Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/9410 E. 2023/5054 K. 09.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9410
KARAR NO : 2023/5054
KARAR TARİHİ : 09.05.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/435 E., 2022/164 K.
KARAR : Red

Taraflar arasında Mahkemede görülen çakışmaya konu 11.12.2010-28.02.2011 tarihleri arası 4/1-a madde kapsamında sigortalı olduğu ve 01.08.2012 tarihinden itibaren 4/1-a’dan yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 2011 yılı 5 inci ayında kurumdan tevkifata göre hizmet talebinde bulunduğunu, kurumun 2007 yılından 10.12.2010 tarihine kadar tevkifata göre hizmet verdiğini, kurumun yaptığı işleme güvenen davacının 30.07.2012 tarihinde kurumdan tahsis talebinde bulunduğunu, tahsis talebinde bulunduktan sonra kurumun 2012 yılı 11 inci ayında davacının 11.12.2010-28.02.2011 tarihleri arası 4/a hizmetini iptal ederek, bu dönemde davacıyı 4/b tarım Bağ-Kur sigortalısı saydığını, yapılan işlemin tahsis talebinden 5 ay sonra olduğunu, kurumun 11.12.2010-28.02.2011 arası dönemde 4/a hizmetinin iptali ile 4/b kapsamında sigortalı sayması nedeniyle davacının son 7 yıldaki hizmetinin 4/a fazla iken, 4/b fazla durumuna çevrildiğini ve tahsis talebinin reddedildiğini, yapılan işlemin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürerek, davacının 11.12.2010-28.02.2011 tarihleri arası dönemde 5510 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi de dikkate alınarak Bağ-Kur sigortalısı olmadığının ve 4/a kapsamındaki hizmetine üstünlük tanınması gerektiğinin tespiti ile 30.07.2012 tarihli talebine göre yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

II.CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kuruma vermiş olduğu 25.05.2011 tarihli dilekçe ekindeki tevkifat makbuzu, sigortalılık belgesi ve tapu kayıtlarına istinaden tarım Bağ-Kur tescilini istediğini ve kurum tarafından ilk tevkifat kesildiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle yani 01.07.2007 tarihinde tescilinin yapıldığını, ayrıca 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırmadan yararlandığı ve borcunu da ödediğinin tespit edildiğini, davacının ziraat odası ve tapu kayıtlarına istinaden 6111 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi gereği 28.02.2011 tarihinde ise terkin yapıldığını, kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05.04.2016 tarihli ve 2013/241-2016/178 E.K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 13.06.2017 günlü ve 2016/9537 – 2017/5055 E.K. sayılı ilamı ile; “Mahkemece, çakışmaya konu 11.12.2010-28.02.2011 tarihleri arasında davacı 4/1-a sigortalısı sayılmış, 2829 sayılı Kanun uyarınca ve 4/1-a kapsamında yapılan değerlendirmeyle 01.08.2012 tarihinden itibaren 4/1-a’dan yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespitine karar verilmiştir.

Mahkemenin, çakışmaya konu olan 11.12.2010-28.02.2011 tarihleri arası dönemde 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı geçersiz sayarak, bu dönemdeki 4/1-a kapsamındaki sigortalılığa üstünlük veren kabulü, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Zira anılan çakışmaya konu dönemde kural, önce başlayan sigorta olup; tarımsal faaliyetin bulunmaması halinde davacı 4/1-a sigortalısı sayılabilecektir. Şu halde yapılması gereken iş; davalı kurum tarafından, tarımsal faaliyete dayalı olarak 01.07.2007-28.02.2011 tarihleri arası tarım sigortalısı sayılan davacının, çakışmaya konu 11.12.2010-28.02.2011 tarihleri arası dönemde 4/1-a sigortalısı sayılabilmesi, aynı dönemde usulünce yapılacak tarımsal faaliyet araştırması sonucuna göre mümkün olduğu gözetilerek;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün ve 2011/10-230-319 ile 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 Karar sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği üzere davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için mahkemece;

1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,

2-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla “Tarımsal Amaçlı Kredi” kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,

3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,

4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 19 uncu maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun “Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi” başlıklı 52, “Zirai kazançta vergileme” başlıklı 53, ve “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanunu’nun “Vergi kesenlerin sorumluluğu” başlıklı 11 inci maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere ” Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94/11 inci maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler.” Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.

5- Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celbedilmeli,

6- Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu’nun 22 nci maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulduktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.” şeklindeki gerekçesiyle bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 27.02.2018 tarihli ve 2017/492 – 2018/98 E.K. sayılı kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya münderacatına göre; davacının, 03.03.1975-03.11.1976 arası 602 gün askerlik borçlanması, 1972-04.03.2006 arası 1.254 gün 4/1-a, 01.07.2007-28.02.2011 arası 1.320 gün 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı, 11.12.2010-30.07.2012 arası 591 gün 4/1-a kapsamında sigortalılığı olmak üzere toplam 3.686 prim gün sayısının bulunduğu, 30.07.2012 tarihli tahsis başvurusunun 2829 sayılı Kanun uyarınca 4/1-b madde kapsamında yapılan değerlendirmeyle reddedildiği, davacının, çakışmaya konu 11.12.2010-28.02.2011 tarihleri arasında 4/1-a madde kapsamında sigortalı olduğunun ve 01.08.2012 tarihinden itibaren 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini istediği, anılan çakışmaya konu dönemde kuralın, önce başlayan sigorta olup; tarımsal faaliyetin bulunmaması halinde davacı 4/1-a sigortalısı sayılabileceği, davacının çakışmaya konu 11.12.2010-28.02.2011 tarihleri arasında Taraşçı Mahallesi Seydişehir … adresinde ikamet ettiği, yaptırılan asayiş araştırmasında davacının bu tarihler arasında geçimini tarımsal faaliyetle sağladığı ve başkaca herhangi bir işle uğraşmadığı, tarımsal faaliyetini kendi arazisinde ve başkalarına ait arazileri kiralamak suretiyle yaptığı, ürün olarak buğday, arpa ve süt sattığı, belirtilen dönem içerisinde traktör ve tarım aletinin olmadığı, ancak tarım aletlerini diğer tarım işi ile uğraşan şahıslardan alarak tarım işini yaptığı, tarım yapmaya elverişli arazisinin olduğu, bu tarihler arasında 2 adet büyükbaş hayvanının mevcut olduğunun tespit edildiği, Seydişehir Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden gelen cevabi yazı içeriğine göre; davacının dava konusu tarihler arasında büyükbaş hayvanlarının mevcut olduğunun ve belirtilen tarihler arasında ÇKS kaydının mevcut olduğunun bildirildiği ve aldığı desteklemelere ilişkin belgelerin gönderildiği, Ziraat Odası kayıtlarına göre; davacının 06.07.2010 ve 18.05.2011 tarihli çiftçilik belgesinin mevcut olduğu ve verilen çiftçilik belgelerinin 2010 ve 2011 yıllarında doğrudan gelir desteği için verilmiş olduğunun belirtildiği, bu bağlamda davacının, çakışmaya konu 11.12.2010-28.02.2011 tarihleri arasında tarımsal faaliyetle uğraştığının sabit olduğu ve belirtilen tarihler arasında 4/1-b kapsamında sigortalı olacağı sonuç ve kanaatine varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.

C. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 17.06.2019 günlü ve 2018/3776 – 2019/5071 E.K. sayılı ilamı ile; dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden, tevkifata istinaden 01.07.2007 tarihi itibariyle davacının 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalılığının tescil edildiği, 01.07.2007-28.2.2011 tarihleri arası 1320 gün tarım Bağ-Kur sigortalılığının Kurum tarafından kabul edildiği, bu sigortalılık süresi ile çakışan 11.12.2010-30.07.2012 arasındaki hizmet akdine bağlı sigortalılık süresinin 11.10.2010-28.02.2011 tarihleri arasının geçerli olan tarım bağkur sigortalılığının önce başlaması sebebiyle tarım Bağ-Kur sigortalılığına üstünlük tanınarak, hizmet akdine bağlı sigortalılık sürelerinin çakışan kısım oranında Kurum tarafından kabul edilmediği, 03.03.1975-03.11.1976 tarihleri arası 602 gün askerlik borçlanması, 1972-04.03.2006 arası 1254 gün hizmet akdine tabi sigortalılık süresinin Kurum tarafından kabul edilerek son 7 yıllık sigortalılık süresi içerisinde tarım Bağ-Kur sigortalılığının fazla olduğu kabul edilerek, tahsis şartları oluşmadığı gerekçesiyle davacının tahsis talebinin Kurum tarafından reddedildiği, bozma sonrası mahkeme tarafından da aynı gerekçe ile davanın reddine karar verildiği, mahkemece, öncelikle; 2926 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin (c) bendinin “ (Mülga: 24/7/2003-4956/56 md.; Yeniden düzenleme: 22/2/2006-5458/15 md.) Yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, 16 yaşından büyükler için tespit edilen asgari ücret tutarından az olduğunu beyan eden veya belgeleyenler. Sigortalı Sayılmazlar” hükmü ile 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlığını taşıyan 6 ncı maddesinin (ı) bendinin “Kamu idarelerinde ve Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanun’da tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu (Değişik ibare:13.02.2011-6111 S.K./25.mad) belgeleyenler ile 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanlar, … 4 üncü ve 5 inci maddelere göre sigortalı sayılmaz.” hükmü gözetilerek, tarımsal faaliyetten elde ettiği gelir belirlenerek, 5510 sayılı Kanun’un 82 nci maddesi uyarınca Türkiye Ziraat Odalar Birliğinden ihtilaflı dönemde sahip olduğu taşınmaz miktarı ve niteliğine göre bu taşınmazlarda bulunulan tarımsal faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan gelirin aylık ortalamasının 01.10.2008 öncesi 16 yaşından büyükler için tespit edilen asgari ücret tutarından az olduğunun, 01.10.2008 sonrası ise prime esas günlük kazanç alt sınırının 2008 yılı için 15, 2009 yılı için 16 katından az olup olmadığı sorularak, 2926 sayılı Kanun’un 4 ve 5510 sayılı Kanun’un 6/1-ı bendi kapsamına girip girmediği belirlenerek muafiyet kapsamında olup olmadığı belirlenmeli, yukarıda belirtildiği şekilde tarımsal faaliyet araştırması yapılarak özellikle tarımsal ürünlerin teslimi ve tevkifat olup olmadığı araştırılarak davacının 2926 sayılı Kanun’a tabi geçerli sigortalılığının olup olmadığı belirlenmeli, varılacak sonuca göre, üstünlük tanınan sigortalılık süresi belirlenerek davacının tahsis talebi hakkında karar verilmesi gerektiği belirtilerek, hüküm bozulmuştur.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 17.05.2022 tarihli ve 2019/435 – 2022/164 E.K. sayılı kararı ile; bozma sonrası yapılan incelemede, davacının, çakışmaya konu 11.12.2010-28.02.2011 tarihleri arasında tarımsal faaliyetle uğraştığının sabit olduğu anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; 11.12.2010-28.02.2011 arası dönemde davacının tarımsal faaliyetinin hayvancılığa dayalı ve eşi tarafından yapıldığını, kendisinin bu tarihlerde kış dönemi de olması, tarımsal faaliyetinin az olması nedeniyle …’da ücret karşılığı hizmet akdi ile çalıştığını, zabıta araştırmasında 2010-2011 yıllarında traktörü olmadığının belirtildiğini, 2011-2012 yıllarında davacının kesintisiz …’da çalıştığının SSK hizmet dökümünden belli olmasına karşın, tarım Bağ-Kur hizmetinin geriye yönelik yapılması nedeniyle mahkemece, davacının önceden süregelen eski SSK’ya tabi hizmetini, sonradan yapılan işlemle iptal eden işleme üstünlük tanınmak suretiyle davanın reddine karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının, çakışmaya konu 11.12.2010-28.02.2011 tarihleri arasında 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olduğunun ve 01.08.2012 tarihinden itibaren 4/1-a’dan yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun’un 2, 3, 6, 9 ve 10 uncu maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgilisine yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.