayılı Kanunun 96/b bendine göre davacıdan tahsili için Kurum’ca yeniden işlem tesis edilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“ Davacının ve davalının istinaf başvurusunun esastan reddine,” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, dava dışı işveren kurumun 5335 sayılı yasanın 30. maddesi kapsamında kaldığına dair yapılan değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, genel bütçeye tabii kurumların sabit olduğunu, 5335 sayılı yasanın 30. Maddesinde ise bu kapsamda kalacak olan kurumlar sayma yoluna gidilerek kanun koyucu tarafından açıklandığını, kanunun lafzından ve yorumlanmasından yola çıkılarak işveren kurumun bu kanun maddesi kapsamında olduğunu değerlendirmek hukuka aykırı olduğunu, uygulanacak olan kanun maddesinin anayasaya aykırılık içermesine rağmen 5335 sayılı yasanın 30. Maddesinin anayasaya aykırılığı sebebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiğini, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı kurum vekili özetle, 5272 sayılı 2005 mali yılı bütçe kanunun 25. Maddesi f fıkrasını yürürlükten kaldıran 5335 sayılı yasanın 30. Maddesi gereği her hangi bir sosyal güvenlik kurumunda emekli veya yaşlılık aylığı alanların bu aylıkları kesilmeksizin kanunda sayılan işyerlerinde çalıştırılamayacağı görev alamayacağını, çalışan emeklilerin bildirim sorumluluğunun emeklileri çalıştıran kanunda belirten kurum ve kuruluşlara verildiğini, yasa gereği yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra çalışmaya başlaması nedeniyle aylıkları kesilenlerden, işten ayrıldıktan sonra yeniden yaşlılık aylığı bağlanması için yazılı istekte bulunanların yeni aylıklarının 5510 sayılı yasanın 30. Maddesine göre hesaplanacağını kurum işleminin yerinde olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Uyuşmazlığın yasal dayanağı; 5335 sayılı Yasanın 30. maddesi ile 5510 sayılı Yasanın 96. maddesidir.
Konuya ilişkin olarak, 5510 sayılı Yasanın 96. Maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermektedir. Konuya ilişkin olarak, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ise “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermektedir.
Somut olayda, davacının yaşlılık aylığı almaya başladıktan sonra 03.09.2007 tarihinde dava dışı … … … … … Birimine ait işyerinde çalışmaya başladığı, Kurumca 09.02.2017 tarihli işlemle davacının yaşlılık aylığı almakta iken 03.09.2007 tarihinden itibaren kamu işyerinde çalışmaya başladığından aylıklarının 19.09.2007 tarihinden itibaren kesilerek iptal edildiğinin bildirildiği, 19.09.2007-19.01.2017 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Kanunun 96/1-a maddesi kapsamında borç çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, Kurum işlemine konu alacağın hangi dönemlere ait olduğu, davalı Kuruma sorularak netleştirilip, hatalı işlemin tespit ve borcun tebliğ tarihi belirlenerek, 5510 sayılı Yasa’nın 96/1-b maddesi kapsamında davacının borçlu olmadığı miktar belirlenip hasıl olacak sonuca göre infaza elverişli hüküm kuruması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının, HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak, temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.