Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/9979 E. 2022/11563 K. 29.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9979
KARAR NO : 2022/11563
KARAR TARİHİ : 29.09.2022

Mahkemesi : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

Dava, hizmet ve prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davann kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince davalıların istinaf talebinin reddine, davacının istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 08.11.2021 günlü, 2020/11559 Esas, 2021/13692 Karar sayılı kararı ile bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası bölge adliye mahkemesi tarafından verilen davanın kısmen kabulüne dair karara karşı davacı ve davalı Kurum vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 80. Maddeye göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 200. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, aynı maddenin 2. fıkrasında, madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
İnceleme konusu dosyada; davacı 23.06.2009-27.01.2014 tarihleri arasında çalıştığının ve son aylık ücretinin 1.200.00 TL olduğunu belirterek prime esas kazancın tespitini talep etmiş, davanın kısmen kabulüne ilişkin karar Dairemizin 08.11.2021 tarihli ilamıyla prime esas kazanç yönünden inceleme yapılması gerektiği yönünden bozulmuştur. Bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, davacının hükümde belirtilen sürelerde asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de prime esas kazanç yönünden bozma gereğinin yerine getirilmediği görülmektedir.
Somut davada; dosyaya sunulan banka kayıtları irdelenmeden ve yukarıda belirtilen mevzuat kapsamında araştırma yapılmadan karar verilmesi yerinde değildir. Kaldı ki 2011/11, 2012/12, 2013/2 ve 7. aylarda hesaba yatırılan miktar asgari ücretin üzerinde olmasına rağmen bu hususun gözetilmemesi hatalı olmuştur. Diğer yandan 2009/6-12 aylara ilişkin banka kayıtlarının asgari ücretin bir miktar altında olması karşısında asgari ücret üzerinden değerlendirilmesi yerinde olmakla birlikte, bu dönemler bakımından dahi bozmada belirtilen ispat durumunun gereği gibi irdelenmemesi yerinde değildir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ve davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin kısmen kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2. maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.