Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/9542 E. 2022/11136 K. 22.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9542
KARAR NO : 2022/11136
KARAR TARİHİ : 22.09.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Asıl dava, yetim aylığını sona erdiren kurum işleminin iptali, biriken aylıkların tahsili ve borçlu olmadığının tespiti birleşen dava ise kurum alacağının tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı asıl davada davalı-birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, asıl davada davalı-birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin davalı kurumdan babası … üzerinden yetim aylığı almakta iken müvekkiline ödenen aylığın gerçekle bağdaşmayacak şekilde ve herhangi bir somut ve gerçeklik payı bulunan bir delil varlığı olmadan muvazaalı boşanma sebebi gösterilerek kesildiğini, müvekkilinin 2001 yılında boşandığını, eski eşinin ise boşandıktan sonra yeniden başka biri ile evlendiğini ve bu evliliğinin 9 yıl sürdüğünü, davalı tarafından müvekkili adına yersiz ödeme başlıklı evrak ile haksız olarak 25.143,93 TL asıl borç ve 3.026,78 TL faiz olmak üzere toplam 28.170,71 TL talep edildiğini, müvekkilinin aylığının da haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kesildiğini, müvekkilinin boşanmış olduğu eski eşi … ile ayrıldıktan sonra bir daha hiç görüşmediğini ve eski eşi ile evlilik bağı anlamında biraraya gelmediğini, tarafların henüz şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açılmadan dahi aylarca fiilen ayrı yaşadıklarını, boşanma sonrasında ise müvekkilinin eski eşi …’un yeniden evlendiği Aslı isimli bayan ile …’da kendine yeni bir hayat ve düzen kurduğunu ve orada hayatını idame ettirdiğini, o dönemde davacının boşanmış olduğu eski eşinin boşanma davası olmadan müşterek haneyi terk ettiğini ve hatta davacının yaşadığı şehri terk ettiğini, hayatına başka şehirde devam ettiğini, bu durumun resmi kayıtlarda da mevcut bulunduğunu, tarafların sadece ortak çocukları olması nedeniyle kimi zaman görüşmek durumunda kalmışlarsa da bu durum da boşandıkları 17 sene zarfında 5 defa ancak olduğunu beyanla müvekkilinin öncelikle yasal olarak hak etmiş olduğu ve ortada bir muvazaalı boşanma bulunmaması nedeni ile maaş iptalinin iptaline, davacıya yetim aylığının kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanarak devamına ve yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsiline, davacının davalı kuruma 28.170,71TL borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada, davacı kurum, aylığın kesilmesine yönelik kurum işlemi neticesinde ödenen aylıkların tahsiline ilişkin başlatılan takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı kurum vekili, davanın yersiz olduğunu, kurum tarafından yapılan işlemde hukuka aykırı bir yön olmadığını, haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Davanın kabulü ile,
1-Davalı kurumun davacının yetim aylığı bağlanması talebinin reddine ilişkin 14/02/2019 tarihli kararının iptali ile davacıya talep tarihinden itibaren babası … dolayı yetim aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“Davalının istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı kurum vekili, kurum raporuyla davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının dosyada yer alan delillerle ortaya konulduğunu, borçlu …’nin adres hareketlerinde ikamet ettiği adreslerin … tarafından adres olarak bildirildiğini belirterek asıl davanın reddi, birleşen davanın kabulü gerektiği beyanla davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı, 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 59/2. maddesinde: “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu nedenle Anayasanın 20’nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacının ve boşandığı eşinin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiğini saptanmalı, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacının ve boşandığı eşinin kayıtlı olduğu adreslerde kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, medula sisteminden araştırma yapılmalı, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Eldeki davada, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmişse de verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacı …’nin babası … üzerinden 20.03.2015 tarihli talebine istinaden 01.04.2015 tarihi itibari ile yetim aylığı bağlandığı, … Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü Denetmenlik Servisi tarafından hazırlanan 28.11.2017 tarih ve 5 sayılı raporda, davacının boşandığı eşi …’un en son 28.03.2017 tarihinden beri kayıtlı adresi olan “… Köyü … Mevkii … Sok. No:124/2 Merkez …”de yasal ikamet adresinin depo olarak kullanıldığı ve bu adresin davacının tespit anında ikamet ettiği No:124/1 adresinin alt katı olduğu, davacının da yasal ikamet adresi olmamakla birlikte aynı adreste (No:124) alınan 13.10.2017 tarihli imzalı ifadesinde yaklaşık 4 yıldır bu adreste oğlu ve geliniyle birlikte kaldığını, bu adresten önce köyün içinde … Sok. No: 40 adresinde kızı … birlikte kaldığını ve 6-7 sene ikamet ettiğini, eşinden çok uzun süre önce boşandığını beyan ettiği, müfettiş tarafından yapılan çevresel soruşturmada esnaf ve komşular tarafından Ahmet’in bu adreste eski eşi …, oğlu … ve gelini … … ile birlikte yaşadığının tespit edildiği, eski eş …’un babası olan … ile yapılan görüşme sonucu oğlunun eski eşiyle birlikte yaşadığını beyan ettiği ve beyanının imzasıyla tutanak altına alındığı, yapılan tespitler neticesinde söz konusu raporda davacı …’nin boşandığı eşi … ile birlikte yaşadığının tespit edildiği sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacı ve eski eşi …’un 1986 yılında evlendikleri , 03.12.2001 tarihinde boşandıkları, …’un 2008 yılında 2. Evliliğini yaptığı, 2010 yılı ile 2015 ve sonrasında … ilinde adres bildirdiği, davacının 2007 yılı ve sonrası için tek adres olan … Köyü … Mevkii No:40/1 adresinde yapılan kolluk araştırmasında tarafların 2008 ve sonrasında bu adreste ikamet etmediklerinin tespit edildiği, … köyü No:124/1 adresinde yapılan kolluk araştırmasında ise tarafların oğlu (eski eşin babası ile aynı adı taşıyan) … yaşadığı davacı …’nin de 2015-2018 yılları arasında bu adreste kaldığı, boşandığı eşiyle birlikte bu adreste yaşamadığının tespit edildiği, … ilindeki adresler için yapılan kolluk araştırmasında …’un ilgili adreslerde yaşadığının tespit edilemediği, ilgili adres komşu tanıkları, muhtar ve denetim raporunda ifade veren …’un babası …’un beyanında, 18.03.1938 doğumlu olup özetle tek başına yaşadığını, gelini ve oğlunun boşandıklarını duyduğunu ancak yıllardır ikisini de görmediğini nasıl yaşadıklarını bilmediğini beyan ettiği, tüm tanık beyanları ve kolluk araştırmaları da birlikte değerlendirildiğinde tarafların fiili olarak birlikte yaşadığının ispatlanamadığı kanaatine varıldığı görülmüştür.
Somut olayda, davacının 2001 yılında eşinden anlaşmalı olarak boşandığı, … Köyü No:40 …/… adresinde yaşamaya başladığı ve bu adresin davacının 27.02.2007 tarihinden bu yana ikamet adresi olarak kayıtlı olduğu, boşanılan eşin 31.03.2008 tarihinde … ile evlendiği ve 08.02.2017 tarihinde boşandığı; eski eşin 2007-2017 tarihleri arasında 16 adet adres kaydı bulunduğu, bu kayıtlar içinde eski eşin … evli olduğu dönemde 2008 yılı 12. ayı, 06.12.2010 tarihinde ve 09.03.2012 tarihlerinde 3 defa davacının sürekli adresi olan ” … Köyü No:40″ adresini resmi ikamet adresi olarak bildirdiği ancak aynı zamanda evlendikten hemen sonra 2008/3-12 dönemleri arasında … Mah… /… adresinde bir dönem adres kaydı bulunduğu anlaşıldığından Mahkemece, dava dışı … adresinin tespiti ile uyuşmazlık hakkında beyanı alınmalı; … Köyü No: 30, No:40, No:40/1, No:124/1-2 adreslerinde yapılan mahalli araştırma neticesinde düzenlenen 21.06.2018 tarihli tutanakta 01.10.2008 tarihinden beri birlikte yaşadıklarının belirtildiği, 2017 tarihli ihbar sonrasında … Köyü’nde yapılan denetimde beyanına başvurulan davacının kayınpederinin duruşmada inkar etse de denetim raporunda alınan beyanında, oğlunun eşi ve geliniyle birlikte köyde yaşadıklarını beyan etmesi hususları karşısında davacının boşandığı eşi Ahmet’in evli olduğu dönemlerdeki adreslerindeki mahalle muhtar/aza ve komşuları tespit edilerek dinlenilmeli, çelişkiler giderilmek suretiyle birlikte yaşama olgusunun açıkça ortaya konulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz bulunmuştur.
O hâlde, asıl davada davalı-birleşen davada davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin davalı kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye …’ın farklı bozma gerekçesine karşı sonuç itibariyle oybirliğiyle 22.09.2022 gününde karar verildi.

KARŞI BOZMA GEREKÇESİ

Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın 1989 eşinden boşanmıştır. Davalı kadına boşanmadan sonra 1997 yılında ölen babadan 2006 yılında bağlanan yetim aylığı 2018 yılında yapılan denetim sonrası 2008-2018 yılları fiili birliktelik nedeni ile 5510 sayılı Kanunun 56. maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.
Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı kanunun 5754 sayılı kanunun 68. Maddesi ile değişik geçici 1. Maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı kanunun 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır. Kaldı ki davacı boşandığında baba halen yaşamaktadır. Bir kişinin ilerde ölecek babasından aylık almak için önceden boşandığını, kabul etmek saiklerle hareket etmek demektir. Murisin ölümünden önce eşinden ayrılan kadının, murisinden kalan sosyal güvenlik hakkının devamı niteliğinde olan yetim aylığından mahrum bırakılmaması, sosyal devlet olmanın gereğidir. Davacının burada boşanma hakkını kötüye kullandığından söz edilemez.
Diğer taraftan, davacı hak sahibinin eşinin başka biri ile evli olduğu, borç çıkarıldığı belirtilen dönemde de evliliğinin sürdüğü, davacı açısından fiili birlikteliğinde bulunmadığı da anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçelerle bozulması gerekirken, salt fiili birliktelik yönünde bozma görüşüne katılınmamıştır.