YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9838
KARAR NO : 2022/14666
KARAR TARİHİ : 22.11.2022
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince ilâmda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesi kararının davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz’in 19/10/2021 tarih, 2020/7223 Esas, 2021/12500 Karar sayılı kararı ile bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına, ilk derece mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince bozmaya uyularak ilamda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek temyiz isteğinin süresinde olduğu, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22/11/2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. … ile davacı adına Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
A.Manevi Tazminat Yönünden;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.
Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
Somut olay incelendiğinde, manevi tazminat istemi hakkındaki hükmün miktar yönünden yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, davalının anılan hükme yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
B.Maddi Tazminat Yönünden;
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
Dosya kapsamından, 04/03/2008 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle davacıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının %51,00 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacının %20 oranın müterafik kusurunun bulunduğu, hükme esas bilirkişi hesap raporunda kaza tarihinden aktif dönem sonu/pasif dönem başlangıcına kadar davacının ücretinin tanık beyanlarına göre 1.800,00 ABD Doları olduğu kabulünden hareketle hesaplama yapıldığı, Kurum tarafından olayla ilgili tahkikat yapılırken müfettiş tarafından davacı kazalı ile tanık … …’ın ifadelerinin alındığı, hem davacı kazalının hem de tanık …’ın müfettiş ifadelerinde aynı işi yaptıklarını ve inşaat ustası olduklarını, son ücretlerinin 1.400,00 ABD Doları olduğunu beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
İş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Bunun yanında bir işçinin yurt dışında yaptığı iş karşılığı aldığı ücretle, yurt içinde aynı ya da benzer işi yaparken aldığı ücretin yurt dışı ücreti kadar ya da o ücretten daha fazla miktarda olduğunun kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır.
Somut olayda davacı kazalı ile tanık … …’ın müfettiş tarafından alınan ifadelerinde belirttikleri 1.400,00 ABD doları ücret ile duruşmada dinelenen tanıklar tarafından belirtilen 1.800,00 ABD doları ücret arasındaki çelişki giderilmeksizin sonuca gidilmesi hatalı olduğu gibi davacının projenin bitişinde yurda döneceği gözden kaçırılarak kaza tarihinden aktif dönem sonu/pasif dönem başlangıcına kadar yurt dışı ücreti üzerinden maddi tazminat hesaplanması da doğru değildir.
Yapılacak iş, davacı kazalı ile tanık … …’ın Kurum müfettişi tarafından alınan ifadelerinde belirttikleri 1.400,00 ABD doları ücret ile duruşmada dinelenen tanıklar tarafından belirtilen 1.800,00 ABD doları ücret arasındaki çelişkiler giderilerek yurt dışı ücretinin belirlenmesinden sonra kazanın meydana geldiği yurt dışındaki projenin bitirildiği tarihi tespit etmek, davacının bu tarihte yurda döndüğü kabulünden hareketle davacının yaşı, işi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından, … Bakanlığı’ndan ve …’den sigortalının dönüş tarihinden sonra yurt içinde alabileceği ücretleri araştırmak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip davacının yurt içinde alabileceği gerçek ücreti tereddütsüz olarak belirlemek, kaza tarihi ile projenin bitiş tarihi arasındaki maddi zararın tespit edilecek yurt dışı ücretinin Türk Lirası karşılığı üzerinden, projenin bitiminden(davacının yurda dönüş tarihinden) pasif döneme kadar olan maddi zararın ise tespit edilecek yurt içi ücreti üzerinden hesaplanması gerektiğini ve davacının kanun yoluna başvurmamış olması nedeniyle hükme esas alınan bilirkişi hesap raporundaki bilinen/iskontosuz, bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerininin değiştirilmemesi gerektiğini dikkate alan yeni bir hesap raporu almak ve usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davalı avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 22/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.