Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/9890 E. 2022/15972 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9890
KARAR NO : 2022/15972
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İlk Derece
Mahkemesi : Bingöl 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, müvekkilinin davalı …’nda 2005 yılından 15.02.2020 tarihine kadar sekreter olarak hizmet akdine dayalı olarak çalıştığını belirterek, Kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili, davacının çalıştırılması için vekili olduğu siyasi partinin hiçbir onay, icazet ve muvaffakatının bulunmadığını, aralarında bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, 2820 sayılı Kanunun 71. maddesini değiştiren 12. madde kapsamında davanın görülme şartlarının ortadan kalktığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil vekili, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, dava açılmadan önce kuruma başvuru şartının yerine getirilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“1-)Davanın pasif husumet yokluğundan reddine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, CHP Tüzelkişiliğinin Bingöl İl Başkanlığında fiili olarak gerçekleşen çalışmaların tespitine yönelik yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığını, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 71. maddesine göre siyasi parti il veya ilçe teşkilatları tarafından yapılan sözleşmeler, merkez karar ve yönetim kurulu tarafından izin veya onay verilmediği sürece siyasi parti tüzel kişiliğini bağlamadığı hükmünü yer verildiği, aynı Yasa’ya 2016 yılında yapılan değişiklikle “hizmet sözleşmeleri de dahil” ibaresi eklenmiş olmakla, iş sözleşmeleri bakımından da izin ve onay şartı kesin olarak öngörüldüğünü, tutanak kayıtları ve tanık beyanlarında davacının çalışmasının ispat edildiğini beyanla eksik araştırmaya dayalı kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Eldeki davada, davacı vekili, müvekkilinin davalı …’nda 2005 yılından 15.02.2020 tarihine kadar sekreter olarak hizmet akdine dayalı olarak çalıştığını beyanla hizmet sürelerinin tespitini talep etmiş olup Mahkemece, davacının hizmeti yönünden davalı Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı nezdinde yetki, onay veya sair bir kaydın olup olmadığına dair araştırma yapıldığı, ancak parti genel başkanlığına intikal eden veya parti genel başkanlığına intikal etmiş olsa bile genel başkanlıkça onay veya yetki verilen bir çalışmanın söz konusu olmadığı, davacı tarafa husumete ilişkin beyanda bulunmak üzere süre verildiği ancak yapılan araştırmalara göre dava dışı şirketler ile davalı iş yerleri arasında herhangi bir bağ olmadığının tespit edildiği, davacı tarafça husumete ilişkin beyanda bulunulmadığı, davalı … Başkanlığı’nın ise tüzel kişiliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalılar Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı ve … yönünden husumet yokluğundan reddine karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır.
Somut davayla ilgili Siyasal Partiler Kanunu’nun 71. maddesine göre; Siyasi partilerin yapacakları giderler, sözleşmeler ve girişecekleri yükümlülükler; genel merkezde parti tüzelkişiliği adına, illerde il yönetim kurulu adına ve ilçelerde ilçe yönetim kurulu adına yetkili kılınan kişi veya kurulca yapılır. Siyasi partilerin il ve ilçelerdeki teşkilat kademeleri tarafından parti tüzel kişiliği adına sözleşme yapılmasına ve yükümlülük altına girilmesine ilişkin esaslar, merkez karar ve yönetim kurulunca tespit olunur. Bu esaslara aykırı olarak yahut siyasi partilerin tüzüklerine göre merkez karar ve yönetim kurulunca önceden yazılı yetki verilmediği veya
sonradan bir kararla onaylanmadığı takdirde, partinin teşkilat kademelerinin yaptıkları hizmet sözleşmeleri de dâhil her türlü sözleşme ve giriştikleri yükümlülüklerden dolayı, parti tüzel kişiliği hiçbir suretle sorumlu tutulamaz; merkez karar ve yönetim kurulu veya genel başkan veya parti tüzel kişiliği aleyhine takipte bulunulamaz. Bu takdirde sorumluluk, sözleşmeyi yapan veya yükümlülük altına giren kişi veya kişilere ait olur.
Eldeki davada, davacının çalışmalarıyla ilgili davalı partinin genel merkezinden verilen herhangi bir yetki, onay veya bir kaydın bulunmadığı belirgin olup, mahkemece yapılacak iş; sorumluluğun sözleşmeyi yapan veya yükümlülük altına giren kişi veya kişilere ait olacağı gözetilerek, davanın kamu düzenine ilişkin niteliği gereği HMK. 124. maddesi dikkate alınmak suretiyle, adı geçen şahıs/şahıslara karşı husumet yöneltmesi için davacıya mehil verilmeli, davaya dahil edilen şahıs/şahısların göstereceği tüm deliller toplandıktan sonra yapılacak değerlendirme ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.