YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9151
KARAR NO : 2022/13539
KARAR TARİHİ : 02.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, davacının davalı …’e ait düğün salonunda 15.06.2005-29.04.2014 tarihleri arasında müdür sıfatıyla çalıştığını, şikayeti üzerine … müfettişi tarafından tutulan tutanakta söz konusu dönemde çalıştığının tespit edildiğini, düğün salonu ile ilgili belgelerinin dilekçesine ekli olduğunu, son ücretinin 2.150,00 TL olduğunu belirterek, 15.06.2005- 29.04.2014 tarihleri arasında davalı işverenin yanında kesintisiz çalıştığının tespitini istemiştir.
II-CEVAP
Yargılama sırasında vefat eden davalı işveren vekili; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davalının işyerinde fiilen kendisinin çalıştığını, yoğun iş dönemlerinde ücretini ödeyerek işgücü kiraladığını, bu nedenle davacının sigorta mükellefi olmasının imkanı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere iş ilişkisinin hizmet akdi olarak değerlendirilmesi halinde düğün salonu işyerinin yaz aylarında ve hafta sonu iş yaptığını, dava dilekçesinde belirtilen dönemlerde ve saatlerde tam süreli olarak çalışmasının mümkün olmadığını, sigorta denetmeni tarafından düzenlenen tutanağın tek yanlı ve davacının beyanına göre olduğunu, diğer davalı … tarafından düzenlenen idari para cezası aleyhine idare mahkemesinde dava açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, hizmetin geçtiği iddia edilen işyerlerinin kanun kapsamına girip girmediğinin tespit edilmesi gerektiğini, bu nedenle davalı Şirket kayıtlarının incelenmesini, davalı işverene hizmet akdi ile bağlı olarak fiilen çalıştığının, çalışmanın niteliğinin somut kanıtlarla ispat edilmesi gerektiğini, kurumun resmi kayıtlarının incelenmesi sadece tanık beyanlarına göre karar verilmemesini, tanık beyanlarının değerlendirilmesi sırasında işyerinde yürütülen işin niteliğini, tanık beyanlarının hayatın olağan akışı ile çelişkili olup olmadığının incelenmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulü ile; davacının … sicil nolu işyerinde 16/04/2006-29/04/2014 tarihleri arasında kuruma bildirim yapılan dönem dışında kalan günlerde de, 23/06/2016 günlü bilirkişi raporunun b sütunundaki cetvelde hesaplanan ücretlerle sigortalı sayılacak şekilde asgari ücret üzerinden tespitine, dava tarihinden önce tescil edilen 01/01/2013-31/12/2013 dönemi ile ilgili talebin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, fazlaya ilişkin ispatlanamayan talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili özetle, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kısmen reddedildiği gerekçesi ile davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine karar verildiğini, ayrı ayrı verilen vekalet ücretinin AAÜT yasalara, Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili özetle, davalılar murisi …’in … Salonu unvanlı işyerini kendisinin çalıştırdığını, dönemsel olarak iş yoğunluğuna göre dışarıdan yardım aldığını, 4857 sayılı ve 5510 sayılı Yasalar kapsamında hizmet ilişkisi kurulmadığını, işyerinin düğün salonu olması dikkate alındığında ülkemizde iş yerinde iş yoğunluğunun sürekli olmasının hayatın olağan akışına da uymadığını, denetim raporunun usulüne uygun olmadığını, dosya içeriğine göre davanın reddi gerektiğini, Yargıtay’ın aradığı her türlü şüpheden uzak bir şekilde davanın ispatlanmadığını, yanlı bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararın kaldırılması gerektiğini beyanla istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı … vekili özetle, yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan sadece tanık anlatımları ile verilen kararın yerinde olmadığını, asgari ücretten fazla bir ücretle çalıştığı iddiasının ancak yazılı delille ispatlanması gerektiğini aksine hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, tehiri icra taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Davacı …, davalı … ve davalı …’nun istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Taraf vekilleri istinaf dilekçesinde öne sürdükleri nedenler ile temyiz kanun yoluna başvurmuşlardır.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, hizmet tespiti istemli ise de öncelikle ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hükmün usule uygun olup olmadığı, hukuken geçerli bir hükmün var olup olmadığı sorununun irdelenmesi gerekmektedir.
Anayasamızın 141. maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 149. (HMK’nun 28.) maddesinde de bu husus belirtilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 381. (HMK’nun 294.) maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az aynı Kanunun 388. (HMK’nun 297.) maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388/1-3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde :
“(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Yine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 389. (HMK’nun 298.) maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı gibi, mahkeme hükmünü gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile, bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okunması gerekir. Bir başka ifade ile mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla, ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür.
Mahkeme kararı kanunda açıkça belirtilmiş unsurları ihtiva etmeli ve belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararda bulunması gereken hususlar HMK 297. maddede ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Bunun sebebi, kararın açık ve gerekçeli olması, infazı kabil olması ve hukuki dinlenilme hakkının yerine getirilmesidir. 298. maddeye göre de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacaktır.
Kararda yazılması gereken en önemli unsurlardan birisi de hüküm sonucudur. Zira hüküm sonucu, davacının somut talepleri hakkında infaz edilebilecek ve kesin hükme konu olabilecek şekilde kaleme alınmalıdır. Madde 297/2 “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”
Mahkemece “…Davacının … sicil numaralı işyerinde 16/04/2006-29/04/2014 tarihleri arasında 23/06/2016 günlü bilirkişi raporunun b sütünündaki cetvelde belirtilen süreler ile asgari ücret üzerinden çalıştığının tespitine,…” denilerek yukarıda açıklanan usul ve esaslar çerçevesinde bir karar tesis edilmemiştir. Ortada hukuki varlık kazanmış bir karar mevcut değildir. Sadece rapora atıfla yetinilerek karar verilmesi, infazda şüphe ve tereddüt yaratacak nitelikte olduğu gibi madde 297’ye aykırı olarak tesis edildiğinden usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek, … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.