YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9709
KARAR NO : 2022/13242
KARAR TARİHİ : 27.10.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No :
Dava, iş kazasının ve neticesinde oluşan maluliyetin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi ile davacının, davalı işyerinde geçirdiği iş kazasının ve neticesinde oluşan maluliyetinin tespitine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
II-CEVAP
Davalı şirket vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile belirtilen tarihte veya başka bir tarihte davacının belinin kırılmasına sebep olacak iş kazasının yaşanmadığı, ağır ve tehlikeli işler sınıfında yer alan şirkette bel ve eklem rahatsızlığı bulunan ve bu husustan dolayı daha önceki süreçte ameliyat geçirmiş olan kişinin üretim sahasında çalışabilmesini mümkün olmadığı, davalı şirkette, davacının belinin kırılmasına yol açacak bir iş kazasının meydana gelmediği, davanın haksız olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı Kurum vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile davalı Kurum kayıtlarında yapılan araştırmada dava konusu kazaya ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacının bu konuda Kuruma herhangi bir başvurusunun bulunmadığı, dava açılmasına Kurumun sebebiyet vermediği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirkette çalışırken 14/09/2017 tarihinde omurga kemiklerinden yaralanma şeklinde sonuçlanan iş kazası geçirdiğinin tespitine, maluliyet tespitine ilişkin talebin usulden reddine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı şirket vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile özet olarak davacının bel ağrıları konusundaki geçmişi, bu konuda sağlık kuruluşlarına müracaatları ve bu müracaatların içeriğinin ve tarihlerinin dikkate alınmadığı, adeta tümden gelim prensibi uyarınca hükmün kurulduğu, kurulan kararda davacının çalışma koşulları ve mesai saatleri içerisinde bel ağrısı nedeniyle hastahaneye gitmiş olması ihtimaline dayanıldığı, davacının 2015 yılında yine bu şikayetleri sebebiyle ameliyat olduğu, bu ameliyat sonrasında aynı şikayetlerinin devam ettiği dosya içeriği ile sabit olduğu, meydana geldiği iddia olunan kaza ile davacının daha önce geçirmiş olduğu omurga rahatsızlığı arasında bir illiyet bağının bulunmadığı yönündeki tespitin herhangi bir somut bir dayanağının olmadığı, davacının meydana geldiği iddia olunan kazadan kısa bir süre önce 17.07.2017 tarihinde yine bel ağrısı sebebiyle hastahaneye gittiği, yine aynı tanının konulduğu ve 10 gün rapor verildiği, bilirkişi raporunda davacının meydana geldiği iddia olunan kazadan kısa bir süre önce yine bel ağrısı sebebiyle sağlık kuruluşuna gittiğine dair bir tespitte ve incelemede bulunulmadığı belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı Kurum vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile davanın açılmasına Kurum’un sebebiyet vermediği, bu nedenlşe Kurum aleyhine yargılama gider ve masrafları ile vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği özet olarak belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davaya konu olan ve tespiti istenen “iş kazası” mevzuatımızda 506 sayılı Kanunun 11-A ve 5510 sayılı Kanunun 13. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, her iki kanunda da iş kazası tanımlanmamış, kazanın hangi hal ve durumlarda iş kazası sayılacağı yer ve zaman koşulları ile sınırlandırılarak belirlenmiştir.
Eldeki davaya konu olayın meydana geldiği tarih itibari ile davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 13.maddesidir. Anılan maddeye göre eldeki davayla ilgili olarak iş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle veya görevi nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş veya çalışma konusu nedeniyle işyeri dışında,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının,görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Emziren kadın sigortalının, çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtlaişin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.
Açıklanan bu madde hükmüne göre, iş kazası; maddede sayılı olarak belirtilmiş hal ve durumlardan herhangi birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.
Gerek uygulama ve gerek öğretide açıkça kabul edildiği ve madde metninden de anlaşıldığı üzere bu maddede sayılan haller örnekleme niteliğinde değil, sınırlayıcı niteliktedir. Bu hallerden birine girmeyen sigorta olayı iş kazası sayılamaz. Sayılan bu hallerin birlikte gerçekleşme koşulu bulunmayıp, herhangi birinin gerçekleşmiş olması gerekli ve yeterlidir.
Eş söyleyişle, iş kazası hukuksal nitelikte bir olay olup, bu olayın yukarıda açıklanan yasa maddesinde sınırlandırılan ve belirtilen hallerden herhangi birinin oluşmasıyla ortaya çıkması gerekir.
İş kazasının unsurları üzerinde de kısaca durmak gerekirse, şöyle sıralanabilir; kazaya uğrayan 5510 sayılı Kanun anlamında sigortalı sayılmalı; bu sigortalı bir kazaya uğramalı ve uğranılan kaza 5510 sayılı Kanunun yukarıda ayrıntısı açıklanan 13. maddesinin fıkrasında sayılan hal ve durumlardan birinde meydana gelmeli; sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan bir olay biçiminde gerçekleşmeli; bu olay ile sigortalının uğradığı zarar arasında uygun illiyet (nedensellik) bağı bulunmalıdır.
Eldeki dava dosyasında, 01.08.1991 doğumlu olan davacının 26.12.2016-30.06.2018 tarihleri arasında geçen hizmetinin davalı işyerince Kuruma bildirilmiş olduğu, davacının … 14.09.2017 tarihinde bel ağrısı şikayeti ile gittiği, 22.01.2018 tarihli hastahane kaydında “hasta olan davacının yakınlarından alınan bilgiye göre davacının daha önceden THNP nedeniyle opere edildiğinin” belirtildiği, davacının davalı işyerinde iş kazası geçirdiği yönünde Kuruma yapmış olduğu başvurusu sonucu Kurum tarafından 14.09.2018 tarih ve 213 sayılı ünite/komisyon kararı ile davacının sunmuş olduğu belgelere göre 5510 sayılı 13. maddesi kapsamında iş kazası tespitinin yapılamadığının davacıya bildirildiği, davacının tedavi gördüğü hastahane kayıtlarının getirtildiği, buna göre 02.02.2011-02.10.2018 tarihleri arasında davacının bir çok hastahaneye giriş-çıkış kaydının bulunduğu, duruşmalarda davacı ve davalı bordrolu tanıkların dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, meydana gelen olayın, 5510 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca iş kazası tanımı kapsamında sayılması için bunun sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ve ruhen zarara uğratması gerekir. Davalı işyerinde paketleme bölümünde çalışan davacının kaza olayı tarihinde ağır kaldırma sonucu bel ağrısı şikayeti ile hastahaneye gittiği, davacıda omurga kırığı olduğunun ilgili sağlık kuruluşunca sonradan tespit edildiği anlaşılmakla Mahkemece kaza olayının iş kazası olduğuna karar verilmiş ise de davalı işyerinde olay tarihinde herhangi bir düşmenin, çarpmanın gerçekleştiği yönünde herhangi bir iddiada bulunulmadığına göre, paket taşırken bel kırığı oluşup oluşmadığı hususunun tıbben belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Bu doğrultuda Mahkemece yapılması gereken iş, davacının kaza olayı tarihinden önceki ve sonraki ortopedi ve travmatoloji, beyin ve sinir cerrahisi, fiziksel tıp ve rehabilitasyon bölümlerindeki tedavilerine ilişkin tüm tedavi evrak ve raporları dikkate alınarak paket taşıma ile bel kırığı oluşması arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığı, davacının olaydan önceki hastahane kayıtları ile belirlenen hastalıklarının bel kırığına neden olup olmayacağı yönünde uzman bir doktordan rapor alınmalı, elde edilecek sonuç değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.