YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9615
KARAR NO : 2022/11950
KARAR TARİHİ : 06.10.2022
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :
Dava, hizmet tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrası davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalı … Başkanlığı avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacının temyizine gelince;
5510 sayılı Kanunun Geçici 7.maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanunun 60/G maddesinde “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” hükmü öngörülmüştür. Maddedeki “malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanlar” sözcüklerinin, sigortalılar yararına bir yorumla, tabi olması gerekenleri de kapsadığının kabulü gerekir. Öte yandan, aynı Kanunun Geçici 54. maddesi kapsamında 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescili bulunanlar için bu maddenin yani 18 yaş sınırının uygulanmayacağı belirtilmiştir.
506 sayılı Yasanın Geçici 81.maddesinin B bendi a fıkrası ile sigortalılık süresi 23 yıldan fazla olan erkeklerin 25 yıldan beri sigortalılık süresini ve 44 yaşını doldurmaları ve en az 5000 gün prim ödeme koşullarını yerine getirmeleri halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 62. madeddesinde ise, sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya bu isteğinden sonraki aybaşından başlanarak yaşlılık aylığı bağlanacağı öngörülmüştür.
Eldeki dava dosyasında; davacı, davalıya ait işyerinde 01.02.1979 tarihi ile 01.08.1984 tarihleri arasında geçen hizmetinin tespiti, 01.02.1979-01.08.1984 tarihleri arasındaki günlerin sigortalı gün sayısı olarak eklenmesi gerektiğinin tespiti ile 27.04.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti istemlerinde bulunmuş olup Dairemiz bozma ilamı sonrası Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının 01/02/1979-01/08/1984 tarihleri arasında 1980 gün davalı işyerinde 506 sayılı Yasaya göre hizmet akdine tabi asgari ücretle çalıştığının tespitine, davacının yaşlılık aylığı bağlanması ile her bir aylığın yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin 506 sayılı Yasanın Geçici 81/B-c hükmünde belirtilen yaş şartını tahsis talep tarihi olan 27/04/2010 tarihinde taşımaması nedeniyle reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
Somut olayda; bozma ilamı sonrası Mahkemece hizmet tespitine ilişkin kurulan hüküm yerinde olmakla birlikte yaşlılık aylığı şartları yönünden yapılan değerlendirme hatalıdır. Gerçekten 01.02.1979 tarihinde işe başladığı tespit edilen davacı yönünden mülga 506 sayılı Yasanın Geçici 54. maddesi hükmü gereği sigortalılık başlangıç tarihi olarak 01.02.1979 tarihi esas alınarak buna göre yaşlılık aylığı şartlarının belirlenmesi gerekir. Bu durumda 10.03.1966 doğumlu olan davacı , 01.02.1979 tarihli ilk sigortalılık başlangıç tarihine göre, tahsis talep tarihi olan 27.10.2010 tarihinde 506 sayılı Yasanın Geçici 81/B-a maddesi uyarınca 25 yıllık hizmet yılını 44 yaşını ve 5000 prim ödeme gün sayısını tamamlamış durumda olup yaşlılık aylığına hak kazanmaktadır. Hal böyle olunca davacının tahsis talep tarihi olan 27.10.2010 tarihini takip eden 01.11.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı şekilde karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 06/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.