Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/9820 E. 2022/14140 K. 14.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9820
KARAR NO : 2022/14140
KARAR TARİHİ : 14.11.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :

Dava, davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, Esnaf Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ve yaşlılık aylığı istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle, davanın kabulü ile, davacının 01/01/1988 yılından 05/01/2012 tarihine kadar sigortalı olduğunun tespitine ve 01/02/2012 tarihinde emekliliğe hak kazandığının tespitine, emeklilik aylığı bağlanması yönündeki talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 297/son maddesindeki: “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü uyarınca hüküm fıkrasının infaza elverişli ve açık olması gerekmektedir.
Hükümler, davayı esastan çözümleyen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardır. Hüküm ile taraflar arasındaki uyuşmazlık sona erer ve hüküm kesinleşince artık o uyuşmazlık hakkında yeni bir dava açılamaz. HMK’nun 297/son maddesi gereğince hüküm fıkrasının açık olması taraflara bahşedilen vazife ve haklar, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde yazılmalı, hüküm infazı kabil olmalıdır.
Mahkemece, yapılan yargılama neticesi, hükümde belirtilen gerekçelerle, “davanın kabulü ile, davacının 01/01/1988 yılından 05/01/2012 tarihine kadar sigortalı olduğunun tespitine ve 01/02/2012 tarihinde emekliliğe hak kazandığının tespitine, emeklilik aylığı bağlanması yönündeki talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulmuştur.
Davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine dair istemi karşısında, anılan hükme aykırı olarak, hem talebin kabulüne, hem de yaşlılık aylığına hak kazanıldığı halde, talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: 1- İlk Derece Mahkemesi hükmünün (1) nolu bendinde yer alan “emekliliğe” ibaresinin silinerek yerine “yaşlılık aylığına” ibaresinin yazılmasına,
2- İlk Derece Mahkemesi hükmünün (2) nolu bendinde yer alan “Emeklilik aylığı bağlanması yönündeki talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına” ibaresinin silinerek hükümden çıkarılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.